Kötü iyiyi bozar

Melih Coşar

Yönetim Grubu
Katılım
3 Tem 2010
Mesajlar
1,615
Tepki puanı
3,669
Puanları
338
Şehir
Ankara
Firma
.
Geçenlerde arkadaş ortamında yaptığımız bir tartışmanın hemen ertesine bu videoya denk gelmem çok ilginç bir tesadüf oldu. Arkadaşlarım arasında işletme içinde veya işletmeye bağlı tesiste yanlış yapılan bir işlemin eninde sonunda diğer tesislere de sirayet edeceğini ve diğer tesisleri de çürüteceğini söylüyordum. Zira bir tane çürük meyve önce çürüğün temas ettiği sağlam noktaları, ardından komşu meyveleri, daha sonrasında da tüm meyve sepetini çürütür. En başından çürüğü ayıklamak ve ortamdan uzaklaştırmak gereklidir.

Videoda anlatılan konuyu, videoyu izledikten sonra enine boyuna düşündüm. Acaba bu konunun dayandığı temel bilim ne olabilirdi? Atalarımızın bize miras bıraktığı "Üzüm, üzüme baka baka kararır" "Körle yatan şaşı kalkar" gibi sözlerin boşuna söylendiğini düşünmüyorum. Ama bu iş atasözünden ötede bir bilime de girmiştir diye düşünmekteydim. Daha sonrasında kısa bir araştırma ile bu terimin iktisadi bir terim olarak literatüre de girdiğini gördüm. 1500'lü yıllarda İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth'in mali danışmanı olan Sir Thomas Grisham tarafından literatüre eklenmiş. Sir Thomas Grisham o tarihlerden kullanılan altın-gümüş paraların ve muadillerinin imparatorlukların ekonomik sıkıntı yaşadıkları dönemlerde değerinin düşürüldüğünü görmüş ve tetkik etmiş. Osmanlı İmparatorlğun'da da bazı padişahlar da benzer yönteme giderek kullanılan akçenin maden değerini düşürmüş ve düşük kalitede paranın piyasada dolaşmasına sebep olmuş ve bundan kaynaklı zaten bozuk ekonomide ayrıca bir güvensizlik oluşturmuş ve paranın değerini düşürmüşlerdir. Sir Thomas Grisham bu durumu şu şekilde yorumlamıştır: Madenin değeri düşen para eski basılan paraya göre daha değersizdir. Eski para 3 yeni para etmektedir. Bu sebepten ötürü halk eski parasını bozdurmak yerine saklamayı tercih etmekte ve piyasa kötü/kalitesiz paralar ile dolmaktadır. Kötü para iyi parayı kovar, kötü iyiyi bozar kavramı biraz da buradan gelmektedir. Bu tespit de ilerleyen yıllarda Grisham Yasası olarak literatüre girmiştir.

Peki durumun tersine çevrilmesi mümkün değil midir? Her şey kötüye gidip en sonunda kendini sıfırlayacak mıdır? Bunun için ya önceden müdahale edip çürük parayı piyasaya çıkartmayacaksınız ya da yine iktisatta bu durumun düzelmesi için "para ikamesi" veya "dolarizasyon"a başvurulur. Bunun da karşılığı şudur: Değersizleşen para kullanımdan kaldırılır, değeri sürekli artan para birimine dönülerek ekonominin düzelmesini beklenir.

(Bir iktisat bilimcisi değilim ama dilim döndüğünce araştırdığım kadarı ile anlatmaya çalıştım umarım cahilce bir şey söylememişizdir.)

Şimdi bu durumu yine videoda anlatılan duruma uyarlayalım. Kötü yönetim, kötü eleman sizin şirketinizdeki iyi elemanları da etkilemeye başladı. Öyle ki para kaybetmeye başladınız ve ortamı düzeltmek için artık başka işler yapmaya başlamışsınız. Farkında olmadan bir de bakmışsınız siz de yeni sistemin bir parçası olmuşsunuz. Artık ilk çürüyen meyveyi oradan atsanız da kar etmez çürüme sizi de çürüttü. Durumlar vahim ne yapılır?

a) Şirket batar/kapanır
b) Şirket satılır
c) Dışarıdan becerikli bir uzman getirilir ve onun kurduğu ekiple düzelme sağlanmaya çalışılır.

Sanırım yanıtını hepimiz biliyoruz.

Ekli dosyayı görüntüle kötü iyiyi kovar.mp4
 

Serkan Ç.

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
6 Şub 2010
Mesajlar
1,447
Tepki puanı
3,084
Puanları
268
Konum
Gölcük, Kocaeli
Web Sitesi
www.dupoll.com
Firma
Dupoll Enerji Entegre Atık Yönetimi
Güzel bir paylaşım, teşekkürler.

Günümüz şirketlerinde sıkça karşılaşılan bir durum bu (en azından benim çalıştıklarımda). Ve ben gördüm ki siz bu konuda ne kadar uyarı yaparsanız yapın işveren işler yolunda gittiği sürece kesinlikle müdahale etmiyor, ne zaman işler kötüye gitmeye başlasa o zaman müdahale etmeye başlıyor (genelde iş işten geçmiş oluyor). Eski haline geri döndürebilmek için daha çok zaman, daha çok para ve daha çok enerji harcıyor.

Kadrolaşma konusundaki tespitler de tam olarak cuk oturmuş, hiyerarşi ile kadrolaşmayı karıştırıyoruz biz. Departmanlar ayrıldıkça herhangi bir olumsuz konu hemen diğer departmanın sorumluluğundaki deyip işin içinden çıkılmıyor çalışılıyor. Halbuki herkesin ortak amacı aynı çalıştığı şirkete değer katabilmek. Ama aman koltuğumdan olmayayim diye hiç kimse sorumluluk ve inisiyatif almak istemiyor maalesef.

Neyse söylenecek çok şey var da..
Sonumuz hayrola!
 
Üst