Dünya çevre gündemine dair haberler

D

deleted25658

amterdam-bisiklet-yolu-810x539.jpg

Plastik atıkları değerlendirme, geri dönüştürme projeleri zaman geçtikçe artmakta hali hazırda olan projelere yenileri eklenmektedir. Plastik şişe kapaklarından geri dönüşüm projeleri hep gündemdedir. Günümüzde çöplerin plastik ve kâğıt olanlarının ayrılması geri dönüşüm için ayrı atılması fikri gün geçtikçe yaygınlaşmış, benimsenmiştir. Ayrılan bu plastik çöpler genelde gündelik eşyalara dönüştürülerek tekrar satılmaktadır. Fakat bazı plastik toplayıcı firmalar, topladıkları plastikleri enerji adına yakmaktadırlar. Yakılan plastik atıklar atmosfere kömürden daha fazla karbon salınımı yapar. Toplanan plastik atıklar bu şekilde havaya karışarak insanların sağlığını olumsuz etkilemektedir.

amsterdam-bisiklet-yolu-768x508.jpg

İlk Akıllı Bisiklet Yolu
Son zamanlarda hayata geçirilen plastik atıkların değerlendirilmesi projesi ise oldukça umut vericidir. Projede plastik atıklar kullanılarak bisiklet yoluna dönüştürüldü. Asfalt yerine kullanılan plastik atıkları kullanma fikri Amsterdam’da PlasticRoads projesinden çıkmıştır. 218 bin plastik bardak ve 500 bin plastik şişe kapaklardan geri dönüşüm gerçekleşmiştir. Bu plastik atıkların kullanılmasından 30 metrelik bisiklet parkuru elde edilmiştir.
Ayrıca bisiklet parkuruna üzerinden geçen bisiklet sayısı, günün sıcaklığını algılayan sensörler de eklenmiştir. Hem çevre dostlarının gönlünü çelen hem de teknoloji severlerin gönlünü çelen bu proje gelecekteki birçok projeye ışık tutar nitelikte olmuştur. PlasticRoad bu sebeple dünyanın ilk akıllı bisiklet yolu olarak tarihe geçmiştir. Proje sayesinde plastik ve şişe kapaklardan geri dönüşümatıklarından yol bile yapılabileceği kanıtlanmıştır.
plastic-road-768x485 (1).jpg

Hem fosil yakıtların daha az kullanılması adına hem de geri dönüşüm projelerinin hayatımızın her yerinde kullanılabilecek olması oldukça faydalı ve işlevsel bir fikir. Her açıdan kusursuz görünen bu projenin yaygınlaşması birçok şehre yapılması için çaba sarf edilmektedir. PlasticRoad üzerinde sağlamlık çalışmaları devam ediyor.
Üzerinde kaç kamyon taşıyabileceğine arabaların sıcaklıklarına ne kadar dayanabileceği hala test aşamasında olsa da, asfalt yerine atık plastiklerden yol yapma fikri kulağa harika geliyor. Eğer sıcaklığa ve ağırlığa karşı daha da geliştirilirse yeni bir geri dönüşüm devrimi başlıyor diyebiliriz. Ayrıca bu yolun yapımı, asfalt yollara kıyasla 3 kat daha uzun ömürlü ve %70 oranında daha hızlı üretimi yapılmaktadır. Bu proje her ülkede hayatımıza geçirilebilinirse çok harika olacaktır.
 
D

deleted25658

print-your-city-810x480.jpg
Hollanda’nın Rotterdam kentinde 3 boyutlu tasarım üzerine hizmet veren The New Raw tasarım şirketi
Bağlantıyı görmek için üye girişi yapmalısınız.
ların yeniden değerlendirilmesi için daha önceden uygulanmamış bir çalışmaya imza attı. Söz konusu bu çalışmaya dayanarak
Bağlantıyı görmek için üye girişi yapmalısınız.
ların adeta Rotterdam sokaklarının her bir yanında üretilmiş banklara dönüştürülmüş durumda.

plastik-atik-810x540.jpg

Böylelikle atık olarak kalmayarak insanlar tarafından oturulmak üzere kullanılması amacıyla bu şekilde bir uygulamanın başlatılmış olduğunu rahatlıkla ifade etmek mümkün.
Diğer taraftan sözü edilen bu uygulamaya dayanarak plastik atıkların 3D kent mobilyasına dönüşmüş halleri dikkate alındığı zaman gerçekten de sıra dışı özellikleriyle karşımıza çıktığını kesinlikle belirtmek gerekmektedir.
plastik-torbalar--810x542.jpg

İleri Dönüşüm Teknolojisi Kullanılıyor
Bu projenin kaynağı olan The New Raw tasarım stüdyosu “Kendi Şehrini Yazdır – Print Your City” sloganıyla diğer ülkelerde de bu tip kent mobilyaları projesini geliştirmek üzere olduklarını söylüyor.
 
D

deleted25658

@S. Sancar Tural
Tabiki bazı şeyler eğitimle bu da bizim ülkede zaman alıcaktır bazı şeyler avrupa da daha rahat uygulamaya geçiyor bizde maalesef kolay olmuyor bunu iyi bir alt yapısı olması lazım ...
 
D

deleted25658

copunu-uygun-sekilde-atmadigi-icin-hapis-2018haber.jpg
İsviçre’nin Bil kentinde ikamet eden bir adam, çöpü doğru atmadığı gerekçesiyle cezaevine girecek.
20 minutes gazetesinde yer alan habere göre, İsviçre'nin Bil kentinde yaşayan bir kent sakini Kasım 2017'de resmi olarak izin verilmeyen bir poşete koyduğu çöpünü kamu hizmetlerine bağlı ekibin almadığı gün sokağa bıraktığı gereçesiyle hapis cezasına çarptırıldı.
KESİLEN PARA CEZASINI ÖDEMEYEN ADAM, HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI
Çöpün kurallara göre atılmasını sağlamakla görevli kamu hizmetleri çalışanları, suçluyu tespit ederken, çöpü kuralına göre atmayan adamı, 150 İsviçre Frangı (yaklaşık 150 dolar) para cezasına çarptırdı.
Fakat, kesinlen cezayı ödemeyen adamın cezası hapis cezasına çevrildi. Öte yandan, 33 yaşındaki adamın daha önce de kumar yasasını ihlal ettiği için 6.5 bin frank para cezasına çarptırıldığı ve cezayı ödemediği belirtildi.
ADAMIN YERİ TESPİT EDİLEMEDİ
Durumu değerlendiren savcılık daha yaz mevsiminde adamın 90 gün kumar yasasını ihlali, iki gün de çöp ihlali cezası verilmesini önerdi, ancak bu güne kadar bir yanıt alamadı. Gazeteye göre, adamın cezaevine konulacağı artık kesinlik kazandı. Tek sorun adamın kaldığı yeni yerin tespit edilememesi.
2017'DE İŞVİÇRE'NİN BİL KENTİNDE YANLIŞ ÇÖP ATILMASI SONUCU 209 ADET CEZA KESİLDİ
2017 yılında Bil'de, yanlış atılan çöplerden dolayı 209 para cezası kesildi. Bunun dışında 600 kişi de ormana eski lastik ve mobilya attıkları için uyarılar aldı.
 
D

deleted25658

Proje 32 yıl önceki patlamanın gerçekleştiği alanın 100 metre yakınında
solar-chernobyl.jpg

1986 yılında yaşanan nükleer felaketin ardından 2000 yılında tamamen devreden çıkan Çernobil nükleer enerji santrali sahasında güneşten elektrik üretimi başladı.
Ukraynalı enerji şirketi Rodina ve Alman Enerparc AG işbirliği ile hayata geçen 1 MW’lık proje, 26 Nisan 1986 tarihinde patlayan santralin 4. reaktörün olduğu alanın 100 metre yakınında yer alıyor.
Konu hakkında yapılan açıklamaya göre şirketler sosyal sorumluluk çalışması olarak gördükleri Solar Chernobyl projesinin kurulu gücünü 100 MW’a çıkarmayı hedefliyorlar.
Ayrıca santralin elektrik üretiminden sağlanan gelirin projenin yatırım maliyetini karşılamasının ardından elde edilen gelir oluşturulacak Yeşil Çernobil Bağış Fonu‘na aktarılacak. Fon ile de yeşil enerji projelerinde çalışmak isteyen yetenekli Ukraynalı öğrencilerin eğitimine ve Kiev bölgesinde kamuya yönelik yeşil enerji girişimlerine destek olunacak.
1 Temmuz 2018 tarihinde elektrik üretimine başlayan proje Ukrayna yönetimi tarafından 2019 yılına kadar devreye girecek olan güneş enerjisi yatırımları için kilovat-saat için 15 avro-sent olarak uygulanan alım garantisinden yararlanacak.
Ukrayna’da 2017 yılının ilk dokuz aylık döneminde 500 MW gücünde güneş enerjisi santrali devreye girmiş durumda.
 
D

deleted25658

plastik-atiklardan-oto-yakitina-2018haber.jpg



İngiltere'nin Swansea Üniversitesi'nde yürütülen bir çalışma ile otomobil motorları adeta çöp öğütücüye dönüşecek.
Son yılların belki de en önemli konusu insanoğlunun gittikçe artan nüfusu ve artan ihtiyaçları doğrultusunda gelişen çevre kirliliği. Webtekno'da yer alan habere göre, günden güne teknolojinin gelişimiyle birlikte paralel olarak hızını artıran söz konusu çevre kirliliği, İngiliz araştırmacıların yeni projesi ile bir nebze olsun hafifletilebilir.
Günümüzde hızla yaygınlaşmaya başlayan elektrikli araçlar, planlar doğru işlerse yakıt olarak plastik atıkları kullanabilecek. Doğaya salındıktan sonra kaybolması ortalama 450 yıl süren plastik atıkların bu denli efektif bir şekilde kullanılabilmesi halinde dünya nüfusunun petrol ihtiyacı biraz olsun hafifleyebilecek.
Swansea Üniversitesi araştırmacıları tarafından geliştirilen proje; plastik atıkları hidrojen kaynağına çevirerek, söz konusu hidrojeni oksijen ile sentezliyor ve bu sayede otomobil ve diğer araçlar için yakıta dönüştürebiliyor. Öte yandan bu sistem herhangi bir plastik atığa doğrudan uygulanabilir olduğu için söz konusu yaklaşımı bir tür çöp öğütücüye benzetebiliriz.
Plastik atığı yakıta çevirmek konusunda seçici olmayan proje hakkında konuşan kimyacı Dr. Moritz Kuehnel, “Bu projenin en güzel yanı, kullandığınız maddenin özel bir işlemden geçmesi gerekmiyor. Bir sıvı yağ kabını mı kullanmak istiyorsunuz; kabın içinde kalan yağ sizin için bir sorun olmayacak, aksine süreci güçlendireceğini bile söylemek mümkün.” açıklamasında bulundu.
Henüz emekleme aşamasında olan bu projenin orta ölçekli bir gelecekte elektrikli otomobillere rakip olabileceği kuvvetli bir ihtimal. Pek tabii petrol devlerinin bu tür bir teknolojiye karşı nasıl bir tutum izleyeceği henüz bilinemiyor. Bilinen tek bir şey varsa o da insanlığın artık yaşam ve çevre şartlarını daha iyi hale getirecek teknolojik altyapıya sahip olduğu.

plastik-geri-donusum.jpg
 
D

deleted25658

Çin’de akıllı araç pazarı 2020’ye kadar 14 milyar doları aşacağı açıklandı. Çin Sanayi ve Enformasyon Teknolojisi Bakanı Miao Vey, ülkesinin otonom araçlar olarak bilinen akıllı bağlantılı araçlara yönelik pazar hacminin 2020’ye kadar 100 milyar yuanı (yaklaşık 14,5 milyar dolar) aşmasını beklediklerini söyledi.
Bu araçların geliştirilmesine daha fazla ülkenin katılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirte Vey, bu alanda teknolojinin geliştirilmesinin hızlandırılması çağrısı yaptı.
Pekin, bu teknolojiyi, ulaştırma, enerji tüketimi ve çevre kirliliği sorunun giderilmesinde hayati öneme sahip bir yol olarak görüyor. 2020’ye kadar satılacak yeni araçların yüzde 50’sinin tamamen veya kısmen otonom olması planlanıyor.
TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNİN SAYISI ARTIŞTA
Çin’de son yıllarda otonom araç teknolojilerine yatırım yapan teknoloji şirketlerinin sayısı artıyor. Genellikle bir otomobil şirketi ile ortak yürütülen otonom araç teknolojisine Çin’den internet şirketi Baidu, araç çağırma ve kiralama şirketi Didi Çuşing ve sosyal medya devi Tencent Holdings Ltd. de yatırım yapıyor.
880x495_cmsv2_8edfd91a-f24b-5948-9b7d-1219b8a88fa1-3388764.jpg
 
D

deleted25658

İngiltere’de yenilenebilir enerji kapasitesi fosil yakıtları geride bıraktı. Ülkede önemli bir aşama geçilmiş oldu. İngiltere’de yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim kapasitesi ilk defa fosil yakıtları geride bıraktı.
Çalışma İngiliz elektrik üretim ve tedarik şirketi Drax ile Imperial College London tarafından yapıldı. Çalışmaya göre 2018’in üçüncü çeyreği sonu itibari ile ülkenin rüzgar, güneş ve biyokütleye dayalı elektrik üretim kapasitesi 41,9 GW’a yükseldi. Fosil yakıtlara dayalı kapasite ise 41,2 GW’da kaldı.
Verilere göre 2018’in Eylül ayı sonu itibari ile ülkede rüzgar enerjisi alanındaki kurulu güç 7,2 GW’ı kıyı ötesi alanda olmak üzere 20,2 GW’a, güneş elektriği alanındaki güç 13,1 GW’a ve biyokütleye dayalı güç 3,2 GW’a ulaştı.
Bununla birlikte aynı dönemde doğalgaza dayalı kapasite son 12 ayda 0,6 GW azalarak 27,7 GW’a, kömüre dayalı kapasite ise 3 GW azalarak 10,5 GW’a geriledi.
Ülkede halihazırda kapasite mekanizması içinde yer aldıkları için elektrik üretim faaliyetini sürdürebilen kömüre dayalı son altı santralin de en geç 2025’e kadar devreden çıkması gerekiyor.
Bununla birlikte 2018’in üçüncü çeyreğinde ülkede gerçekleşen elektrik üretiminde fosil yakıtlara dayalı üretimin payı %40,4. Yenilenebilir kaynakların payı %27,4 ve nükleer enerjinin payı ise % 24,1 oldu.
ruzgar-komur-500x266.jpg181102_Q3_2018_2A.png
 
D

deleted25658

Norveçli köklü deniz taşımacılığı firması Hurtigruten, ölü balıkları yakıt olarak kullanacaklarını açıkladı.
Hurtigruten adlı firma fosilsiz, yenilenebilir enerji kullanan dünyadaki ilk cruise şirketi olacaklarını duyurdu. Tromso merkezli Hurtigruten ölü balıkların yanı sıra başka organik atıkları da yakıt olarak değerlendireceklerini dile getirdi.

Hurtigruten ilk aşamada ölü balıklarla çalışan altı gemiyi suya indirecek. 2021 yılından itibaren hayata geçmesi planlanan projede gemiler biogaz, büyük bataryalar ve sıvı doğal gaz kombinasyonu bir enerji kullanacak.

Şirketin İcra Kurulu Başkanı Daniel Skjelda "Norveç'de balıkçılık ve ormancılık sektörü oldukça gelişmiş. Bu sektörler yeni iş kolları yarattığı gibi yüksek miktarda organik atık çıkmasına neden oluyorlar. Bu atıkları biogaz için kullanabiliriz. Biogaz gemicilikteki en yeşil dostu yakıt. Bu yakıtın gemi taşımacılığında kullanılması çevre için büyük avantaj olacak. Diğer yolcu taşıyan gemi firmalarının da bu yoldan bizi takip etmesini çok isteriz" dedi.
 
D

deleted25658

Biyoplastiklerin doğada çözülebilen çevre dostu alternatifler olması hedefleniyor. Alglerden ve kızartma yağlarından elde edilen torbaların gerçekten plastik sorununa çare olup olamayacağı tartışılıyor. Josefine Staats'a kulak verirseniz, plastiklerle mücadele konusunda kırmızı su yosunları (Kappaphycus) kurtarıcımız olabilir. Josefine Staats, Berlin'de bulunan ve su yosunu dahil doğal yiyecekler satan bir şirketin kurucusu. "Su yosunlarının büyümek için bir yere ihtiyacı yok. Gübreye ya da ziraî ilaçlara da. Çok hızlı büyüyorlar” diyen Staats şimdi su yosunlarını petrolden üretilen plastiklerin alternatifi biyoplastiklere dönüştürmek istiyor. Staats'a göre böylece torbalar doğada çözünebilir ve çevre dostu bir hale getirilebilir.

Berlinli girişimci bu fikrin detayları üzerinde çalışmalar yürütüyor, daha yolun başındalar. Ancak acil olarak plastiğe alternatiflerin bulunması gerekiyor. Her yıl 300 milyon tonluk petrol bazlı plastik doğaya karışıyor. Uluslararası Enerji Ajansı 2017 yılında 12 milyon galonu bulan kirliliğin 2050 yılına kadar yılda 18 milyon galona çıkacağı tahmin ediliyor.

BİYOPLASTİKLER ÇEVRE DOSTU MU?
Biyoplastiklerin çevre dostu olup olmadığı ise tartışma konusu. Uzmanlar biyoplastiklerin otomatik olarak çevre ve iklim açısından petrol bazlı plastiklerden daha iyi olmadığına dikkat çekiyor. Alman Çevre Ajansı'ndan Franziska Krüger "Doğada çözülebilen plastiklerin kullanımının akla yatkın olduğu ürünler kesinlikle var” ancak bu konuyu "abartmamak da gerekiyor” diyor. Bir torbanın üzerinde biyoplastik yazması onun okyanuslara ulaşarak çevre kirliliğine neden olmayacağı anlamına gelmiyor. Yapıldığı maddeye bağlı olarak biyoplastikler de birbirinden ayrılıyor. Kimileri gübre olarak kullanılabilir, kimileri sadece belirli koşullar altında çözülebilir, kimilerinin de doğada çözülebilmesi için geleneksel plastiklerde olduğu gibi 600 yıl gerekebilir. Ayrıca biyoplastik yapımında kullanılan mısır ve şeker kamışı gibi ekinlerinin üretimi için geniş tarım alanları ve suni gübreleme gerekiyor. Bu ise bir yandan toprağa zarar verirken diğer bir yandan da besin üretimi için kullanılabilecek olan arazilerin işgal edilmesi demek oluyor.

Almanya'da düzenlenen PHA (Polihidroksialkanoatlar) Dünya Kongresi'de bu konuya dikkat çekiyor. Polihidroksialkanoatlar enerji kaynağı olarak bakteriler tarafından üretilen ve besinlerin az olması durumunda karbon deposu işlevi gören bir tür polyester türü. Biyoplastik kongresine katılan 165 girişimden biri olan Lenka Mynarova eski yağları biyoplastiklere dönüştürmeye yardımcı olan PHA üreten bakteriler konusundaki çalışmaları nedeniyle 2018 yılında Çekya'da yılın iş insanı seçildi. Ürünlerinin ekilebilir arazileri tehdit etmediğine dikkat çeken Mynarova açıklamasında "Palmiye yağı üreticileri ile işbirliği yapmıyoruz, herhangi bir araziyi boşa harcamıyoruz. Sadece atıkları kullanıyoruz” dedi.

ARAŞTIRMALARDA BİYOPLASTİKLER
Organik maddelerden üretilen plastiklerin çevreye etkilerinin ne olduğu henüz kesin olarak bilinmiyor. Alman Çevre Ajansı'ndan Krüger bu konuda henüz derinleme araştırma olmadığına dikkat çekiyor. Geri dönüşüm firmaları ve yerelde bu konuda çalışan yetkililerin elinde çözülmesi farklı prosedürler gerektiren birbirinden farklı biyoplastiklere özgü araçlar bulunmuyor. "Çoğu biyoplastik organik bileşenlerden oluşmuyor.” Kompostlama alanında faaliyet gösteren çoğu tesisiste biyoplastikler "zehirli” madde olarak sınıflandırılıyor. Bu yüzden çözülebilir plastiklerden üretilen organik torbalar sorununun gerçek çözümü olmayabilir. Ayrıca geri dönüşüm sektörü halihazırda dolaşımda olan biyoplastiklerin işlenmesi konusundaki girişimleri de teşvik etmiyor. Bu konuda çaba göstermeye davet eden Krüger "bunun karşılığı mutlaka alınacaktır” diyor. Berlin merkezli European Biyoplastik adlı şirketin araştırmasına göre 2017 yılında 2 milyon ton biyoplastik üretildi. Bu sayının 2022 yılında 2,4 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor.

YAVAŞ ADIMLAR
Uzmanlar biyoplastik sektörünün gelişebilmesi için ham petrolün daha pahalı hale gelmesi gerektiğine işaret ediyor. Son dört yılın en yüksek fiyatına ulaştıktan sonra tekrar sert bir düşüşe geçen ham petrol geçtiğimiz aylarda oldukça istikrarsız bir tablo ortaya koydu. Biyoplastik Magazine isimli dergisinin yayıncısı ve halkla ilişkiler danışmasnı Michael Thielen yapmış olduğu açıklamada "Plastik üreticileri, alternatiflere bakmaya başlasalar iyi olur” diyor. Girişimciler su yosunları konusuda piyasa talep oluştuğu anda bu talebi karşılayacak durumda olmak istiyor. Berlinli startup şirketi Sri Lanka'daki üretimlerini ikiye katlamak için çalışmalara başladı. Şirketin yöneticisi Josefine Staats eşlerini 1983-2009 yılları arasındaki iç savaşta ölen balıkçı kadınlara organik su yosunu yetiştiriciliği konusunda destek sağlamak istiyor. Şirketin doğal gıdaları paketlemede kullanacağı biyoplastikten yapılma ürününü piyasa çıkartana kadar biraz zamana ihtiyacımız var. Staats DW'ye açıklamasında "Su yosunlarından biyoplastik üretme teknolojisi var ancak henüz tam olarak geliştirilmedi” dedi. Berlinli girişimci, startup'ını finanse edebilmek için 1 milyon euroluk bir sermaye toplamaya, bir labratuvar ve onunla birlikte çalışacak bilim insanlarını bulmaya çalışıyor.
 

Dosyalar

Mustafa Bolat

Daimi üye
Kayıt
18 Temmuz 2011
Başlık
18
Mesaj
217
Tepki
131
Şehir
Yozgat
bence olur abi, adamlar dehşet ötesi bir arayış içindeler ,mesela şunu örnek gibi , sütün içerisinde bulunan kazein proteinden iplik üretmek gibi ,

Milk fiber is derived from casein (milk protein). It’s made from waste milk, i.e. expired milk or milk discarded by strict food standards.

The milk fiber is part of regenerated protein fibers, i.e. artificial fibers produced from non-fibrous proteins of animal or vegetable origin (in this case casein), reconfigured in fibrous form to simulate wool or silk.

It’s light (10% lighter than silk and 13% lighter than polyester), hypoallergenic, antibacterial and breathable, it ensures rapid absorption of sweat, leaving the body cool and dry thanks to its thermo-regulating properties.

The milk’s amino acids that remain inside the fiber take care of the skin, even the most delicate, by nourishing and hydrating it. The fabric made with milk yarn is particularly pleasant, it has a very soft hand, a luminous appearance, it’s light, soft and it maintains its characteristics even after numerous washes.

Ayrıca alman iki bayan tasarımcı algaleri elbiselerde renk vermek için kullanıyor.
Bağlantıyı görmek için üye girişi yapmalısınız.

Sonra 3D yazıcıda elbise basan var.
 
