• Sayın Üyeler,

    Site görünümünün gündüz açık renk tema, gece koyu renk tema olacak şekilde otomatik değişmesini sağlayan bir düzenleme yapılmıştır. Görünümün otomatik değişmesini istemiyorsanız, bu ayarı hesap tercihlerinizden kolaylıkla değiştirebilirsiniz. Açık/Koyu temalar arasında ki geçişin otomatik olmasını istemeyen üyelerimiz üst menüde yer alan simgeler yardımıyla da kolayca geçiş yapabilirler.

    Site renklerinin günün saatine göre ayarlanmasının göz sağlığına faydaları olduğu için böyle bir düzenleme yapılmıştır. Fakat her üye görünüm rengini tercihine göre kullanmaya devam edebilecektir.

Nükleer santral destekçisiyim; çünkü...

R

ritimsiz

3 dakikada Akkuyu Uranyum Santrali hakkında bilinmeyen 25 gerçek.
eğer bu santrallerin destekçisiyseniz;
Cevapları biliyorsanız...
Cidden tüm sammyetimle öğrenmek isterim...

Bu şartlarda razı olur muydunuz? dün temeli atıldı bu projenin.

* Mersin Akkuyu, bir fay hattı üzerinde bulunuyor.

* Santrali yapan şirket Çernobil’in sorumlu şirketi: Rosatom.

* ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) Raporu sahte imzayla sunuldu, kısa sürede okunmadan kabul edildi.

* Santralin Rus payı %51’nin altına düşmeyecek. Türkiye'nin santrali değil yani.

* Dünyada en ucuz teklifi veren alır + Yap İşlet Sahiplen modeliyle kurulan tek santral. İşletim sırasında maliyetten kısılacak.

* Dünyada daha önce denenmemiş bir reaktör modeli kullanılıyor.

* Türkiye’nin Rusları denetleyebilecek ya da kalite kriteri koşabilecek kapasitede elemanı yok. Ancak "en güvenlisi olacak" gibi açıklamalar duyuluyor.

* Ruslara 12.5 cent’ten 15 yıl (yani 70-80 milyar dolar) alım garantisi verildi. Dolar her geçen gün artıyor.

* Yakıtta Rusya’ya bağımlı olacak, bizim az olan uranyumumuz kullanılamayacak. Doğalgaz bağımlılığı yerine uranyum bağımlılığı artacak.

* Atıkları bertaraf etmeyi dünyada hiçbir ülke başaramadı.

* Atıklar 100.000'lerce yıl boyunca deprem bölgesi olan Akkuyu su depolarında hasar görmeden korunmak zorunda. Rusya atıkları ülkesine almıyor.

* Olası bir kaza durumunda 500.000.000.000 (500 milyar)$’lık hasarın sadece binde birinden Rusya sorumlu. Tüm masraflar Türkiye’den çıkacak.

* Uranyum yakıt çubuklarının sürekli olarak su ile soğutulması gerekiyor. Soğutma elektrik kesintisi gibi bir sebeple duracak olursa kısa sürede Fukuşima ve Çernobil gibi kazalar meydana geliyor.

* Türkiye tüm ülkeyi kapsayan elektrik kesintisinin sebebini bir hafta boyunca bulamamış bir ülke.

* Türkiye, santrali olmadığı halde 3. seviyeden nükleer kaza yaşayan tek ülke.

* Türkiye, topraklarında (Aliağa) sessiz sedasız radyoaktif gemi sökülüp hurdaları atılan bir ülke.

* Türkiye, topraklarında uranyum işlenip normalin 400 katı radyasyon saçacak halde açık bırakılıp gidilen bir ülke.

* Santralin hidrolik sistem ihalesini “Milletin a… koyacağız” diyen adamın şirketi kazandı.

* Soma facia madenlerine sahip olan şirket bu projenin altyapısında yer alıyor.

* Santral kazasız çalışırken dahi çevreye radyoaktif toz saçacağı için Mersin’de yetişen Çilek, muz gibi gıdalara “radyoaktif atık içerir” etiketi getirilecek.

* Anlaşma teknoloji transferi öngörmüyor, yani Ruslar bize bu teknolojiyi de öğretmeyecek. Silah yaparız diye ümitlenmeyin.

* Türkiye'nin elektrik fazlası olduğu gibi %15 kayıp-kaçak oranı var. Akkuyu ise %2'lik bir katkı sağlayacak.

* Akkuyu bir ihtiyaç değil, siyasi bir tercih. Sadece altyapı şirketlerine gelir kapısı + Rusya'nın desteğini alma amacıyla yapılıyor.

* Zira Avrupa ülkeleri tüm nükleer santrallerini aşamalı olarak kapatma ve yenilenebilir enerjiye geçme kararı aldı.

İdarecimiz kim olursa olsun (siyasetten bağımsız düşünün),

bu koşullarda yapılmasına razı mısınız?
 
Arkadaşlar, bir mühendis olarak nükleere karşı değilim ancak işlerin kitabına uydurulduğu bir ortamda bozulmuş ve asimile olmuş Türk aklının eline verilecek nükleer çekirdekten korkarım. Mazallah çekirdeği çiteyip kabuklarını yere atarlarsa pek iyi olmayabilir.
Ama nükleer konusunda geç kalmışız, çok önceden bu kolaya kaçan işini kitabına uyduran akıldan sıyrılıp şimdiye özümüze dönmüş, inşaat yapmaktan sıyrılıp fikir üreten bir millet olmamız gerekirdi. O zaman nükleer on numara olurdu.
 
@Ahmet Yüksel Nil nehri gibi günah akan topraklarda öze dönmek sancılı ve zor olabilir.

Sultan II. Abdülhamîd Han Hz., Keçecizade Fuat Paşa'ya soruyor "Neden biz geri kaldık da bu avrupalılar ilerledi?" diye.

Keçecizade Fuat Paşa da diyor ki, "Dinleri var işimiz gibi, işleri var dinimiz gibi."

Yani onların işleri bizim dinimiz gibi. Bizim işimiz de onların dini gibi, çürük...

Bu gibi projeler yapılmadıkça (iyi ya da kötü), Türkiye'nin ileri gitmesi her daim zor olacaktır.

Ama bugün tek sorunumuz bu konu değil. Bir sürü mesele var. Mesela İstanbul'da her geçen gün araba sayısı korkunç derecede artmaktadır. Kafamı nereye çevirsem, nereye baksam araba görüyorum. Eğer böyle giderse, 5-6 sene sonra araba sürecek yol kalmayacak. İşin ilginç yanı, araçlarda benzin o kadar pahalı olmasına rağmen ve vergiler çok yüksek olmasına rağmen, insanlar ısrarla araba alıyorlar ve ısrarla arabaya biniyorlar. İki adımlık yerlere bile arabayla gidiyorlar. 5-6 sene sonra uçan araba olsa da binsek derler herhalde.
 
