Her gün bir şeyler yaz...

Konu, 'Serbest Kürsü' kısmında Çiğdem Aksoy tarafından paylaşıldı.

  1. Muhammed Murat

    Muhammed Murat

    Kayıt:
    21 Nisan 2012
    Mesajlar:
    59
    Aşkı bilenler bilirlermiş ki:
    Kavuşsaydı aşıklar,
    Bülbül gülün, gül bülbülün olsaydı eğer,
    Ne gül kokardı böylesine güzel,
    Ne de bülbülün sesi sineleri böylesine yakardı...
  2. Fatih Özcan

    Fatih Özcan Site Kurucusu

    Kayıt:
    7 Aralık 2008
    Mesajlar:
    3.717
    koklasam saclarini bu gece ta fecre kadar
    aci duysam gozunun rengine dalsam da senin
    kanatir ruhumu mazide kalan hatiralar
    doyamam omrume ben kalbini calsam da
    Seda Güney bunu beğendi.
  3. Karanlığa yakacak bir mumun yoksa eğer, bu hayata küsmeni gerektirmez.
    Ya kendin yanıp aydınlatacaksın yolunu, ya da karanlıkta yürümeyi öğreneceksin.


    Servet Saygınoğlu
    MustafaKaptan bunu beğendi.
  4. Muhammed Murat

    Muhammed Murat

    Kayıt:
    21 Nisan 2012
    Mesajlar:
    59
    Aşık bütün ilgilerini beğenilerini korkularını kaygılarını zevklerini sevgilininkiyle takas edebilen kişidir...
    Eğer hala sen varsan, eğer hala sende senden eser varsa, eğer hala maşuğun olduğu yerde senin varlığından söz edilebiliyorsa ortada aşk falan yoktur azizim...
  5. Melike İlbilgi

    Melike İlbilgi

    Kayıt:
    26 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    176
    Bir Çinli Filozofun Denklemi

    (İnsan) = (Yemek) + (Uyumak) + (Para Kazanmak İçin Çalışmak) + (Eğlenmek)
    (Eşek) = (Yemek) + (Uyumak) olduğuna göre ilk denklemde..
    (Yemek+Uyumak) Yerine (Eşek) koyabiliriz.
    (İnsan) = (Eşek) + (Para Kazanmak İçin Çalışmak) + (Eğlenmek)

    Bu yeni denklemde her iki taraftan (Eğlenmek) çıkarılırsa:

    (İnsan) - (Eğlenmek) = (Eşek) + (Para Kazanmak İçin Çalışmak)

    SONUÇ:
    Eğlenmesini bilmeyen insan,
    Sadece para kazanmaya çalışan eşekten başka birşey değildir..

    Çinli Filozof'tan...
    Her kim gün içinde arı kadar aktif,
    Bir boğa kadar güçlü,
    Bir at kadar çalışkan olduğu halde;
    Akşam olduğunda eve bir köpek kadar yorgun dönüyorsa,
    Bir veterinere görünmelidir.
    Çünkü eşek olması kuvvetle muhtemeldir..

    Demiş Çinli büyüklerimiz :) Çalışıp para kazanacağım, büyük adam olacağım derken hayatı ıskalamayalım değil mi ? ;)
    Melih Coşar bunu beğendi.
  6. S. Ferit

    S. Ferit

    Kayıt:
    18 Ocak 2012
    Mesajlar:
    5
    Bugün aynanın karşısında kendine bir gülücük hediye etmeye ne dersin? Yüzünüzden :komik: ücükler hiç eksik olmasın...
  7. Zeynep

    Zeynep

    Kayıt:
    1 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    1.041
    ve ALLAH'a Sımsıkı Sarılın... ( Hacc Suresi/ayet 78 )
    Muhammed Murat bunu beğendi.
  8. Fatma Gül Es

    Fatma Gül Es Forum Yöneticisi Forum Yöneticisi

    Kayıt:
    3 Kasım 2010
    Mesajlar:
    390
    Demiri demirle dövdüler; biri sıcak, biri soğuktu.
    İnsanı insanla kırdılar; biri aç, biri toktu.

    Pir Sultan Abdal
    Muhammed Murat bunu beğendi.
  9. MustafaKaptan

    MustafaKaptan

    Kayıt:
    20 Şubat 2012
    Mesajlar:
    302
    Ah sizin "benzemez kimse sana" musikisiyle başlayıp, "sende artık herkes gibisin" şiiriyle son bulan bu aşklarınız...
    Seda Güney ve Yağmur Cengiz bunu beğendi.
  10. Seda Güney

    Seda Güney

    Kayıt:
    15 Haziran 2009
    Mesajlar:
    233
    Bir insana ZORLA sevdiremezsin kendini, bana GÜVEN diyemezsin. O bunu hissetmiyorsa, tek bir söz söyleyebilirsin, 'SEN BİLİRSİN'...
  11. Fatih Özcan

    Fatih Özcan Site Kurucusu

    Kayıt:
    7 Aralık 2008
    Mesajlar:
    3.717
    Bir gün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar;
    bu kadar aşıksın Mevlaya şükürler olsun
    bu aşkı yaşayıp yaşatana peki bana ne kadar aşıksın der;

    Mevlana hanımına şöyle der;

    -Sen benim;
    Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
    Bir adım gelene on adım gidişimsin...
    Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin...

    -Sen benim;
    Bugünüme şükür ve yarınıma dua edişim,
    azla yetinişim, çoğa göz dikmeyişimsin
    Ve kapanmayan avuç içimsin..
  12. Ali Osman Yayla

    Ali Osman Yayla Misafir

    EV TELEFON NUMARASINI BULMA
    Ev telefonunuzun ilk 3 rakamini yazın, ( alan kodu kullanmayiniz!)
    Bu 3 basamakli sayiyi 80 ile çarpin,
    1 ekleyin,
    250 ile çarpin
    Ev telefonunun son 4 rakamindan oluşan 4 haneli sayiyi ekleyin, ayni 4 haneli sayiyi bir daha ekleyin, 250 çikartin, 2 ye bolün...
    Ve de SAKIN CIGLIK ATMAYIN....:))
  13. Bilal Efe Aydın

    Bilal Efe Aydın

    Kayıt:
    2 Ocak 2012
    Mesajlar:
    154
    çed yapmak bişi değilde gelen eksiklikleri yapmak ölüm ya?yaşlıbir amcayla biyoloj bulup fotogragını cekip ptd eklicem boyle eksiklik mi olur ya :/
  14. Gelişmemiş sevgi şu ilkeyi benimser;

    “Sevildiğim için seviyorum...”

    Gelişmiş sevgi ise şu ilkeyi benimser;

    “Sevdiğim için seviliyorum...”

    Olgunlaşmamış sevgi şunu der;

    “Seni, sana ihtiyacım olduğu için seviyorum...”

    Olgun sevgi ise;

    “Seni sevdiğim için sana ihtiyacım var” der.

    Erich Fromm
    Bilal Efe Aydın bunu beğendi.
  15. Zeynep

    Zeynep

    Kayıt:
    1 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    1.041
    Olumsuzlukları hoş görmek ne iyidir. Deniz bile her çöpü başının üstünde taşır ama deniz bu kereminden dolayı eksilmez.. Mevlana
    alix ve M. Hayri Cüneydi bunu beğendi.
  16. Hazel Candan

    Hazel Candan

    Kayıt:
    27 Nisan 2009
    Mesajlar:
    498
    Oğlum bak git :komik:
    M. Hayri Cüneydi bunu beğendi.
  17. Seda Güney

    Seda Güney

    Kayıt:
    15 Haziran 2009
    Mesajlar:
    233
    Konuşmalı mı, Konuşmamalı mı?

    Profesör Konferans vermek üzere salona girmiş. Salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen Profesör sonunda seyise sormuş:

    - Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?

    Seyis cevap vermiş: "Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."

    Bu sözlere hak veren Profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:

    -"Konuşmayı nasıl buldun?"

    Seyis cevap vermiş: "Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."

    Bütün kainat birbirine sevgi ile bağlanmış, sevgini sunmasını öğren, çünkü gönlün anlasın ki orada herkese yer varmış, sevgisiz insandan dünya korkarmış.
    Hz. Mevlâna

    Yaradan size istediğiniz insanları değil, ihtiyacınız olan insanları verir. Öyle ki bu insanlar size yardım edecek, sizi incitecek, acı verecek, sizi terk edecek, sizi sevecek ve olmanız gerken insan olabilmenizi sağlayacaktır!

    Laozi

    Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk, insan gibi yaşamak!
    Martin Luther

    Parmaklıklar Ardındaki Zeka
    Nebraska’da yaşlı bir adam yaşardı.

    Patates ekini için bahçeyi bellemesi gerikiyordu, lakin bu çok zor bir işti.

    Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi fakat o da hapisteydi.

    Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve durumu izah etti.

    “Sevgili David,

    Patetes bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin. Sevgiler… Baban.”

    Birkaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.

    “Babacığım, Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm. Sevgiler… David”

    Ertesi gün sabaha karşı 4′te FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı kazdı; lakin hiçbir cesede rastlamadılar.

    Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler.

    Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.