D

deleted25658

Adamlarda arge var ondan değişik şeyler bulabiliyorlar arge için bütçe ayrılıyor bundan dolayı tabi hem çevre hemde ülke cebine faydalı oluyor kısa süreli değil üzün süreli çözümler üretilir...
 

emin2

Daimi üye
Kayıt
10 Mart 2016
Başlık
17
Mesaj
483
Tepki
142
Şehir
İstanbul
Bu tür tesisleri ziyaret edip inceleyen var mı acaba....
Bağlantıyı görmek için üye girişi yapmalısınız.
 

Aydın Demirel

Daimi üye
Kayıt
5 Nisan 2013
Başlık
33
Mesaj
366
Tepki
347
Şehir
ORDU-Samsun
@emin2
bu tür tesisler istaç'ın istanbulda, ankarada mamakta, bolu gibi şehirlerde var. ama ölü balıklar olanı varsa bilmiyorum.
 
D

deleted25658

880x495_cmsv2_1c65f773-a52b-5e50-bcba-04fb96006d59-3401136.jpg
Avrupa Komisyonu’nun hazırladığı rapor kentsel atıkların geri dönüşümü konusunda AB’nin en kötü ülkelerini ortaya çıkardı. Bunlar; Malta, Romanya, Yunanistan ve Kıbrıs olarak tespit edildi. Rapor 14 ülkenin AB’nin 2020 kentsel atık geri dönüşüm hedeflerini yakalamasının tehlikede olduğunu gösterdi.
Türkiye'nin yer almadığı r
Bağlantıyı görmek için üye girişi yapmalısınız.
en kötü sicile sahip Malta, Romanya, Yunanistan ve Kıbrıs 2016 yılında kentsel atıkların yüzde 20’sinden daha azını geri dönüştürdü. AB’nin 2020 hedefleri kentsel atıklarının yüzde 50’nin işlenip geri kazandırılmasını öngörüyor. Ancak bu dört ülke hedefin oldukça uzağında kalırken 10 ülkenin de daha bu hedefi yakalamasının zor olduğu anlaşıldı.
En “kirli” ülke Malta
AB içinde kentsel atıkların en düşük geri dönüşüm oranına sahip ülke Malta. Bu ülkede çöplerin sadece yüzde 7’si geri dönüştürülürken yüzde 83’ü ise çöp sahasına gidiyor. Malta’yı Romanya (yüzde 13 geri dönüşüm, yüzde 69 çöp alanı), Yunanistan (yüzde 17 geri dönüşüm, yüzde 83 çöp alanı) ve Kıbrıs (yüzde 17 geri dönüşüm, yüzde 75 çöp alanı) takip ediyor.

Türkiye'de toplumun yüzde 30'u 'geri dönüşüm kutusunu' hiç duymamış
Öte yandan Türkiye'de toplumun yüzde 30'u 'geri dönüşüm kutusunu' hiç duymadığı ortaya çıktı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci 2017’de yaptıkları bir araştırmada toplumun üçte birinin geri dönüşüm kavramından haber olmadığının ortaya çıktığını
Bağlantıyı görmek için üye girişi yapmalısınız.
 

Tülay Alkurt

Aktif üye
Kayıt
10 Ocak 2015
Başlık
0
Mesaj
11
Tepki
12
Şehir
Gaziantep
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanmış olan bilimsel raporlar sonucu, acilen küresel ısınmanın 1,5 ° C ile sınırlandırılmasını gerekliliğini ortaya koyuyor.

48366026_327783244730928_8108130074177306624_n.jpg

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 2015’te Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinden sonra, davet üzerine IPCC raporunun hazırlığı 40 ülkeden 91 yazar ve editör tarafından yapıldı. Hazırlanan rapor Kore’nin Incheon kentinde, 195 ülkenin onayı ile 8 Ekim 2018 tarihinde yapılan basın toplantısı ile kamuoyuna duyurularak yayınlandı.