@CMNet Okuru

Çünkü üretmiyoruz ve dolayısı ile tüketiyoruz. Bir de kredi ve kredi kartı var ki, sanal harddisk gibi :) paran var ama yok, kullandıkça kendinden yiyorsun aslında yedikçe de borçlanıyorsun ama zenginliğe ve lükse alışıyorsun. Sonra bunlar vazgeçilmezimiz oluyor arabayı kaybetmek istemiyoruz, evi kaybetmek istemiyoruz doyumsuzluk hissi yanına bir de ev arsa istiyor ama hala üretmiyoruz. Kaçınılmaz son haliyle kaçınılmaz oluyor. Olması gereken mantaliteyi değiştirmek, yozlaşmış süslü,hazırcı, günü kurtaran yaşam ve düşünce biçiminden sıyrılmak lazım.
 
@Ahmet Yüksel o zaman sorun sadece yönetenlerde değil demek ki. İşte burada Hz. Muhammed (S.A.V.) hadis-i şerifi devreye giriyor ki, mükemmel bir hadistir;

"Kemâ tekûnû yuvella aleyküm" yani "Nasılsanız, öyle idare olunursunuz." bir başka deyişle insanlar nasıl olursa, başındakiler de öyle olurlar. Kur'ân'da ayet de var bununla ilgili. Ra'd Sûresi'nin 11. ayetinde "Bir kavim kendini bozmadıkça Allah onları bozmaz." diyor. O halde insanların bir şeyleri düzeltmek için önce kendinden başlaması gerekiyor. İnsanlar kendini düzeltsin de, baştakiler de nasıl olsa gider.

Şimdi gelelim nükleer meselesine. @ritimsiz aşağıda konuya geçiyorum.

@ritimsiz

1 saat kahvaltı molası.

Evet kahvaltı bitti şimdi cevaplayayım. Öncesinde bir gönderme yapacağım içimden geldi. Sizle alakası yok. Sinir kat sayımı boşaltmak için bunu yapmak zorundayım. Spoiler yaparak el altından söylemiş gibi yapacağım ki, çok da sıkıntı olmasın.


Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .

Evet çok şükür %101 olup bardaktan taşarcasına artan sinir kat sayım şimdi %2'lere düştü ve rahatladım.

Şimdi başlıyorum beyler ve bayanlar (bu bayan kelimesini de hiç sevmem).

Öncelikle farkındaysanız bana yine aynı gazetelerden kaynak verdiniz ve sonunu wikipedia ansiklopedisine bağladınız. Açıkçası maalesef ama maalesef ki, yine tatmin edici değil. Kendinizce öyle olabilir ama benim için pek değil. Yine de anlaşılır ve gerekli cevap olduğunu sayarak cevap vereceğim.

Şimdi buradaki yazıları okudum ve sizin de eklediğiniz üzere diyor ki, "Rosatom Genel Müdürü Sergey Kiriyenko da bu törene katıldı." diyor. (Bu arada bu rus isimleri de acayip ha. Bu isimleri çok arıyorlar mı merak ediyorum eheheh.) Neyse. Rosatom genel müdürü Sergey burada sadece katılmış. Herhangi bir iş birliği yok. Sadece törene katılmış ki, bu da çok normaldir. Ben yazılım dünyasındayım mesela. Yeri geliyor ben de gidip ortaklığımın ve yahut çalışmadığım bir kurumun bir açılışına da katılabilirim. Sonuçta mesleğim, aynı iş üzerinde çalıştığım ve hepimizin deyimi ile meslektaşlarım olan insanlar. Geçmişte hata da yapsam ve tarihe öyle de karışsam ve bilinsem, yine de gidebilirim olabilir yani. Lâkin henüz sonraki kaynağa gelmedim. Oraya gelince yanılıp yanılmadığımı anlayacağım elbette. Bu dediğimi kenara not alalım.

Şimdi, Sergey Kiriyanko'nun mesleği icabı törene katıldığını ve başka bir şeyle alakası olmadığını düşünerekten yazmıştım. Buraya kadar söylediklerim ve her şey normaldi. Asıl şimdi başlıyoruz.

Bundan iki gün önce hatta dün de yurtdışında yaşayan akrabalarım ve arkadaşlarıma bu konuyu açacaktım lâkin fırsatım olmadı. Ama unutmuş değilim. Onlardan bizzat alacağım bilgiler olacak ama buraya yazar mıyım bilmiyorum çünkü nükleer santrali tartışmaktan sıkıldım artık. Empati yapayım diyorum yine olmuyor. Birisi rant işi var diyor, diğeri çıkar meselesi diyor, öbürü hepimiz öleceğiz falan diyor böyle, "ben - sen - o" şeklinde tartışmalar uzayıp gidiyor.

Sergey Kiriyanko'nun ve firmasının bu törene katılması, iş birliği yaptıkları anlamına gelmiyor. Şimdi Milliyet gazetesinde yazan haberi okudum. Okudum derken tekrar analiz ettim ve çıkan sonuçta yine bir çelişki tespit ettim. Mesela sizin söylemlerinizde "Rusya bundan hiç sorumlu olmayacak sorumluluk almayacaklar" falan şeklinde şeyler vardı. Ama verdiğiniz şu
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .
ta da şöyle diyor;

"Rus Rosatom inşa edeceği santralin yüzde 51’inin sahibi olacak ve santralin sökümü ile atık yönetiminden sorumlu tutulacak. Santralde kullanılacak yakıt Rusya’dan getirilecek, atıklar da Rusya’ya geri gidecek. Radyoaktif atıkların işlenmesi ve sahada geçici süre ile depolanması proje şirketi tarafından gerçekleştirilecek. Radyoaktif maddelerin taşınması Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile TAEK’in güvenlik denetimi altında gerçekleştirileceği vurgulandı."

Aslına bakarsanız bu haber de bana baştan sona falsolu geldi. Yahu bir de Milliyet Gazetesi (haberi paylaşan webmaster-yazılımcı her kimse) Türkçe dilini düzgün kullanmalı. Algı ve olgu kavramı "vurgulandı" diye bitirilmez. İşte bu yanlış anlaşılmaya sebep olur. Bir şeyi mutlak olacak gibi söyleyip sonunu vurgulandı diye söylemek, habercilik anlayışı değildir. Bizim üniversitelerimiz gerçekten başarısız. Bu konuda hükümeti baştan sona tenkid ettiğimi burada beyan ediyorum. Ha, üniversiteler işini düzgün yapıp, bazı insanlar böyle yapıyorsa, orası başka tabii ki. O zaman lafım olmaz elbette ama böyle habercilik anlayışı da olmaz. İş bu mevzuyu, matematikteki mantık hatasıyla bağlayacağım. Her neyse.

Şimdi Rosatom için wikipedia'ya bakalım. Bu arada wikipedia aslında güvenilir bir kaynak değil. Bakın hepiniz için söylüyorum bunu. Örneği çok basit. Mesela birçok aktörü hep Amerikalı gösteriyorlar. Çin'de doğmuş ve oralı olan bir aktör onlara göre Amerikalı. Böyle bütün yetenekli insanları Amerikan göstererek akılları sıra "bakın hepsinin kralı bizde" imajı veriyorlar. Yaptıkları yahudi propagandasını saymıyorum bile. Ama arada kaynayan doğru bilgiler de var mıdır? Elbette vardır istisnalara lafımız yok. Mesela Çinli Bruce Lee için "safkan amerikalı" yazıyordu bir zamanlar. Ama bunun saçmalık olduğunu anlayınca ve komik duruma düştüklerini fark edince, zahmet edip düzeltmişler. Sağolsunlar. Şöyle demli bir çayı hak etti Amerikalılar. İşte bunlar hep Amerika'nın oyunu. İkinci Dünya Savaşı'na bile Pearl Harbor'u bahane edip de girdiler. Ah bu Amerikalılar.

Wikipedia'daki
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .
ta şöyle bir şey geçiyor;

"Akkuyu sahası imzalanan ikili devletlerarası anlaşma sonucunda Rus kamu şirketi Atomstroyexport (ROSATOM'a bağlı Atomenergoprom'un alt şirketi) bedelsiz olarak teslim edilmiştir. Rus kamu şirketi buraya kendi bulacağı finansal kaynaklarla nükleer santral inşa edecek ve ürettiği elektriği 15 senelik alım garantisi ile Türk tarafına satacaktır."

Evet, güzel. Aslında bu bilgi için de kaynak gerekiyor (kaynak dediğim belge) ama önemsemiyorum. Şimdi burada diyor ki, Rosatam'a bağlı bir firma diyor. Yani Atomstroyexport, Atomenergoprom'un alt firmasıymış ve Rosatom'a bağlıymış. Yani aralarında bir bağ geçse de, sonuç olarak ayrı oldukları anlamına gelir. Şimdi burada durduruyorum bu konuyu tekrar geleceğim. Yazıda diyor ki, Rus kamu firması bunu yapacak, Türkiye tarafına satacaktır. Bakın satacak diyor burada dikkat edin. Yani resmen ticaret yapılacağı söyleniyor. Bu durumda gazetede de şu yazıyor;

"Akkuyu santrali ile 2023’te Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 5’ini karşılamayı planlayan enerji yönetimi, santralleri artırarak enerjide dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor."

Burada hata var. Bir tarafta ticaret söz konusuyken, diğer tarafta dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor diyor. Her ikisi de tuhaf ve kafa karıştırıcı. Şimdi bunu okuyan 68 kuşaktan misali devrimci solcu birisi "rant işi var abi hep para dönüyor amaçları servetine servet katmak" der. İki gün sonra da der ki, "abi bu gazeteler taraflı hepsi yalan haber yapıyor" der. Kemalist biri de "bana bak lan yobaz! bu nükleer yapılmayacak! Atatürk olmasaydı sen yine olurdun amma, baban kimdi bilemezdin şerrrrrefsizzz!" şeklinde şeyler söyler. Ak parti seçmeni de "abi yapsın adamlar vardır bir bildikleri boşver ben destekliyorum" falan der. Acayip bir dünyada yaşıyoruz. Hep diyorum tası tarağı toplayıp Mars'a yerleşelim. Dünya iyice boka sardı diyorum ama kimse dinlemiyor beni. Mars'ta 1+1 ev bile yeter bize oysa. Eheheheh.

Bu arada bakın herkes için söylüyorum şunu asla unutmayın. Bağımlı olmak ayrı, bağlı olmak çok ayrıdır. Bir hatuna aşık olursun bağımlı olursun. Bir kahve içersin bağımlısı olursun. Bir sigara içersin bağımlısı olursun ama bağlı olmazsın. Zaten "bağlı" olduğun gün o sigarayı falan bırakırsın. Ama hatunu bırakamadığını anlarsan, o zaman bağımlı olmuş olursun. İşte olay budur. Bu kavramları nükleer santrallere bağlamayı doğru bulmuyorum. Ya onlar kim ki de bağımlıları olalım? Bu internet siteleri bu hatayı çok yapıyor. Söylemiştim ama size hep ABD'nin oyunu bunlar.

Az önce şu Rosatom mıdır Rosatam mıdır (abi bu nasıl bir isim ya?) her neyse artık o konuyu durdurmuştum tekrar geleyim. Her şeyi bir kenara bırakarak, gerçekten de bu firmayla anlaşma yapıldı ve bu firma yapıyor diyelim. Hani böyle olmasa da bu firma yapacak diyelim. Ne çıkar? Ne olur? Geçmişte hata yaptılar diye iş birliği yapılamaz mı? Bakın size bir örnek vereceğim. CMNet'in sunucu çökmüştü bir keresinde eski üyeler bilir ve bunun sorumlusu bendim. Yedek almadığım için site neredeyse 1 aya yakın kapalı kalmıştı. Hem insanlar mağdur olmuştu, hem site sahibi bir ton para kaybetmişti, hem de insanlara rezil olmuştuk. İşimizi çok iyi yapıyoruz diye bilen insanlara karşı acayip mahçup olmuştuk. Şimdi ben bu hatayı yaptım diye hiçbir yerde çalışamayacak mıyım? İşe giremeyecek miyim? İş birliği yapamayacak mıyım? Burada artık görev alamayacak mıyım? Yani üzgünüm ama iş bu noktaya geliyor bakış açınızla. Bakın o firmayı yapacak diye varsayıyorum dikkat ederseniz. Yani böyle bir hata yapılması, bir daha tekrarı olur anlamı mı taşır? İnsan zaten hata fıtratı üzerine de doğar ki, bu ilk Hz. Adem (a.s.)'dan başlar. Bu sebeple hiçkimse mükemmel değildir. Her insan hata yapabilir bilhassa iş konusunda.

Şimdi, Milliyet gazetesinin haberine göre şöyle bir şey yazılmış. Biliyorum okumaktan sıkıldınız ama sabredin toparlayacağım az kaldı. Haberden alıntı yapıyorum;

"Cengiz İnşaat’ın deniz yapıları ihalesini 394 milyon dolarla kazandığı açıklandı. Nükleer santral için toplam 20 milyar doların üzerinde yatırımın gerçekleşmesi, santralin inşaatında yaklaşık 8 milyar dolarlık iş hacminin Türk şirketlerince yüklenmesi bekleniyor. Santralin ilk ünitesinin devreye alınması için öngörülen ilk tarih de 2019’du. Daha sonra 2020 olarak revize edilen tarihin iki yıl daha sarkabileceği ifade ediliyor.
Santralin temeli de öngörülerin aksine 2015’ten 2016 sonuna sarktı. 4.800 MW kurulu güce sahip olacak santralin işletme süresi 60 yıl olarak öngörülüyor. Santralin soğutma suyu denizden alınıp, nükleer santrali soğutacak ve yine aynı şekilde denize akıtılacak. Akkuyu sahasında kurulacak yapı iki katmandan oluşacak. Dışta 1 metre kalınlığında özel bir betondan yapılmış muhafaza duvarı olacak, içinde de özel bir muhafaza kubbesi yer alacak. 3 (+) jenerasyonunda yeni bir teknolojiyle yapılacak olan Akkuyu Nükleer Santrali, 9 şiddetinde depreme dayanıklı olacak."

