İngiltere'nin çöpleri Adana'da yakılıyor

FERHAT ELÇİ

Haberci Grup Lideri
Haberci Grubu
Katılım
21 Eki 2019
Mesajlar
489
Tepki puanı
952
Puanları
98
Yaş
27
Şehir
Mersin
Firma
İŞSİZ
Geri dönüşüm için İngiltere’den ithal edilen çöplerin Adana’da yakılarak yok edilmesinin BBC tarafından görüntülenmesi, çöp ticareti konusunu yeniden tartışmaya açtı. İthalatçı firmalar ülkeye döviz kazandırdıklarını söylerken Çukurova Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, çöplerin hammadde olduğu bilgisinin doğru olmadığını ve yalnızca yüzde 9’unun geri dönüştürülebildiğini belirtti.

ARM.jpg


TÜRKİYE’DEKİ DENETİMSİZLİKTEN FAYDALANIYORLAR

Çukurova Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve miktoplastik araştırma grubu üyesi Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, ise Türkiye’nin bu konuda bir sınır koymaması ve denetimin az olmasından dolayı sektördekilerin rahat hareket ettiğini ifade etti. Plastik kirliliğinin dünyada kaygı uyandıracak düzeye geldiğini söyleyen Gündoğdu, artan plastik tüketiminin yönetilemeyecek düzeyde çöpün oluşmasına, yönetilemeyen bu çöplerden kurtulmak için de bugün görülen çöp ticareti meselesinin ortaya çıkmasına neden olduğunu söyledi.

‘ÇÖPLERİN SADECE YÜZDE 9’U GERİ DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİYOR’

“Bize geri dönüşüm gibi bir aldatmaca üzerinden bu çöplerin aslında bir ham madde olduğu bilgisi pompalanmaktadır” diyen Doç. Dr. Gündoğdu, “Bu doğru değil. Çünkü öyle olsaydı bugüne kadar üretilen çöplerin sadece yüzde 9’u geri dönüştürülmüş olmazdı. İşte geri dönüştürülemeyen ve çoğunluğu ambalaj olan bu çöplerin yakılması aslında en son istenen bertaraf yöntemlerinden biridir. Bunu bilen gelişmiş Avrupa ülkeleri bu çöpleri gemilere yükleyerek bizim gibi, ülkelere göndermektedir. Bizim gibi ülkelerde de yeteri denetim olmadığı için sorumsuz firmalar bunları sağa sola terk edip çoğu zaman da yakmaktadırlar” dedi.

Gündoğdu, terk edilen ve yakılan çöplerin tüm canlılar için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade ederek, “Plastik, içerisinde çok çeşitli zehirli kanser yapıcı kimyasal barındırmaktadır. İthal çöp kalıntıları da zamanla sağa sola yayılmakta ve tüm doğayı zehirlemektedirler. Kuşlar balıklar ve hatta bölgede otlatılan hayvanlar bu plastikleri yemek zorunda kalıyor. Bu nedenle plastik atık ithalatının derhal yasaklanması ve geri dönüşüm firmalarının iç piyasadaki çöpleri almaya zorlanmaları gerekmektedir” şeklinde konuştu.

‘DAHA FAZLA KÂR İÇİN BU TOPRAKLARA YAPILACAK EN BÜYÜK KÖTÜLÜK’

Farklı ülkelerin çöpünün, daha fazla kâr elde etmek için Türkiye’ye sokulmasının bu topraklara yapılacak en büyük kötülük olduğunu belirten Gündoğdu, 2019 yılında tonuna ortalama 160 dolar verilerek yılda sadece İngiltere’den 160 bin ton plastik alındığını ve kaba bir hesapla yaklaşık 26 milyon dolar para ödendiğini belirterek şunları söyledi:

“Bu 26 milyon dolar iç piyasadaki plastik çöplerin toplanmasına yatırılsa uzun vadede 26 milyon dolar dışarı ödenmek zorunda kalınmadan yine plastik geri dönüştürülebilir çöpler geri dönüşüme dahil edilebilecekken, bunun yerine kâr hırsıyla yabancı ülkeden her yıl yüzbinlerce ton çöp getiriliyor. Bu da içerideki çöpün de toplanmamasına neden oluyor. Çünkü firmalar yerli çöp almak istemiyor. Yönetmelikte ithal çöp toplam kapasitelerinin yüzde 80’i ile sınırlı. Firmalar da bu kotayı sonuna kadar kullanıyor çünkü daha kârlı. Ülkenin alt yapısına yatırım yapmalarına gerek yok. Sorunun çözümü için ellerini taşın altına koymalarına gerek yok. Kotaları toplam kapasitelerinin yüzde 80’i civarında ithal çöp getirmeye onay veriyor”

‘DAHA ÇOK VE KOLAY PARA ODAKLI TİCARİ YÖNTEMLER DOĞAYI VE TARIMSAL ÜRÜNLERİ FAKİRLEŞTİRİYOR’


Adana Kent Konseyi Çevre ve Sağlık Çalışma Grubu Üyesi, biyolog ve aktivist Çiğdem Güvecin Dağdelen de Adana’da ortaya çıkan ithal atıkların yakılarak ve çevreye salınarak yok edilmesi ile ilgili, “Adana’nın bereketli toprakları ile doğru yöntemlerle zenginlik verecek tarım gibi bir kaynağı var ancak kolay para odaklı ticari yöntemler, doğayı ve tarımsal ürünleri, hem özellik hem miktar olarak giderek fakirleştiriyor” dedi.

Dağdelen, çöp dağları nedeniyle Çukurova’da hasatı yapılabilen tarım ürünlerinin artık tabaklarımıza mikroplastik ve kimyasal atıkları getirme riski olduğunu kaydederek, “Haliyle tabağımıza giderek daha az ürün gelmesini de bekleyelim. Bu atıkları yığmaktan para kazananlar da biliyor ki geri dönüşüm kazançlı bir iş olsaydı, dünyada atık ticareti olmaz, kaynağında geri dönüşüm olurdu” diye konuştu.

‘DOĞAYI ARAÇ GİBİ KULLANABİLECEĞİMİZ YANILSAMASINA DAYANIYOR’

“Toplulukların inançları ne olursa olsun, tüm teknik becerinin amacı para kazanmak olunca, bu yaşadıklarımız aslında doğal sonuç” ifadelerini kullanan Dağdelen sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çöpler, hava ve su kirliliği, türlerin yok olması ve iklim krizi, hepsi ‘daha çok para’ diyerek doğayı araç gibi kullanabileceğimiz, bunun bize bir etkisi olmayacağı yanılsamasına dayanıyor. Bu yanılsamayı da ‘Hadi ekonomik büyüyelim; söz bak, sonunda hepimiz zengin olacağız’ masalının göz bağlamasına borçluyuz. Oysa dünyada giderek acımasız boyutlara ilerleyen sosyal adaletsizliği yaratan, tam da bu masal. Dolayısı ile inanırlığının azalması ve tedavülden kalkması mantık gereği. ‘Yok, biz illa ki ekonomimizi daha da büyüteceğiz’ dersek, önce hem ithal hem kendi çöplerimizin içinde kaybolup, sonra insanlık olarak tarihin çöplüğüne gömülüp gideceğiz demektir.”
 
Üst