Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Ünvan Değil, İnsan Çalışır

Konu, 'Kariyer Bilgi ve İpuçları' kısmında Tuğba Cabi tarafından paylaşıldı.

  1. Tuğba Cabi

    Tuğba Cabi CMNet Üyesi

    Eki Görüntüle 11610
    İNSAN MI ÇALIŞIR, ÜNVAN MI?

    Ünvanlar sayfalarca uzayıp gidiyor. Ünvanlar bir şey değil de onlara yüklenen anlamlar ortalığı karıştırıyor. Geçenlerde eğitim uzmanı bir arkadaşım "Koordinatör mü daha yukarıdadır, Direktör mü?" diye sordu. Ben de "kimi yukarıya koyduysan odur" dedim. 20 yıllık meslek hayatım süresince ünvandan kaynaklı demotive durumlara o kadar tanık oldum ki...

    Sene 1991 yani 20 yıl önce...

    İlk işe başladığımda ünvanım "Personel Memuru"idi. Çalıştığım şirket Merkez ve 3 işletmeden oluşuyor, toplam 1600 kişi çalışıyordu. Son derece basit bir ünvan yapımız vardı: Genel Müdür/Genel Müdür Yardımcısı/Müdür/Şef (Yönetim kadrosu olarak).

    Mekanik bir ürün satmamız nedeniyle satış departmanında mühendisler, çok nadir olarak da sosyal bölümlerden mezun arkadaşlarımız çalışıyordu. Ünvanları buna göre " Satış Mühendisi " veya "Satış Temsilcisi" idi. Uzmanlık isteyen çok nadir pozisyonlar mevcuttu. "İthalat/İhracat/Bütçe" gibi kalan her pozisyonun ünvanı "Memur" idi. Muhasebe memuru, ithalat işlemleri memuru, depo giriş çıkış işlemleri memuru gibi.

    Her ünvana ait görev tanımları (hem de daktiloda yazılmış şekilde) eksiksiz olarak dosyalarda yer alır, herkes ne yapacağını bilirdi. Görev karmaşası yaşanmazdı. Görev tanımlarına ilaveten en önemli konu olan yetkilere/harcama limitlerine/onaylara ilişkin tablolar hazırlanır, zamanında revize edilirdi.

    Ayda 1 kez Koordinasyon Toplantısı adında bir toplantı yapılır; Genel Müdür, 4 Genel Müdür Yardımcısı (Mali İşler, Satış-Pazarlama, Teknik, Lojistik) 3 İşletme Müdürü sabahtan akşama kadar bir odaya kapanırdı. Bütün gün yapılan toplantıda gündemde olan konuların tamamı görüşülür, sonuçlandırılır, alınan kararlar 4 kopya olarak hazırlanır (daktiloda) 8 kişi tarafından imzalanır ve ertesi gün Merkez ve İşletmelerin ilan panolarında duyurulurdu. İşçiler dahil olmak üzere hiç kimse bir kararla ilgili "görmedim, haberim yok" diyemezdi.

    KARMAŞA BAŞLIYOR

    Gel zaman git zaman ünvan yapılarında ciddi değişiklikler olmaya başladı. Koordinatör, Bölge Koordinatörü, Koordinatör Yardımcısı, Direktör, Grup Direktörü, Grup Müdürü, Yönetici, Başkan, Başkan Yardımcısı, Takım Lideri, Uzman, Sorumlu, Uzman Yardımcısı, Yetiştirme Elemanı, Yönetici Adayı, Asistan...

    Bu ünvanlar sayfalarca uzayıp gidiyor. Bunlar bir şey değil, ünvanlara yüklenen anlamlar ortalığı karıştırıyor. Geçenlerde eğitim uzmanı bir arkadaşım "Koordinatör mü daha yukarıdadır, yoksa Direktör mü?" dedi. Ben de "kimi yukarıya koyduysan o yukarıdadır" diye cevapladım. 20 yıllık meslek hayatımda ünvandan kaynaklı demotive durumlara o kadar tanık oldum ki...