Açıkçası bu habere baktıktan sonra iki şey var aklıma gelen ve neticeye kavuşturulacak olan. Birincisi Cengiz İnşaat mevzusu, diğeri de fay hattı konusu. Hem iyi hem kötü. Sizlerin de karşısında "Bu milletin .... yacağız" diyen adamın kayıtlarını diyelim ki doğrudur diye yazmıştım. Eğer o kayıt doğruysa, o zaman ilk mesajınızdaki "bu milletin ... yacağız" maddesi doğru kapıya çıkar ama önceki mesajlarımı da unutmayın. Çünkü bu ses kayıtlarını yapanların kullandığı teknolojiyi söylemiştim. Yine de sizin için "diyelim ki doğru" demiştim. Diğer konu, fay hattı demiştik. Eğer madem verdiğiniz kaynaklara inanıyorsunuz ve paylaşmakta bir beis görmüyorsunuz, o zaman fay hattı sorunsalı ortadan kalkmış oluyor bir nebze de olsa. Çünkü yapıma bakacak olursak epey sağlam şartlarda inşaa edilecek. Bakın sizin kaynaklarınıza göre tarafsız yazıyorum. 9 şiddetinde bir depreme dayanıklı olması iyiyi işaret ama bu bilgi wikipedia'da geçmiyor maalesef. Alın size bir hata daha. Bu arada YouTube'a o videoyu paylaşanın ismi "turkislammedya" isimli bir kullanıcı. Selefi mi bunlar acaba yav? Ehehehe.

Şuna dayanarak diyorum selefi konusunu. Selefiler Ak Parti'yi de ona bağlı olanları da kabul etmezler. Çünkü hükümet başta olmasına rağmen içkiyi, kumarı, zinayı, faizi serbest bıraktığı için oy vermezler ve "tağut" (
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .
) damgası yapıştırırlar. Nedense aklıma bu geldi eheheh. Neyse.

Evet bitiriyorum.

@ritimsiz

Buradaki yabancı kaynağı biraz benzer bir şekilde Milliyet gazetesi de paylaşmış. Daha doğrusu belli ölçüde almış, kesmiş, kırpmış, çevirmiş, biraz da harmanlayıp paylaşmışlar ingilizcesi olanlar anlar bunu fakat çok üzerinde durulacak bir konu değil geçiyorum bu yüzden ama şu paragraf ilgimi çekti çevirisini de yapıp paylaşıyorum;

CEO of AKKUYU NUCLEAR JSC Fuad Akhundov said: "Moving to this new building is a strictly practical measure. The project is gaining momentum, the amount of activities certainly increases and the Company grows. It is very important that in the process of move, the company's work never stopped. Our doors are always open for business cooperation. We look forward to seeing everyone who is ready for a constructive dialogue."

Akkuyu Nükleer CEO'su Fuad Akhundov dedi ki: "Yeni yapılanmaya doğru hareket etmek gerçekten çok pratik bir önlem oldu bizim için. İş bu proje büyük bir ivme kazandığı gibi, tüm faaliyetlerin kazancı artacak ve firma büyüyecektir. Bu süreçte firmaların çalışma potansiyelleri çok önemlidir ve asla durmamalıdır. Kapılarımız her türlü iş birliği için her daim açıktır. Her kim yapıcı eleştiri ve diyalog kurmaya sağlarsa, bunu görmek için adeta sabırsızlanıyoruz."

Eh işte herkes tarafını ne güzel belli ediyor. Putin de Obama da veya bir başkası da yıllardır bu sebeple iktidarda. Eheheh.

Yalnız, gazetelerin abartması hangisinin doğru olup olmaması sorunsalını da ortaya çıkartabiliyor. Gazetelerin yaptığı bu hatalar ne olacak böyle bilmiyorum. 16 sayısını 2'ye bölersek elimize geçen sayı 8'dir. Buraya kadar bir mantık hatası yok. Fakat, önce 16'yı 2'ye bölerek elde ettiğimiz sayıya 2 ekleyelim, ardından 16'ya 2 ekleyelim. Hem 16'ya, hem de 8'e aynı miktarda sayı eklememize rağmen (2, yazıyla iki), 18'i 2'ye böldüğümüzde çıkan sonuç 9 olmakta. İşte bu gazetelerin olayı da böyle bir şey herhalde.

Şükür bitti. Çay alayım ben ya acayip kasvetli bir hava dışarıda.

Dipnot: imla hataları (olduysa) üzgünüm. Denk gelirsem düzeltir, eklerim not diye.

Bilginize.

Saygılarımla,
 
sn. CMNet Okuru şu koca yazıyı okudum. bu kadar boş içerikli bir yazı için harcadığınız enerjiyi tasarruf etseniz bile nükleere gerek kalmaz.
tek katıldığım paragraf aşağıda ki kısımdır..

'Burada hata var. Bir tarafta ticaret söz konusuyken, diğer tarafta dışa bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor diyor. Her ikisi de tuhaf ve kafa karıştırıcı. Şimdi bunu okuyan 68 kuşaktan misali devrimci solcu birisi "rant işi var abi hep para dönüyor amaçları servetine servet katmak" der. İki gün sonra da der ki, "abi bu gazeteler taraflı hepsi yalan haber yapıyor" der. Kemalist biri de "bana bak lan yobaz! bu nükleer yapılmayacak! Atatürk olmasaydı sen yine olurdun amma, baban kimdi bilemezdin şerrrrrefsizzz!" şeklinde şeyler söyler. Ak parti seçmeni de "abi yapsın adamlar vardır bir bildikleri boşver ben destekliyorum" falan der. Acayip bir dünyada yaşıyoruz. Hep diyorum tası tarağı toplayıp Mars'a yerleşelim. Dünya iyice boka sardı diyorum ama kimse dinlemiyor beni. Mars'ta 1+1 ev bile yeter bize oysa. Eheheheh.''
------------------------------------------------------------------
Cidden daha ne yapabilirim bilmiyorum. ÇED raporunu ortaya koysam 'dokay firmasının hatsını projeye mal etmek yanlış olur' falan dersiniz diye bir çekindim doğrusu... siz gözünüzle görseniz inanmazsınız sn CMNet Okuru anlıyorum sizi.
en büyük mantık hatanız; en başta yazdığınız 'ispatla o zaman belge vb nerede' dediğiniz andı... gözümden kaçtı bu ayrıntı...
sanırım çevre mühendisisiniz. gereki alt yapınız varken enbaşından kendi güvendiğiniz kaynaklardan araştırma yapsaydınız ekran başında hiç bu kadar uğraşmazdık...

tek soru tek cevap derken cümle içinde atatürke cumhuriyete de giydirdiniz tüm bilgi birikiminizle.
bu bilgi birikiminizi tarihe borçlusunuz sanırım. ama unutmayın tarihe bilimsel anlamda ve gerçekçilik anlamında güven olmaz.
çünkü kaybeden tarafın tarihi yazacak mecali olmaz hiçbir zaman.
Tarih sadece kazanan tarafın yazdığı hikayelerden ibarettir der bir büyük düşünür....
işte bu sebeptendir ki ben mühendis oldum..
neyse ülkemin güzel insanı..
keşke bilimsel açıklamalarla gelseydiniz de ben de size birşeyler anlatabileceğimi hissetseydim.
dua ile sure ile açılış yaptıktan sonra tabiki de 'herşey kader kısmet' e bağlanabilir.
ama,
Kula bela gelmez. Hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz. Kul azmadıkça.. diye bir sözde var lugatımızda...
sağlıcakla kalın.
haftanız güzel sonumuz hayrolsun...
 
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .


Bence neyin ne olduğunu buraya baktığımızda da anlayabiliyoruz... Nasıl bakarsan öyle görürsün tabi gözüne görünmez bir at gözlüğü takılmamışsa..... Geçmiş olsun..... ama maalesef hepimize....
 
@ritimsiz siz bana hiçbir şey anlatamazsınız şu saatten sonra. Madem yazım boşmuş o zaman ne diye cevap veriyorsunuz? Siz başından beri neler neler yazıyordunuz ben bir şey dedim mi? Sağda solda toparlanmış 3-5 yazıyı kopyalayıp burada paylaşmışsınız 2-3 tanesi hariç hepsini çürüttüm. Hatta o 2-3 tanenin de kesin doğruluğu yok. Ama ona rağmen cevapladım çoğunu. Madem elinizde ÇED raporu var da niye paylaşmayıp burada haybeye yere laf kalabalığı yapıyorsunuz?

Ben tarihi, vesikalardan devletin imzası olan belgelerden okurum ki çoğunu da okudum. Ama bakın ağzına gem vurulmuş bir ata benziyorum ağzı su dolu bir kurbağa gibiyim her şeyi söyleyemiyorum. Söylediğim zaman bedel ödüyorum. E kaç tane yerde işten güçten ihraç edildim bedel ödüyoruz işte. Ama CMNet'ten ihraç edilmeyeceğim, ben kendim terk edeceğim. Harbiden baydı artık çünkü.

Evet spoiler içinde dediğimi şimdi açıkta söyleyeyim. Solcular Mustafa Kemal Paşa'ya "burjuva kemal" diyorlardı. Neredesiniz ey Gezmiş'ciler, Güney'ciler, sosyalist, CHE yanlısı olanlar Marksist olanlar neredesiniz? Delikanlıysanız gelin şu konuya da yazın bunları. Uzaktan uzaktan izliyorsunuz ama meslektaşlarınızla ters düşmeyin diye izlemekle yetiniyorsunuz.

Ecevit baktı bu iş öyle olmayacak, Mustafa Kemal Paşa yanlısı görünüp "burjuva kemal" konusunu kaldırdı. O günden bugüne geldik. Bugün solcuların çoğu hâlâ o kafada ama bilerek tepkili değiller, çünkü Ak Parti sorunsalı var. Onu halledince "burjuva kemal" tekrar başlar siz merak etmeyin. Ama onlar istediklerini de söyleseler yani Mustafa Kemal Paşa'yı tenkid de etseler sorun olmaz çünkü çoğunda din ölçüsü yok. Din kısmında olmadıkları için kemalistler negatif bakmak istemiyorlar. Ama din kısmında olup tenkid ettiğin zaman başına gelmeyen kalmıyor.

Ben Cumhuriyet'e karşı değilim hiçbir zaman da olmadım ama bu tenkid edemeyeceğim anlamına gelmez. İçinde bulunduğumuz sistemi halkın bir kesimi nasıl yerden yere vuruyorsa, ben de bu hakka sahibim. Gerçi benim yerden yere vurduğum yok. En çok kızdığım da dost görünümlü düşmanlardır. Bundan bir önceki mesajımı samimi bir dille espri tarzda da yazdım ama siz bunu anlamadınız. Şu yazdığınız hesabın bile fake üyelik olduğunu düşünüyorum.

Yazdığınız mesajlarda Milli Görüşçü - İktidar seçmeni - Cumhuriyetçi diye insanları etiketleyen İLK SİZDİNİZ. Ben şimdi böyle konuşunca sorun mu oldu? 2.5 sene boyunca HES'te çalıştığınıza dair belge istedim niye paylaşmadınız? Şu mesajımdaki bahsettiklerime niye tek tek cevap vermediniz? Veremezsiniz zaten. Tek destek aldıklarınız burada kendiniz gibi düşünen yandaşlarınızdan başkası değil. Nasıl olsa hepsi sizle beraber yani sorun yok. Ama benim kimsenin ne desteğine ihtiyacım var ne de burada birtakım söylemlerine. Zaten mevcut iktidar seçmenleri bile gelip burada konuşamadı doğru düzgün. Haklılar ama lafım yok.

Sonuç olarak, temeller atıldı. Mevcut iktidar değişse bile o santral yapılacaktır. Böyle işlerin başlangıcından sonra artık geri dönüşümü yoktur. Ama yine de mücadelenizde başarılar diliyorum.
 
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .


buyrun ÇED Olumlu kararı verilen Nihai ÇED Raporu.

Raporun yayınlandığı link :
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .

Kararın açıklandığı link :
Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .
 
Tartışmaya taraf olmak istemem zira amacından şaşmaya başlamış gibi duruyor. CMNet Okuru ve @ritimsiz e medeni şekilde görüş bildirdikleri için saygı duyuyorum. tartışmayı okuyunca "Şu projenin ÇED'ine ne yazmışlar bakalım" diye bir düşünce oluştu ve raporu bulunca burada da paylaşmak istedim. Henüz inceleyemedim ancak en yakın zamanda inceleyeceğim.

Şahsi görüşüme gelince; Türkiye'nin enerjiye ihtiyaç duyduğunu kabul ediyorum. Her geçen gün yeni elektrikli cihazlar çıkıp duruyor ve evlerimizde yerini alıyor. Sanayi de de aynı şekilde her geçen gün daha yüksek kapasiteli ekipmanlar, yeni teknoloji ürünler insan gücünün yerini almaya başlıyor. Bu da elektrik enerjisine ihtiyaç duyulması demek.
Ancak bu enerji kaynağı nükleer olmalı mıdır? bu risk alınmalı mıdır? aynı yaklaşık (inşa ve işletim) maliyetleri ile alternatif kaynaklar kullanılabilir mi? bunları tartışmak lazım. Evet zaten bir çok ülkede ve komşularımızda nükleer santraller var olası kazalarda yine biz etkileneceğiz ama dediğim gibi risk faktörü ve alternatif kaynakları iyi değerlendirmek gerekir. İyi işletme şartları altında nükleer enerji güvenli ve temiz bir kaynak gibi gözüküyor evet ama ne diyim Allah bize olası bir nükleer kazayı yaşatmasın.
Kesin çizgiler ile evet nükleer olsun yada hayır asla olmasın demiyorum ancak yapılması veya yapılmaması konusunda halkın güvenilir kaynaklar ile aydınlatılması gerekiyor.
 
CMNet Okuru

Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .


Buyrunuz şirketin sitesinden gerekli ve istediğiniz bilgilere ulaşınız. Gerek çernobil gerekse akkuyu ile ilgili.. Belge dediğiniz şeyin tam olarak karşılığı mıdır bilemiyorum ama gazete makaleleri vb gibi belgeleri kabul etmediğiniz düşünülünce buna da çok itimat etmeyebilirsiniz.


Ayrıca ;

Çerrnobildeki hadisenin oluşum amacı ve şekliyle ilgili bilgi sahibi olmak isteyen arkadaşlara TAEK in yayınladığı bir yazıdır..

Gizlenen içeriği görüntülemek için Giriş Yap yada Kayıt Ol .

Yayın:
Cuma, 14 Ağustos 2009 10:50
Gösterim: 16642


26 Nisan 1986'da eski Sovyetler Birliğine bağlı Ukrayna'da bulunan Çernobil nükleer güç santralının 4. ünitesinde meydana gelen kazada, reaktör kalbinin tümü, binanın büyük bir bölümü hasar görmüştür. Bunun sonucu olarak büyük miktarda radyoaktif materyal çevreye yayılmıştır.
Reaktör Hakkında Özet Bilgi
Çernobil nükleer santralı 4 adet RBMK-1000 tipi reaktör ünitesinden oluşmaktadır. Kazaya uğrayan 4. ünite 3 seneden beri çalışmaktaydı. 1000 MW e gücünde olan her bir ünitede 500 MW e 'lik ikişer adet türbin bulunmaktadır. Reaktör grafit yavaşlatıcılı ve kaynayan hafif su soğutmalı tiptendir. Grafit blokları arasından geçen ve içinde yakıt elemanlarının da bulunduğu 1661 adet dikine zirkonyum basınç tüpleri içinde kaynayan su, buhar ayırıcılarından geçtikten sonra kuru buhar olarak doğrudan türbinlere yollanmaktadır.
Kazanın Oluşumu
Santralın 4. ünitesi rutin bakıma alınacağı zaman, durdurma işlemleri sırasında güvenlik yönünden önemli olan elektrik kesilmesi ile ilgili özel bir deneyin yapılmak istenmesi nedeniyle kaza olmuştur.
Deneyin Amacı
Nükleer güvenlik açısından tasarıma esas teşkil eden kazalardan biri, soğutucu kaybı kazası ile şebeke cereyanının kesilmesinin aynı anda meydana gelmesidir. Böyle bir durumda devreye girecek olan acil durum soğutma sisteminin pompaları normalde şebeke tarafından beslenir. Şayet şebeke de devreden çıkacak olursa, besleme bağımsız dizel jeneratörleri tarafından yapılır. Şebeke cereyanının kesilmesi ile dizellerin devreye girip pompaları beslemesi arasında 25 saniyelik bir gecikme vardır. Şunu da belirtmek gerekir ki, böyle bir kaza sonucu reaktör hemen durdurulur ve türbin jeneratörlerinin dönüşü volan ataletiyle yavaşlamaya başlar. Deneyin amacı, jeneratör volanlarının dönü enerjisinin acil durum soğutma pompalarını, dizel jeneratörleri devreye girene kadar istenen voltajda 25 saniye süreyle besleyip beslemeyeceğini test etmekti.
Deneyin Adımları
• Reaktör gücünün 700-1000 MW th değerine düşürülmesi,
• Tüm buhar üretiminin iki türbinden birine yönlendirilmesi,
• Türbinlerden birinin devreden çıkarılması,
• Türbin-jeneratör sisteminin dönü enerjisini aktarmak için soğutucu pompalarının yük olarak kullanılması,
• Voltaj düşüşünün gözlenmesi.
Olayların Kronolojik Gelişimi
25 Nisan 01:00 reaktörün gücü düşürülmeye başlandı. 13:00'de reaktör gücü % 50'ye düşürüldü. Test gereği türbinlerden biri devre dışı bırakıldı, tüm buhar diğer türbine sevk edildi. Acil soğutma sistemi devreden çıkarıldı . Enerji ihtiyacı gereği reaktör bu durumda 9 saat çalıştırıldı. 23:10'da güç düşürülmesine devam edildi. 700 MW th 'a inilmeye başlandı.
26 Nisan 00:28 düşük güç değerinde lokal otomatik güç kontrolü zor olduğundan global otomatik güç moduna geçildi, ama güç durdurma ayarı 700 MW th 'a ayarlanmadığından güç seviyesi 30 MW th 'a düştü. Kalpteki buhar üretimi azaldı ve Ksenon konsantrasyonu yükseldi. 01:00'de işletme talimatlarının müsaade ettiğinden daha fazla sayıda kontrol çubuğu yukarı çekildi. Fazla reaktivite çok azaldığından reaktör ancak 200 MW th gücünde kararlı hale getirilebildi. RBMK reaktörlerinin bu güç seviyesinde çalışmaları güvenlik yönünden sakıncalı olmasına rağmen deneyin yapılmasına karar verildi. 01:03'te yedekte bekleyen 2 devridaim pompası devreye sokuldu. Fazlalaşan akış miktarı, buhar üretiminde azalmaya, buhar ayırıcılarındaki su seviyesinin düşmesine ve sistem basıncının azalmasına neden oldu. Buhar miktarının azalmasının oluşturduğu negatif reaktiviteyi karşılamak için kontrol çubukları daha da yukarıya çekildi. 01:19'da buhar ayırıcılarındaki su seviyesini yükseltmek için besleme suyu akış miktarı normal değerin üç misline çıkarıldı. 01:20'de soğutma kanalları içinde sıfıra yaklaşan buhar miktarı soğutucu sıcaklığını tüm kanal boyunca doyum sıcaklığına yaklaştırdı. 01:19:58'de sistem basıncını normale döndürmek için buhar baypas vanaları kapatıldı.

01:22:10'da buhar ayırıcılarındaki su seviyesinin normal değerine geldiğine karar verilip besleme suyu akışı ani olarak azaltılarak ısıl denge değerinin 2/3'üne indirildi. Zaten doyma sıcaklığına yakın olan soğutucu sıcaklığı yükseldi ve kanallarda kaynama başladı. 01:22:10'da aniden başlayan buhar üretiminin oluşturduğu pozitif reaktiviteye karşı güç seviyesini sabit tutabilmek için kontrol çubukları aşağıya çekildi. 01:22:45 buhar üretiminin yükselmesi durduruldu, sistem basıncı istenen değere getirildi. Nötron akısının kalbin yukarı kısımlarında birikme yaptığı, reaktörü acil olarak durdurmak için güvenlik kriterlerinin öngördüğünden daha az bir negatif reaktivitenin kaldığı tespit edildi. Bu durumda reaktörün hemen durdurulması gerekirdi, ancak deneye devam kararı alındı. 01:23:04'te deney için ayrılan 8 no'lu türbine giden buhar vanası kapatıldı. Zaten reaktörü otomatik durduran güvenlik sistemi de kapatıldığından sistem basıncı yükseldi, kalp içinden geçen soğutucu miktarı azalmaya başladı, bu da kaynamanın kanal girişinden itibaren başlamasına yol açtı. Bunun yanı sıra reaktör çalışma gücü ve termohidrolik bakımdan kararsız bir bölgedeydi. 01:23:21'de gücün yavaş olarak yükseldiği tespit edildi. 01:23:40'ta kumanda tablosunda acil durdurma sinyali yandı. Operatör reaktörü durdurma düğmesine bastı ve kontrol çubukları aşağıya doğru hareket etmeye başladı. 01:23:44'te güç seviyesi 4 saniye içinde nominal değerin 100 katına ulaştı. Kontrol çubuklarının düşme hızının yavaş olması güç yükselmesini önleyemedi.
Gücün kontrolsüz olarak yükselişi sonucu yakıtlar aşırı ısındı, yakıt zarfı eridi, sıcak parçalar suyla temas ederek buhar patlamasına neden oldu. Patlamanın meydana getirdiği şok 1000 ton'luk reaktör kapağını kaldırdı, kontrol çubukları kalpten dışarı fırladı, kalp içindeki yakıtın yaklaşık % 30'u eriyip parçalandı. Birinci patlamanın ardından birkaç saniye sonra ikinci bir patlama oldu. Bunun sebebi tam olarak anlaşılamamakla birlikte, grafit-buhar etkileşmesi gibi bir takım kimyasal reaksiyonlar sonucu olabileceği görüşü öne çıkmaktadır.
RBMK Reaktörleri
RBMK tipi reaktörlerin tasarım yönünden zayıf tarafları şöyle özetlenebilir : İşletme yönünden karmaşık olup operatöre fazla iş düşer. Nominal çalışma gücünün % 20 ve altındaki değerlerde kararsızlık ve kontrol edilme zorlukları vardır. Kontrol çubukları hız ve reaktivite yönünden tüm kaza senaryolarını önleyebilecek şekilde tasarımlanmamıştır. Bilgisayardan gelen bilgileri kullanıp değerlendiren ve insan müdahalesini en aza indiren bir otomatik reaktivite kontrol sistemi yoktur. Rusların güvenlik felsefesinde insan faktörü otomasyona nazaran daha ön plâna alınmıştır. Bu durum, insan-makina etkileşmesini arttırmakta ve buna bağlı olarak insani hataların fazlalaşmasına yol açmaktadır.
Sonuç
Yukarıda anlatıldığı gibi, insan hataları ve reaktör tasarımındaki olumsuz yönler kazanın oluşumunda çok büyük rol oynamıştır. Bir arabanın frenlerinin ve emniyet sistemlerinin çıkarılıp yokuş aşağı bırakılması gibi; bir deney yapmak uğruna, reaktörün emniyet sistemleri devreden çıkartılmış ve güvenlik felsefesinde belirlenen çalışma şartlarının dışına çıkılmıştır.
Ayrıca, reaktör maliyetini etkilemesi sebebiyle, benzer tür reaktörlerde bulunan emniyet kab ı nın bu reaktörde olmaması, reaktör kalbinin erimesiyle ortaya çıkan radyoaktivitenin çevreye yayılmasına sebep olmuştur. ABD'de bulunan TMI santralında buna benzer bir kaza olmasına rağmen, emniyet kabının bulunması sebebiyle çevreye herhangi bir radyoaktif sızıntı olmamıştır. Yani RBMK türü reaktörlerde emniyet kabının olmaması güvenlik açısından büyük bir eksikliktir. Bu tür reaktörlerde yavaşlatıcı olarak kullanılan grafit çubukların kaza sırasında yanması kazanın boyutlarını daha da büyütmüştür (diğer reaktörlerde yavaşlatıcı olarak grafit yerine su kullanılmaktadır).
Çernobil Türü Reaktörlerde Yapılan Tasarım İyileştirmeleri
Bu kazadan sonra bu tür reaktörlerdeki birkaç tasarım hatası düzeltildi :
• Bazı güçlerde (+) olan boşluk katsayısı (-) yapıldı. Bu, yakıt zenginliği 1,2'den 1,7-2,0'ye yükseltilerek gerçekleştirildi.
• Kontrol çubukları bir mekanizma yardımı ile yavaş indiriliyordu. Şimdi yer çekimine dönüştürülerek hızlandırıldı.
• Kontrol odalarına gelen bilgi süzülerek bilgi edinme ve kontrol kolaylaştırıldı.


Aynı zamanda şirketin yapmış olduğu mayak nükleer santralinde gerçekleşen hadiseler zaten güvenle ilgili bir endişemiz var iken tuz biber ekmiştir.

Konu çok dallanıp budaklanmış ama deprem hattındaysa bu santral ne olmuş yani gibi bir durum ortada var idi.. Japonyada tsunami olduktan sonra nükleer santrale ne olduğunu gördük. Deprem anında çökmeyi bırakın oluşabilecek en ufak bir çatlak bile ülkeyi ne hale getirecek tahayyül edebiliyor musunuz ?
 
Tek dayanağınız Çernobil vakası. Başka hiçbir dayanağınız yok. Japonya örneği tamam ama hayatını kaybedenler o deprem felakatinde kaybettiler. Yani santralde değil ve o tehlike çok kısa zamanda bertaraf edildi.

Haaa, "Biz Japonya kadar olamayız o bertaraf etme konusunda" diye bir düşünce çıkabilir şimdi ama ben de normaldir derim buna.

Çünkü Japonlar taklidçi bir millet değiller. Adamlar yazısını bile değişmediler. Lâkin Türkiye her şeyini değiştirdi ve son 80 senede Edirne'den dışarıya çıkamadı. :D Bari çıkarmaya çalışanlara engel olunmasın diyorum. Yine de tamam siz engel olun muhalefet olun yani zorla değil elbette. Dediğim gibi mücadelenizde başarılar diliyorum tekrar.

Dipnot: lütfen alıntı yapmayın artık. Cevap yazmak zorunda kalıyorum mecburen. Ortaya konuşursanız daha iyi olacaktır. Ben zaten alacağım mesajı da aldım gerek yok fazlasına.
 
Bitirme tezimi nükleer enerji üzerine yapmış ve TEMA başkanı olan tez hocama bu durumu kabul ettirmiş birisiyim.Nükleer santrali de faydasını da zarırını da biliyorum. Ama gelinen nokta da bana çok da akılcı gelmemektedir. Sonuçta gerek yük kayıplarını ve ya alternatif enerjiye sevkedebilsek çok daha sağlıklı olur. Ama biz bir rüzgar enerjisi için türbin kurabilmemiz için okadar çok izin ve imza almamız gerekiyor ki. Adeta prosedürlerde boğuluyoruz. Halbuki bnunla ilgili teşvik verilse bir çok sanayi bölgesinde bu sistem kullanılabilir. Eğer maksat sanayiyi güçlendirmekse. İşin siyasi boyutuna hiç girmedim eğer bunu yapacak isek bu sefer yukarıda yazıldığı gibi kaç yıllık anlaşmalar yapıldı, bu firma neden seçildi, neden akkuyu da yapmayı seçti, çed görüşü falan filan bir ton soru çıkar ki onların içinden hiç çıkamayız. İşin tamamen çevresel boyutunda yapılan değerlendirmeler büyük bir kaosun içine sürüklendiğimizdir.
 
Şu durumda türkiye nin yapabileceği bir iş değil nükleer lütfen sakin kafayla bi düşünün. türkiye bu santralın altında kalır. serpintileri engelleyemez 8 saat elektrik kesildi geçenlerde nedenini daha çözemediler. böyle birşey olursa santralin ne hale gelebileceğini hiç düşündünüz mü şu an için daha termik santrallerin atıklarını doğru dürüst bertaraf edemeyen bir ülke burası nükleer atıkları nasıl bertaraf edecek bilen varsa... sağlıklı bir süreç olmadan temel atma aşamasına geldik bile bu yoldan dönmeye niyetleri yok umarım seçimlerden sonra bunlara bir dur diyen olacaktır.
 