    “Babacığım, şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım. David.”
  18. Ali Osman Yayla

    Ali Osman Yayla Misafir

    Derviş, bir kucak elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rast gelmiş bozkır sıcağında. Yorgunluktan al almış kızın yanakları.
    "Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?" diye sormuş.
    Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız.
    "Sevdiğim çalışıyor orada.... Ona elma götürüyorum."
    "Kaç tane?" diye soruvermiş derviş.
    Kız şaşkın;
    "İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?"
    Usulca kırmış elindeki tesbihi derviş...
  19. Şule Çimen

    Şule Çimen

    Kayıt:
    3 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    73
    anlatacak hikayelerim bitmedi henüz anlaşacak dostlarım tükenmedi yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer herşeye rağmen yaşamak güzel
  20. Seda Güney

    Seda Güney

    Kayıt:
    15 Haziran 2009
    Mesajlar:
    233
    Uzaktan sevmek var ya..!! Bir MAHKUMUN pencerelerden ÖZGÜRLÜĞE bakması gibidir!!

    Kararmış gönüllerimizi gözyaşlarıyla yıkayıp bembeyaz bir yaprak gibi olabilmek ve Allah-u Teala'dan BERAAT belgemizi alabilmek umuduyla...
    Beraat Gecemiz kurtuluşumuza vesile olsun inşallah..
    Herkesin Beraat Kandili mübarek olsun. Dualarınızın kabul olması dileğiyle...
    Hayırlı Kandiller :)

    Bir gün bir tanıdığı Sokrates'e rastladı ve dedi ki, "Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ?”

    Bir dakika bekle diye cevap verdi Sokrates. Bana birşey söylemeden önce senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna “Üçlü Filtre Testi” deniyor.

    Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini düşünmeni istiyorum.

    Birinci filtre “Gerçek Filtresi.”
    “Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?”

    “Hayır” dedi adam “Aslında bunu sadece duydum ve ….”

    “Tamam” dedi Sokrat. Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.

    Şimdi ikinci filtreyi deneyelim, “ İyilik Filtresini”
    “Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birşey mi ?”

    “Hayır, tam tersi…”

    “Öyleyse” diye devam etti Sokrat. Onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yinede testi geçebilirsin, çünkü geriye bir filtre daha kaldı.

    ” İşe yararlılık filtresi.”
    “Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?”

    “Hayır” gerçekten değil.

    "Anlaşıldı” der Sokrates; "söyleyeceğin şey, ne gerçek, ne iyi ne de faydalı. O zaman neden söyleyeceksin ki?"

    Mevlana'dan
    Evreni öğrendim.
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
    Gerektiğini öğrendim.

    Mevlana demis ki:
    Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
    Işığı gördüm, korktum.
    Ağladım.
    Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
    Karanlığı gördüm, korktum.
    Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi...
    Ağladım.
    Yaşamayı öğrendim.
    Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
    aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu
    öğrendim.

    Zamanı öğrendim.
    Yarıştım onunla...
    Zamanla yarışılmayacağını,
    zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
    İnsanı öğrendim.
    Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
    Sonra da her insanin içinde
    iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
    Sevmeyi öğrendim.
    Sonra güvenmeyi...
    Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
    sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
    öğrendim.
    İnsan tenini öğrendim.
    Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...
    Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
    Evreni öğrendim.
    Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
    Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek
    Gerektiğini öğrendim.
    Ekmeği öğrendim.
    Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
    Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
    önemli olduğunu öğrendim.
    Okumayı öğrendim.
    Kendime yazıyı öğrettim sonra...
    Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...
    Gitmeyi öğrendim.
    Sonra dayanamayıp dönmeyi...
    Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
    Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
    Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım.
    Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine vardım.
    Düşünmey i öğrendim.
    Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
    Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
    olduğunu öğrendim.
    Namusun önemini öğrendim evde...
    Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
    gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el
    sürmemek olduğunu öğrendim.
    Gerçeği öğrendim bir gün...
    Ve gerçeğin acı olduğunu...
    Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da
    “lezzet” kattığını öğrendim.
    Her canlının ölümü tadacağını,
    ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
    Ben dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
    Olur ya ...
    Kalp durur ...
    Akıl unutur ...
    Ben dostlarımı ruhumla severim.
    O ne durur, ne de unutur ...
    MEVLANA

    İster beni sev, ister nefret et. Sonuçta ikisi de benim yararıma...
    Seversen hep kalbinde olurum, nefret edersen de AKLINDA...

    Güzeli güzel yapan edeptir, edep ise güzeli sevmeye sebeptir! Mevlana

    “Önüne çıkana “Engel” dersen, takılıp düşersin; “Basamak” dersen, bir basamak yükselirsin…”
    Ahmet Durul
    alix ve M. Hayri Cüneydi bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş