Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

ÇMO

Konu, 'Çevre İzinleri ve Lisanslar' kısmında Erdem Akgül tarafından paylaşıldı.

  1. Erdem Akgül

    Erdem Akgül CMNet Üyesi

    Oda yönetimden geln bir mail beni müthiş derece de üzdü.maalesef şaşkınlık içerisinde ve üzücü bir ifadeyle karşıladığımız bu durum karşısında Genel Kurulda desteklediğimiz ve başarılı olacağına inandığımız Genç arkadaşlarımızdan , yargısız infaz yapılamaycağı ve sağlıklı bir değerlendirme yapılması açısından bir açıklama bekliyoruz. fakat bu açıklamalarda yakışıksız olmuş diye düşünüyorum.daha yapıcı ve diyaloğa dayalı bir yola başvurulabilinirdi.şimdi meslektaşlarımız içerisnde bir yan tutma zorunluluğuna sürüklenme çabasına girilmiş ki bu da yıkıcı, diyalog dışı tuttumlar ve karşılıklı ithamlarla sonuçsuz kalacak bir dönem amaçlama isteğidir. dileğimiz sağduyu ve aklın hakim olduğu bir tavırla bu huzursuzluğun son bulmasıdır.

    "Değerli Meslektaşlarımız,
    Bildiğiniz üzere 17-18Nisan 2010 tarihinde Odamızın Genel Kurulu yapılmıştır. Oda Yönetiminidevraldığımız 22 Nisan 2010 tarihinden itibaren 10. Dönem Oda Yönetim Kuruluolarak görevimizi yürütmekteyiz. Seçimlerde bir önceki yönetimi temsil eden veşu anda Ankara Şubemizin Yönetim Kurulu Üyelerinin de içinde yer aldığı “ToplumcuÇevre Mühendisleri” tarafından tüm oda birimlerine gönderilen e-posta’yı sizdeğerli üyelerimiz ile paylaşma ihtiyacı duymuş bulunmaktayız. Takdir sizdeğerli üyelerimizindir. "

    TMMOB ÇevreMühendisleri Odası
    Yönetim Kurulu



    ...................................................................

    BİR YILIN ARDINDAN, NE SÖYLENDİ? NE OLDU?

    ÇMO 10. Dönem Genel Kurulu'nun ardından bir yılı aşkın bir süre geçmiş ve Yönetim Kurulu'nun faaliyet ve anlayışları biz Toplumcu Çevre Mühendisleri açısından değerlendirilerek meslektaşlarımızla paylaşılma gereği hissedilmiştir.
    ÇMO Genel Kurulu'nun ardından göreve gelen Oda Yönetim Kurulu, ÇMO tarihinde bugüne kadar “eşi ve benzeri görülmemiş uygulamalara” imza atmıştır.
    Göreve gelmelerini müteakip ilk icraatlarını Oda personeli üzerinde göstermiş, meslektaşımız olan iki Oda çalışanımızı haksız gerekçelerle işten çıkarmış, özellikle Ankara Şube çalışanlarımıza ciddi bir mobing uygulaması başlatmıştır. Kendi söylemleri ile bu "yeni" dönem, ÇMO içerisinde hiç de tanıdık olmayan patronvari hareketlerle şekillenmiştir.
    10. Dönem Yönetim Kurulu, benzer uygulamalarını seçilmiş Şube Yönetimleri üzerinde uygulamaktan da çekinmemiştir. ÇMO Şube Yönetimlerini yok saymış, ÇMO Ana Yönetmeliği’nde açıkça tanımlanmış Oda organlarımıza bir kez bile bakmaksızın, şubelerimizi ticari bir şirketin bayileriymişçesine değerlendirmiş ve bu sakat anlayışa göre tutum almıştır. Oda ortamlarında birçok meslektaşımızın katkı ve katılımları ile şekillenen Demokratik Merkeziyetçilik ilkemizi, şube inisiyatiflerimizi dikkate almaksızın, 10. Dönem Oda Yönetim Kurulu’nun keyfi ve ben yaptım oldu yaklaşımları boy vermeye başlamıştır. ÇMO tarihinde ilk kez bir Oda Yönetim Kurulu, adeta şube gibi hareket ederek bir şubemiz için alan daraltmış, Şube Yöneticilerimizi mağdur duruma düşürmüştür. Bir yılı aşkın süre içerisinde Danışma Kurulları'nı birimlere geç haber vermeyi adet edinmiş, yeri gelmiş Oda'nın çalıştayını örgüte hiç haber vermemiş, Danışma Kurulları'nda yükselen veya birimlerden gelen yazılı itirazları dikkate almamış, yanıtsız bırakmış; özellikle işten çıkarmalar konusunda yapılan itirazları "Onur Kurulu'nu işletme" tehdidi ile susturmak istemiştir.
    Oda çalışanlarımızın çalışma ortamlarında huzursuzluğun hakim olması, iş barışının yok edilmesi, birim yöneticilerimizin hiçe sayılmasının yanı sıra, 10. Dönem Oda Yönetim Kurulu, boyundan çokça büyük işlere girerek ÇMO tarihini yok sayma gafletinde bulunmakta da hiçbir çekince görmemiştir. Odamız tarafından uzun soluklu mücadelelerle bugüne getirilmiş süreçlerin miladı kendileri ile başlıyormuşçasına beyanatlar vermekle, her gittikleri yere ilk kez ayak basan Colomb misali açıklamaları ile üye üzerinde ciddi bir rahatsızlık yaratmışlardır.
    10. Dönem Oda Yönetim Kurulu kendi idari yapısında da göreve geldiği günden itibaren ÇMO tarihinde “görülmemiş” işlere imza atmaktadır:
    Göreve gelmelerinin kısa bir süre sonrasında Oda Yönetim Kurulu Başkanı ve bir yönetim kurulu üyesi istifa ederek yönetim kurulundan çekilmişlerdir. Benzer istifalar diğer Oda organları içerisinde de yaşanmıştır. Örgüt bu konuda bilgisiz bırakılmış; Yönetim ve diğer Oda organları içerisindeki istifalar hakkında ne birimlere ne de üyeye herhangi bir açıklama gereği hissetmeyen 10. Dönem Oda Yönetim Kurulu, yola nasıl olsa devam ederim düşüncesi ile hareket etmiştir.
    İstifalarin aksine, Genel Kurul'da kendisinden önce görev yapanlar için "koltuk düşkünleri" diye tabirler kullanan Yönetim Kurulu üyesi, askerde olmasına rağmen II. Başkan ve TMMOB Yönetim Kurulu Üyeliği koltuklarını bırakamamıştır. Oysa ki, ÇMO Ana Yönetmeliği'nin 24. maddesi oldukça açıktır. Askere gidecek olan yönetim kurulu üyesinin, askerlik hizmetine başlamadan önce istifası gerekir. Askerde olan bir kişinin Oda Yönetim Kurulu toplantılarına katılamayacağı, bulunmadığı bir ortamda II. Başkanlığı yürütemeyeceği ve TMMOB içerisinde ÇMO'yu temsil edemeyeceği son derece açık ve TMMOB ortamında bilinen bir durumdur. Sonuç olarak, böylesi bir “adam sendecilik” ve hukuk tanımayan yaklaşım, bu dönem içerisinde TMMOB ve Oda ilişkilerinin askıya alınmasına, Odamızın TMMOB ortamlarından yalıtılmasına neden olmuştur.
    Her aldıkları nefesi, yaptıkları her işi, çalışmayı, “Dünyanın 7. Harikasıymışçasına” algılayan Oda Yönetim Kurulu, bu arada çok hazindir ki Oda Genel Kurulu'nun kendisine verdiği görevleri önemsememiştir:
    17 Nisan 2011 tarihinde yapılan ÇMO 10. Genel Kurulu’nda, alınan kararlardan biri, ÇMO Olağanüstü Genel Kurulu’nun yapılarak, burada Oda Yönetmeliklerinin düzenlenmesi yönündedir. Bugüne kadar anılan bu genel kurulun hazırlık çalışmalarına dair herhangi bir bilgi paylaşımı olmamıştır. Odamızın en üst karar organını ve burada alınan kararları hiçe sayan bir tutum, aslında mevcut siyasi iktidarın, AKP’nin “ileri demokrasi” anlayışı ile ne kadar da benzerlik göstermektedir. Bu durum Oda ortamlarında “faşizmin ayak sesleri “olarak da okunabilir.
    Bu noktada, Oda Genel Kurulu'nda şube olmasına karar verilen birimler ve atanması kararlaştırılan temsilcilikler üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış ve eğer var ise yapılan girişimler örgütle paylaşılmamıştır. Oda'nın örgütlülüğüne dair hayati önem taşıyan bu kararlar, taleplerin geldiği yerlerde şube/temsilcilik gerektiren yapılandırmaların olup olmadığına bakılmaksızın, sandığa nasıl yansıyacağı hesapları yapılarak alınmış ve sonrasında suskunluğa bürünülmüştür. Gençlikleri kendilerinden menkul bu yapının, üstlendikleri sorumluluğun ne olduğunu kavraması ve bu ciddiyetle çalışması gerekmektedir.
    Oda Genel Kurul salonunda TMMOB mevzuatına aykırılığını ifade etmemize rağmen "Mali işler Yönergesi"nde yapılan değişiklik bir seçim vaadi olarak kullanılmış, ancak iş icraata geldiğinde verilen tüm sözler unutulmuştur.
    Bu yapının Genel Kurul salonundaki eleştirilerinden birisi Oda'nın teknik yayınlarının yetersizliği konusunda olmuştur. Ancak yönetime geldikleri günden bu yana bırakın herhangi bir kitap hazırlığını, Odamızın süreli yayınlarından olan "Çevre ve Mühendis" dergisi bile tek sayı olsun çıkarılmamıştır.
    Yine aynı Oda Genel Kurulu'nda 1 Mayıs 2010'nun Taksim'de, Tekel İşçileri ile beraber kutlamaya karar verilmiş olmasına rağmen, 10. Dönem Oda Yönetim Kurulu çağrıyı bu yönde yapmadığı gibi Yönetim Kurulu olarak Taksim'de hazır da bulunmamıştır. Sözde demokratlık, sözde yurtseverlik, sözde çağdaşlık, daha ilk anda sınıfta kalmıştır. Köklerini, TMMOB ortamındaki devrimci demokrat damardan alan TOPLUMCU ÇEVRE MÜHENDİSLERİ, demokratik bir meslek örgütünün gereği olmanın doğal sonucu olarak, toplumsal muhalefetin her noktasında, 1 Mayıs Alanlarında, HES Direnişlerinde, YGS İsyanlarında, Ezilenlerin ve Emekçilerin yanında olmuştur; Harun Karadeniz gibi, Teoman Öztürk gibi, Terzi Fikri gibi, Dev-Genç gibi, Denizler gibi…
    Bu 1 Mayıs ise tüm coşkusuna, birlik, beraberlik ve dayanışmanın tüm görkemine rağmen ÇMO çalışanları adına 10. Dönem Yönetim Kurulu tarafından çözümsüzlüğe götürülerek imzalanmamış toplu sözleşmenin gölgesinde geçmiştir. Kendi emekçilerinin hakkını vermekten imtina eden Oda Yönetim Kurulu'nun birlik, beraberlik ve dayanışmadan ne denli uzak olduğu kendi uygulamaları ile ortadadır.
    10. Dönem Oda Yönetim Kurulu, kamuoyu ile paylaştığı açıklamalarında da kendinden bekleneni göstermiş, Odamızın kurumsal dilini bir çırpıda es geçerek ortalığı deyim yerindeyse panayır yerine çevirmiştir. Oda’nın söylemi bazen sol liberal, bazen iktidardan medet uman, bazen Çevre ve Orman Bakanlığı’nı kof tehditlerle eleştiren bir çizgiye oturmuştur. Oda Yönetim Kurulu üyelerinin kafası karışmıştır ya da yola çıktıkları anda mevcut olan kafa karışıklığı kronik bir hal almıştır.
    10. Çalışma Dönemi içerisinde büyük başarılar olarak sundukları faaliyetler üye-toplum-meslek üçgenine vurulduğunda, ne yazık ki sınıfta kalmaktan ileri gidememiştir.
    Örneğin, TBMM’nde tartışmaya açılan “tabiat ve biyoçeşitliliği koruma yasa tasarısı” hakkında meclise ÇMO olarak görüş bildirdiklerini ve tasarıda toplum ve doğa yararına aykırı ibarelerin kendileri sayelerinde çıkarıldığını belirterek yasa tasarısının durdurulduğunu şubelere/üyelere açıklamaktadırlar. Oysa yasa tasarısının özünü teşkil eden doğanın metalaştırılmasının önüne geçilebilecek, su havzalarının sit ve koruma kararlarını koruyan hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Ayrıca tasarı belirtildiğinin aksine durdurulmamış, Meclis Çevre Komisyonu’nun raporu ile komisyonlardan geçirilerek TBMM gündemine görüşülmek üzere sokulmuş ve gündem sırasını beklemektedir.
    Aynı şekilde Çevre Denetim Yönetmeliği''nde de köklü değişiklikler yaptırdıklarını beyan etmelerine rağmen, beyanlarının aksine; yönetmeliğin özünde karşı durulması gereken denetim yetkisinin bakanlıktan özel şirketlere “iç tetkik” adı altında verilmesi, çevre mühendisliği hizmetlerinde kamu denetiminin yok edilmesi, çevre mühendisliği formasyonunun ve eğitiminin hiçe sayılmasını sağlayacak sertifikalandırma (sınav, A, B sertifikası ile çevre görevlisi olunabilmesi) yönetmeliğin esasları olarak aynen korunmaktadır. Oda Yönetim Kurulu , dar meslekçi bakış açısı yanında, “mavi boncuk” dağıtma çabalarını artık yanlış ve eksik bilgilerle süsleyen kirli politikalara yönlendirmiştir.
    10. Dönem Oda Yönetim Kurulu'nun uyguladığı politika ve tutumlar, ne yazık ki "gençliklerine" verilemeyecek hatalar ile doludur. Bu uygulamaların büyük bir kısmının dünyayı algılamadaki uzlaşmaz farklılıklarımızdan kaynaklandığı açıktır.
    Toplumcu Çevre Mühendisleri olarak, Oda'nın toplumun ve meslektaşın gündeminden uzaklaşarak akıntıya kapılmış olmasından duyduğumuz rahatsızlığı meslektaşlarımız ve kamuoyunun bilgisine sunarız.

    TOPLUMCU ÇEVRE MÜHENDİSLERİ
    YAŞASIN DEMOKRASİ MÜCADELEMİZ
    YAŞASIN ÇMO VE TMMOB
    NE GEÇMİŞ TÜKENDİ, NE YARINLAR…
    HAYAT YENİLER BİZLERİ…
     
  2. Melih Coşar

    Melih Coşar Genel Yönetici

    Tam ben yolluyordum ki...:))

    Şaka bir yana ÇMO ve Çevre Mühendisleri olarak bir araya gelmemiz gerekli. Bu konuda konuşmak lazım gelir..