    'Kim yukarıda kim aşağıda' probleminin şema olarak gösterimi konusunda bir de organizasyon şeması sıkıntısı yaşanıyor. Kutuları yan yana denk getirmeye çalışma çabaları, tam ve kesik çizgi ile bağlantı gösterme derdi, 'sana idari bana fonksiyonel bağlı' açıklamaları bazen çalışanları işten uzaklaştırıp katma değersiz bir tartışma platformuna itiyor. Bu konuyla ilgili Ulaş Bıçakçı'nın Başarının Olmayan Rotası kitabını tavsiye ederim.

    ÖZGEÇMİŞTE ÜNVANA HİÇ BAKMAYIN

    Seçme ve yerleştirme departmanlarında görev alan ve özellikle CV tarayan arkadaşlarıma her zaman bir CV'ye bakarken ünvanları hiç okumamalarını öneririm. Ünvanlar çalıştığınız şirketin benimsediği yapıya göre sizi etkilemeye başlar. Eğer koordinatör sizin için üst düzey bir yönetici ünvanı ise özgeçmişlerde koordinatör gördüğünüzde birden kişi gözünüzde değerlenmeye başlar. Halbuki bazı şirketlerde koordinatör, işi organize eden anlamında da kullanılabilir. Eğitim Koordinatörü, İdari İşler Koordinatörü gibi...

    Müdür pozisyonunda arama yapanlar CV'de illa Müdür kelimesi geçen adayları görüşmeye davet ederler. Ünvanlar şirketten şirkete, sektörden sektöre değişkenlik gösterir. İş görüşmelerinde amaç adayın yaptığı işe ilişkin bir boyut algılamaktır. Yönettiği bütçe, yönettiği eleman sayısı, sorumluluk alanları, görev aldığı projeler, işin zorluk derecesi, iş geliştirme alanları, iş çıktıları...

    Bunun yanı sıra sonuç odaklılık, kararlılık, yeni görevlere talip olma, problem çözme gibi yetkinliklerini ölçümlemeye çalışırız. Bunların hiçbirinin kişinin ünvanı ile ilgisi yoktur.
    Çalışanlar açısından baktığımızda yine benzer bir durumla karşılaşırız. Direktör seviyesinde çalışan biri (yine kendi şirketi içindeki direktör pozisyonunun anlamını algılaması şekliyle) iş ararken mutlaka direktör pozisyonlarına bakmaya başlar. Müdür pozisyonunu beğenmez.

    Çalıştığım uluslararası bir şirkette Müdür pozisyonunda direkt Genel Müdüre bağlı çalışıyordum. İmza sirkülerinde imzam vardı ve ciddi yetkilerle donatılmıştım. 5 üst düzey yöneticiden biriydim. Bilişim sektöründe bir şirkete yine Müdür olarak geçiş yaptım. Bu kez 80 Müdürden biri oldum. Ancak diğer şirketimdeki yetkilerimin ve sorumluluklarımın yarısı bu yeni şirkette yoktu. O zaman anladım ki önemli olan ne yaptığınız ve ne kazandığınız; ünvanınızın hiçbir öneminin olmadığı...

    İlerleyen zamanlarda Direktör, Koordinatör, Grup Müdürü, Müdür, Danışman birçok ünvanla çalıştım. Eleman olduğum dönemlerde de, yönetici olduğum dönemlerde de her seviyede çalışanla iletişim kurabildim. Sözümü ve önerilerimi sakınmadan çekinmeden söyledim. Yetkinin verilmeyen, alınan bir şey olduğunu, gücün bilgiden geldiğini öğrendim.

    Bunun tam tersini düşünüp yapanların yani güçlerini ve yetkilerini bilgilerinde değil ünvanlarında, odalarının büyüklüğünde, arabalarının markalarında arayanların nasıl hayal kırıklığına uğradığına, mutsuz olduğuna, iş yaptıramadığına, iletişim kuramadığına, saygınlık kazanamadığına tanıklık ettim.

    Bu düşüncelerle hiçbir zaman bir mağazada alışveriş yaparken problem çıktığında "Hemen Müdürü görmek istiyorum" demedim...



    Yazan : Sezgin Sezer
    Kaynak : www.yenibiriis.com
     
    Gülce Somaklar bunu beğendi.