1.5ºC Küresel Isınma Özel Raporu, insan ferahı ve sürdürülebilir kalkınma için büyük önem arz ettiğini; IPCC 1. Çalışma Grubu Eşbaşkanı Panmao Zhai, “Bu raporun ortaya koyduğu çok belirgin kilit mesajlardan biri, halihazırdaki 1°C derecelik küresel ısınmanın sonuçlarını daha fazla aşırı hava olayları, yükselen deniz seviyeleri ve Arktik deniz buzlarının erimesi ve diğer değişimler olarak şimdiden görüyor olduğumuz”. IPCC 2. Çalışma Grubu Eşbaşkanı Hans Otto-Pörtner, “Küresel ısınmanın sınırlanması aynı zamanda insanlara ve ekosistemlere uyum sağlamaları ve ilişkili risk eşiklerinin altında kalkabilmeleri için daha fazla imkan tanıyacak”. IPCC 3. Çalışma Grubu Eşbaşkanı Jim Skea, “Küresel ısınmanın 1.5°C derecede tutulması kimya ve fizik kanunları çerçevesinde mümkün ancak bunun gerçekleştirilmesi için eşi benzeri görülmemiş değişiklikler gerekmektedir” ifadelerini kullanarak konun önemini vurguladılar.

Dünyanın içinde bulunmuş olduğu tehlikeli yoldan çıkabilmek için küçük fırsatların varlığını sunan raporlar sonucu, bilim insanları da küresel ısınmadan kaynaklı her yarım derecenin dünya üzerindeki olumsuz etkilerinin artık farkına varmış ve önem alınmadığı sürece yıkıcı sonuçlara neden olabileceğini kabul etmiştir.
Raporlar sonucu alınan önlemlerin yetersizliğini, WWF’nin İklim Değişikliği Başdanışmanı Dr. Stephen Cornelius’ un, “Rapor üzerinde hükümetler arasında zorlu tartışmalar yaşanmasını bekliyorduk ancak müzakerelerde bilimsel gerçeklerin resmi yetkililerce de teyid edilmesini olumlu karşılıyoruz. Ancak emisyonların azaltılması konusunda halen ülkelerin verdiği taahhüt, küresel ısınmadaki artışı 1,5°C seviyesinde tutmak için yeterli değil” cümleleriyle anlaşılıyor.

WWF’in Küresel İklim ve Enerji Programı Başkanı Manuel Pulgar-Vidal da, “Böyle bir raporun hazırlanmasını talep eden hükümetler artık ortaya çıkan gerçeği kabul etmeli ve iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden kaçınmak için bilime kulak vermeli. Isınmayı 1,5° C'de tutmak imkansız değil, hatta gerekli ve acil. Küresel düzeyde harekete geçmek için artık daha fazla beklemeye tahammülümüz yok. 'İmkansız' ile 'mümkün' arasındaki fark güçlü liderlikten geçer. İhtiyacımız olan tek şey, önümüzdeki zorluklara karşı harekete geçmemizi sağlayacak güçlü irade” diyerek, 2020 yılına kadar küresel ısınmanın 1,5°C’ nin altında tutulabilmesi için WWF, hükümetleri ulusal taahhütlerini yükseltmeye çağırıyor. Yenilenmiş taahhütlerini açıklamak üzere, Aralık ayında Polonya'nın Katowice kentinde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 24. Taraflar Toplantısı (COP24) için ülkeleri teşvik ediyor.

Çevre Mühendisi Tülay Alkurt
 
Kayıt
9 Mayıs 2016
Başlık
0
Mesaj
5
Tepki
3
Şehir
İstanbul
Carbon Action Tracker (Karbon Eylem Takibi) güncel raporuna göre sıcaklık zaten 3,3 derece artmış durumda. Raporun doğruluğu tartışılır ancak 1,5°C ile sınırlandırmak için şuandan itibaren bizim şahıs olarak bile derhal alışkanlıklarımızı bırakıp yenilenebilir enerjiye dönmemiz gerekiyor. O yüzden 1,5°C lik artış aşılacaktır. Asıl konuşulması gerekenler 3-5 °C lik artışlar olmalıdır. Bu durum herkes tarafından her ne kadar önemseniyor gibi görünse de maalesef ki durum öyle değil. Polonyada şu sıralar gerçekleşen COP24 toplantısında Türkiye karbon emisyonları performansında 37. sırada ve iklim performansı bakımından çok düşük ülkeler arasında gösteriliyor. Maalesef ki özellikle kamu kuruluşları konu hakkında yapılan çalışmalarda oldukça yetersiz, ülke olarak çok çok gerilerdeyiz.
 
Yukarı Alt