Sanayi tesislerindeki atık kontrolü ile ilgili sisteme geçeli daha ne kadar oldu kaç yıl oldu ? Halen entegre tesislerde onlarca makinesi olan insanlar atık yağ beyanı yapılmak istendiğinde '' bizim yağ atığımız yok de '' diyebiliyorlar. İSG yönetmeliği kaç yıl önce çıktı , ne kadar düzenli gidebiliyor. Ne kadarını yapabiliyoruz. Öz eleştiri yapmamız şart. Evet tabii ki gelişmek için bazı riskleri göze almamız bazı atılımları yapmamız şart lakin körü körüne atlanılan işler olsa olsa cahil cesareti olur. Benim için ( Türkiyeyi baz alarak değil genel değerlendirme açısından söylemekteyim ) Termik santraller Nükleer santrallerden çok daha tehlikeliler. Öncelikle bu elektriğe ne kadar ihtiyacımız olduğuna bakmamız gerek. Halen 10 birim elektrik gönderdiğimiz hatlarda tüketiciye 2 birim elektrik gidiyorsa bu 8 birimlik kaybı önlememiz gerekmekte.. Kaçak elektriğin önüne geçmemiz gerekmekte. Daha fazla elektrik tüketme mantığından daha çok elektrik tüketimimizi kontrol altına almalıyız.. Nükleer santral bir zorunluluk değil, bizim için pimi çekilmiş bir bombadır.
 
Nükleer santral olmalı diyen arkadaşlar sizden bir ricam var. Bende yapılmasın diyen taraftayım. Karşıt fikirlerimizi olmasın sebeplerimizi bu kadar anlatıyoruz yazıyoruz. Nükleer Santral kurulsun diyenler sadece olmalı diyor. Ben size olmaması için örneği ÇERNOBİL olarak sunuyorum. Kanıtsa eksiğiyle fazlasıyla dünyanın en büyük felaketleri arasında gösterilen ÇERNOBİL. Hala girişin yasak olduğu bölgeler var Çernobil yüzünden. Bende yararlı, olmalı diyen arkadaşlardan şunu istiyorum. Zararı olmayacağının bana kanıtlarını sunun. Mühendis sıfatıyla buradaysak eğer akademik dilde konuşmamız gerekiyor. Bilimsel olarak bir arkadaşımız bize nükleer santral ömrü yeni teknolojiyle yaklaşık 60 yıl olduğu düşünülüyorsa radyoaktif rezervlerimizin yeterliliği, nükleer santrallerinin güvenlik sistemleri, çalışacak mühendislerimizin akademik geçmişleri, ülkemize katkısı, çalışma prensipleri, fay hattı bulunduğu bölgeye kurulmasının sebebi (Japonya'da 2011 yılında deprem olduğunda radyasyon sızıntısı olduğunu dünyaya duyurmuştu) hakkında açıklayıcı bilgi verebilir mi? Karşı olmayan arkadaşlarımızın bunlara cevapları vardır mutlaka bilgilerinizi rica ediyorum.
 
öncelikle üstteki muhabbetten dolayı herkesten özür diliyorum.
hiç kimseyi kırmak incitmek değl derdim. inandığı değerlere saygısızlıkta değil.
durumu kişiselleştirmeden tek tek tüm sorulara cevap verip ikna etmeye çalıştım sadece.
siyasi görüşü farketmeksizin bu projeye destek veren de var karşı gelen de.
destekleyenlerin bir çoğu mevcut hükümet yaptığı için destekliyor.
kimilerinin 'tek dayanağı çevremizde bir sürü var, onlar patlasada ölürüz'
ya da 'enerji açığımız çok büyük, Türkiye büyük ülke..' gibi gibi...
daha çarşamba günü fizik mühendisi olup İSG uzmanlığı yapmak zorunda olan bir arkadaşımla konuştum.
biz çevreciyiz objektif bakamıyoruz belki dedim. sen bir fizik mühendisi olarak ne düşünüyorsun dedim?
yapılmalı dedi o da... çevremizde nükleer santral çok dedi... sonraki cümle yine aynı, 'hepimiz cep telefonu kullanıyoruz nereden gelecek bu enerji bilader?...

ben yeni ve eski enerjiler üzerine birçok araştırma yaptım. enerji politikasını değiştirmeden enerji açığını azaltmak ya da enerjide dışa bağımlılığı azaltmak mümkün değil.
ben bugün enerji bakanı olsam listemde HES te olur Nükleerde. ancak listenin sonlarında olur. 10 maddelik listede 5. Sıraya HES i koyarım. 9. sıraya temik, 10 sıraya nükleer i koyarım... ülkemde yenilikçi olma konusunda çok ciddi sıkıntılar var. hep eski yöntem eski teknolojiye yönelim var. üzüntüyle izliyorum olanı biteni. mühendis olmuş bir kimse sadece politik bakış açısından dolayı bir projeye evet yada hayır diyemez arkadaş... teknik bir kimse teknik düşünmek zorundadır.


CMNet Okuru isimli arkadaşa gelince ne diye üyelik falan sildi anlamış değilim. kendimi suçlu hissediyorum. ama kötü bir şey söylediğimi düşünmüyorum. neyse... ilk yazısında izpatlamazsan siteden üyeliğini sildirecem diye tehditte bulunmuştu (sonra yazısın o kısmını EDIT ledi gerçi) şimdi kendisinin gitmesine hiç gerek yoktu...

@Aykut Moralar cidden bakış açınız çok güzel. umarım bir gün bir yerde sohpet etme fırsatı buluruz.


Ciddden ya; bu forum ya da ÇMO;
Nükleerin artısı eksisi ve Akkuyuda ki problemlerin mesleki anlamda tartışılması için bir organizasyonmu yapsa acaba? hem tanışırız. hem bilgi birikimlerini aktarmış olur herkes. karşıt olan değil, destekleyen meslektaşlarımızla birlikte güzel bir organizasyon olabilir bence...
 
@Canan Erkan


Hızlı gelişen ekonomilerde sanayinin daha iyi ve verimli çalışabilmesi için artan elektrik sarfiyatını karşılayabilmesi gerekmektedir. Bu da bize doğal(!) olarak yeni santraller üretmemizi emrediyor. Şöyle bir algı yaratılmış durumda gelişmemiz için Nükleer enerji şart. Ben de diyorum ki neden ? Bizim sanayiyi geliştirdiğimiz filan yok ki. İnşaat odaklı devam ediyoruz. Gerçekten bu enerjiye bukadar ihtiyacımız var mı? Daha önceki yazdıklarımda söylediğim gibi kayıpları ve kaçakları minimum a indirsek daha mantıklı olmaz mı ?

Gelelim personel kısmına buradan Rusyaya gönderdiğimiz mühendislerimiz ile nükleer santrali döndüreceğiz. Nerden alınıyor bu eğitim? Çerbonil faciasında yapılan bir deney esnasında tabiri caiz ise 'kırmızı kablo mu mavi kabloyu mu keselim ' diye düşünüp yanlış kabloyu kesen ve bombanın patlamasına sebep olan kişiler tarafından. En iyisinden en iyi eğitimi alıyoruz.

Bir de şu nükleer atığın geri dönüştürülmesi hikayesi var ki buna nasıl itimat edilip arkasında durulabilindiğini de hiç anlayabilmiş değilim.
 
Üst