Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Nükleer karşıtı aktivist kardenizli... kazım koyuncu yu bilirmisiniz?

Konu, 'Enerji Kaynakları' kısmında ritimsiz tarafından paylaşıldı.

  1. ritimsiz

    ritimsiz Misafir

    Ben Sadece...
    Baba ben yıkıcıyım ama
    Kendini bilmez değilim
    Yaşamak istiyorum sadece
    Kendi savaşlarım uğrunda
    Ben sadece ben olmak istiyorum
    Işık hızıyla geçen zamanı
    Yaşamak belki de çok zor
    Korkuyorum ben geçmişten (derken çernobilden bahsediyordu)
    Korkuyorum gelecekten (derken kanserden bahsediyordu)

    Tek derdi vardı;
    sadece yaşamak istiyordu..
    belki de babası ile arası açıktı kim bilir..
    toplumdan farklı oldukları için aileleri tarafından yadırganan 'müzisyen ruhlu çocuklar' 'ın bir çoğu gibi..
    iyi bir müzisyendi..
    Nükleere karşıydı...
    karadenizliydi...
    Yanlışlara Başkaldırmanın 'hata olduğunu' öğretememişti belkide babası..
    toplumda ki herhangi biri asla olmadı, olamadı...
    Kazım koyuncuyu yaşarken bilen takip eden birisi olarak..
    inandığı doğrular uğruna bir ömür savaş verip nasıl yollardan geçtiğini bilirim..
    ve bu savaşın haklılığını kanser olup ölerek kanıtlayan güzel insan..
    mekanı cennet olsun diyorum...
    nükleere evet derken;
    Bu ülkeden bir KAZIM KOYUNCU geçti..
    Nükleerden, Kanserden Öldü!
    Gözümüzün önünde öldü hemde...
    Öldürüldü Ey halkı! unutma onu...


    Kazım Koyuncu'nun katili nükleer lobisi!



    [​IMG]
    Kazım Koyuncu, 7 Kasım 1971 tarihinde Artvin'de doğdu (resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972). 8 yıl önce, 25 Haziran 2005'de kanserden öldü. 33 yıllık hayatındaki müzisyen ve aktivist kimliği iz bıraktı. Kazım Koyuncu'nun ölümüne Çernobil nükleer santralindeki kaza neden oldu.

    Ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak müzik hayatına başlayan Kazım Koyuncu, 1992 yılında Ali Elver ile 'Dinmeyen' adında bir müzik grubu kurdu.
    Daha sonra Laz halk müziğini rock ile harmanlayan müzik grubunu, Zuğaşi Berepe'yi Mehmedali Barış Beşli ile kurdu. Zuğaşi Berepe, 'Denizin Çocukları' anlamına gelmektedir. Bu grup ile 1995 yılında 'Bilmiyoruz' anlamına gelen Va Mişkunan albümünü ve 1998'de 'Gidiyor' anlamına gelen İgzas adlı albümünü yayınladı. Grup, sadece 130 adet basılan, Bruxel Live adındaki albümün çıkmasından sonra 1999 yılında dağıldı.
    Kazım Koyuncu daha sonra müzik hayatına tek başına devam etti; birçok ünlü müzisyenle beraber çalıştı. 2001 yılında Viya, 2004 yılında Hayde ve ölümünden sonra, 2006 yılında, Dünyada Bir Yerdeyim isimli albümleri çıktı. Bazı televizyon dizilerine de müzik yaptı.
    İstanbul'a üniversite eğitimi için gelen, burada müzikle yoğun olarak uğraşmaya başlayan Kazım Koyuncu, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden siyasi nedenlerle ayrıldı. Barışarock'ın da aktivistlerinden olan Koyuncu, Karadeniz Sahil Yolu inşaatına karşı Rize'nin Fındıklı ilçesindeki eylemleri destekledi. Çernobil kazasından sonra doğup büyüdüğü Karadeniz Bölgesi'ndeki kanser vakalarının artışına tepkili olup, hayatının sonuna kadar nükleer santrallara karşı mücadele etti. O da bölgede yaşayan birçok insan gibi Çernobil kazasının neden olduğu kanserden öldü.
    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kayıhan Pala, Kazım Koyuncu'nun kanserden ölümünün ardından, araştırmanın Hopa'da gerçekleştirildiğini, 1939 ev ve 7 bin 831 kişi ile görüşüldüğünü bildirmişti. Kayıhan Pala, 1-30 Eylül 2005 tarihleri arasında yapılan araştırmaya göre, Hopa'da, tanısı doğrulanmış 49, doğrulanmamış 27 olmak üzere toplam 76 kanser hastası olduğunun tespit edildiğini kaydetmişti.
    Araştırmaya göre, Hopa'da yıllık kanser görülme sıklığının erkeklerde yüzbinde 149.5, kadınlarda yüzbinde 117.5 olarak ortaya çıktığını ifade eden Pala, bu oranının dünyaya göre çok yüksek olduğunu vurguladı. Pala, "Hopa'da son 3 yılda meydana gelen ölümlerin yüzde 47.9'unun nedeni kanser olarak belirlenmiştir" dedi.
    Hükümet, Kazım Koyuncu'nun ve birçok vatandaşının katili olan nükleer lobisi ile, Çernobil'in sorumlusu Rusya ile arka arkaya anlaşmalar yaparak hem Akkuyu'da hem de Sinop'ta nükleer santral yapma hazırlığında.
    Nükleer santral kanser demektir, nükleer santral nükleer silah demektir. Nükleer santral yapımı ile hükümet, halkın yaşam hakkını tehdit etmektedir. Nükleer anlaşmalar derhal iptal edilmelidir.
    Geride bıraktığı mücadele azmiyle bugün nükleer karşıtlarının, HES direnişçilerinin yolunu aydınlatan Kazım Koyuncu'yu sevgiyle anıyoruz...
    ----------------------------------------------------------------------------------
     
  2. CMNet Okuru

    CMNet Okuru CMNet Üyesi

    Yazının kaynağı: Marksist.org öyle mi? Peki. Şu adam ülkücü falan olsaydı, şimdi bu yazıyı bu konuyu burada görmemiz çok zor olacaktı. Daha doğrusu yani yine paylaşılacaktı elbet ama büyük ihtimalle paylaşan siz olmayacaktınız.
     
  3. ritimsiz

    ritimsiz Misafir

    ya abicim; yazının içeriğini okudunuz mu? kazım koyuncu anlatıyor sadece.. başka bir şey yok ki...
    ayrıca ben marksist falan. hak getire yaa. kesinlikle değilim. alakam yok. :koptum::koptum:

    bu arada karadenizden pek bölücüde çıkmaz ya neyse... :)@Eagle
    kazım koyuncu ve nükleer i google aratırken bulduğum bir yazı...
     
  4. CMNet Okuru

    CMNet Okuru CMNet Üyesi

    Okumadığım şeye yorum yazmam ben onu demiyorum. Siz burada sürekli 'anti nükleer' ile ilgili şeyler paylaşıyorsunuz. Öyle bir anti olmuşsunuz ki, bu kadar da takıntı etmenize gerek yok. Nedir bu nefret anlamış değilim. Amacınız ne yani. Tüm bu antiliği yumuşatmak adına da bunu paylaşmışsınız herhalde. Aklıma bu geldi üzgünüm.
     
  5. ritimsiz

    ritimsiz Misafir

    evet. cidden bu sorun beni çok korkutuyor. evet doğru kelime bu. çok korkutuyor. annem soruyor, halam soruyor kuzenim soruyor. nedir nükleer. herkes tedirgin. çevre mühendisi olarak bana soruyorlar. bende cevaplamak için araştırma yapıyorum. araştırma yaptıkça daha çok korkuyorum. böyle bir döngü işte... @Eagle
     
  6. CMNet Okuru

    CMNet Okuru CMNet Üyesi

    Bir şey olacağı varsa da zaten olur yapacak bir şey yok. Ama 'herkes' mi böyle tedirgin acaba. Nükleer destekçileri ve karşı olanları anlamaya çalışıyorum. Timur İmparatorluğu hükümdarı Timur'un anadoluya girdikten sonra Nasreddin Hoca'ya duyduğu saygı gibi saygı duyulmalı. Fakat... Bu saygı, gerçekler neticesinde olmalı. :harika: