ÇMO Ankara Şube 2020 Seçim Adayı Yenilikçi Çevre Mühendisleri Röportajı

Melih Coşar

Yönetim Grubu
Katılım
3 Tem 2010
Mesajlar
1,609
Tepki puanı
3,667
Puanları
338
Şehir
Ankara
Firma
.
1. Merhabalar. Öncelikle CMNET tarafından gerçekleştirilen ÇMO Ankara Şubesi Aday Röportajına katıldığınız için teşekkür ederiz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Biz çok teşekkür ederiz. Ben Ahmet Kırmızı. Ankara Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünde çalışıyorum. 2005 Konya Selçuk mezunuyum. 15 yıllık bir çevre mühendisliği tecrübem var. Bu tecrübe kapsamında da bu zamana kadar sahada arkadaşlarla beraber sürekli mesleğimiz adına sorunlarla ilgili sektörümüzle ilgili sürekli konuşuyorduk ve istişarelerde bulunuyorduk. Bugün geldiğimiz noktada bu zamana kadar konuştuğumuz sorunlar ve sıkıntılarla ilgili harekete geçmeye karar verdik. O yüzden de sahaya indik. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Burada benimle beraber bu süreçte yer alan birkaç arkadaşımız daha var. Onlar da kendilerini tanıtsınlar:

Merhabalar, öncelikle bu fırsatı tanıdığınız için kendi adıma teşekkür ediyorum. İsmim Müge Karamustafa. Yaklaşık 2 yıldır Enofis çevre danışmanlığında çalışıyorum 2013 Şubat Erciyes Üniversitesi mezunuyum. Daha sonrasında Sakarya üniversitesinde hidrolik bölümünde yüksek lisansımı tamamladım. Ahmet Bey’de söyledi aslında kendi aramızda sorunları paylaşıyorduk. Artık çözüm odaklı olmalıyız dedik ve dediği gibi sahaya indik. Gücümüze inanıyoruz, daha doğrusu hep birlikte olduğumuz zaman bir şeyleri başaracağımızın gücüne inanıyoruz. Bu kapsamda da çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Teşekkür ediyorum.

Merhabalar, Ali Güner ben de. Cumhuriyet üniversitesi mezunuyum. 2012 yılında mezun oldum. Daha sonra 2018’de Hacettepe Üniversitesinde yüksek lisans yaptım Arıtma üzerine tez yazmıştım yüksek lisansımı da aynı konu üzerine gerçekleştirdim. 2012 ‘den beri aktif olarak sürekli çalışıyorum. Mezun oldum hemen işe başladım, proje olsun ARGE olsun arıtma projelerinde de çalıştım danışmanlıkta da çalıştım. Bu süreçte bağlı olduğumuz mevzuatlarla ilgili sıkıntıları görmeye başladık. Bu kadar zaman sonrasında yeter dedik ve şu sorunlara el atıp çözüm üretmeye başlayalım dedik. Ahmet Bey’i de yıllardır tanıyoruz zaten. Biz danışman tarafıyız Ahmet Bey İl Müdürlüğü tarafı sorunları oturup konuşabiliyoruz. Şurada şu eksiklik var şu yönetmelik şöyle olması lazım burada açıklar var diyoruz. Bir de düzenleyecek bir güç lazım bunları dedik ve bu şekilde yola çıkmış olduk.

2. Seçimlere girecek olan grubunuzdan ve gruptaki görevinizden biraz bahseder misiniz?

Biz 14 kişilik grubuz 7’si asil 7’si yedek ama biz bu süreci yönetirken yedek ve asile takılmıyoruz. Bu mevzuatsal bir konu. Biz bu süreci herkesin fikrini katacağı, herkesin bize destek olmasını sağlayacak ortamlar oluşturarak süreci yönetmeyi planlıyoruz.

Şu an tamamen sahada arkadaşlarımızla, meslektaşlarımıza ulaşma çabası içerisindeyiz. Neyi ne kadar daha iyi yapabiliriz diye çalışıyoruz. Bu sürecin sonunda başarı ile çıkarsak diğer görevlendirmeler kolay.

Amacımız, mesleğimizin önemini, kalitesini arttırıp, geleceğini sağlam temeller üzerine oturtmak. Bu amaç için biz kimlerle çalışacağız bu yolda onu da şöyle söyleyebilirim:

Ankara İl Çevre Şehircilik Müdürlüğü’nden Ahmet KIRMIZI olarak ben varım

Enofis den Müge KARAMUSTAFA Hanımefendi var

Meriç Mühendislikten Ali GÜNER Bey var

Lakton Laboratuvarlarından Hazal Hanım var

Duru Çevre den Nesibe Hanım var

GTE Proje den Ece Atay DEMİR Hanım var

Bakanlığımızdan Önder GÜRPINAR Beyefendi var

Arma Çevre den Arzu Gümüştekin Hanım var

Muhammed Ali ERDOĞAN arkadaşımız var

Yabataş Çevre den Nazan Aydın Hanım var

Karabük üniversitesi ile Bakanlığımızın yürütmüş olduğu EKÖK projesi kapsamında görevlendirilmiş yeni mezun Görkem YEŞİLYURT arkadaşımız var

Özgen Yıldız TORAMAN bizimle beraber

Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Daire Başkanlığı Şule ÖZMEN KÜÇÜK hanımefendi var

En son yayın ve proje kısmında tecrübesine inandığımız Çağrı Emre GÜNEŞ Bey var

14 kişilik bir ekibiz ve bu 14 kişilik ekipte her birimizin amacı aynı: Tıpkı bütün çevre mühendislerinin amacının aynı olduğu gibi mesleğimize kalite kazandırıp süreci daha güzel, daha güvenilir bir şekilde yürütmek. Bu noktada da Melih Bey sizin olsun, Fatih Bey olsun, ÇMNET kapsamında bahsetmiş olduğunuz 42.000 üye arkadaşlarımız olsun her birinin süreçte olması için çalışacağız. Her birimizin bir görevi olacak ve Oda’yı beraber kalkındırıp sesimizi insanlara duyurmak için hep beraber çalışacağız.

3. Mevcut Yönetim İşleyişinde eksik ve hatalı bulduğunuz yönleri ile haklı ve doğru bulduğunuz yönlerini anlatabilir misiniz?

Şimdi bu soruyu ve sonraki bütün soruları hep beraber cevaplamak istiyoruz. Herkes kendi görüşünü belirtsin ki size üye olan arkadaşlar da burada hep bir kişi konuşuyor başka kişi konuşmuyor algısına kapılmasın. Örneğin bu noktada Ali’den başlayalım. Artık bu Bey’i Hanım’ı bırakalım burada hepimiz arkadaşız.

Ali Güner: Ben Oda’nın güzel yaptığı şeylerden başlayayım. Ahmet abinin gittiğimiz her yerde firmalarla yaptığımız görüşmelerde söylediği bir sözü var: Surda bir delik açtık mukaddes mi mukaddes, Ey kahpe rüzgar, artık nereden esersen es. Bu çevre mühendisi kavramının mevzuata girmiş olması bizi için bu surda açılmış bir gedik. O yüzden bizim ÇMO’daki arkadaşların başarmış oldukları bizim de takdir ettiğimiz güzel bir gelişme. Çevre mühendisi kelimesini çevre kanununa geçmesi bu bizim için tabuların yıkılışıdır. Artık adı geçti bundan sonra devamını getireceğiz.

Eleştirilere gelecek olursak, Oda yönetimi açısından 2010 yılından itibaren süreçte 10 senede bir şey yok. Ekstradan bir tabu yıkma durumu yok. Yani ben sektöre 2012 yılında girdim, problemleri görmeye başladım üzerinden 8 yıl geçti ve bu problemlerin çözüm noktasında hiçbir gelişme yok. Danışmanlık sektörü vasat durumda. Danışmanlık, sektörü kontrol eden, firmaları kontrol eden, Bakanlığa doğru bilgileri ulaştırabilen bir meslek ama bu şu anda öyle yürümüyor. Laboratuvarlar deseniz zaten problemliydi. Proje işinde çalıştım, proje firmaları ile ilgili çok büyük problemler var. İşi bilmeyen herkes bizim işi yaparken işi iyi bilen insanların sektörde yok olup gitmesini kendi gözlerimle gördüm. Oda’nın da bu konuda yaptığı hiçbir şey yok. Bir sorunu çözmeniz için önce görmeniz gerekiyor. O sorunun varlığını kabul etmeniz gerekiyor. Maalesef mevcut yönetimdeki arkadaşların bu sorunu görebildiği ya da görmek istemediği ile ilgili şüphelerim var. Ne yazıktır ki çözüme ulaştırılabilen bir sorunumuz yok. İyi yaptıkları tek şey hepimizin destek verdiği, bakanlıktaki bizi destekleyen, desteklemeyen herkesin taşın altına elini soktuğu çevre mühendisinin çevre kanununa geçmesi.

Müge Karamustafa: Çevre görevlisi değil, çevre mühendisi kavramı doğru, güzel bir şeydi bizler için. Ama Oda’nın yapmış olduğu faaliyetleri değerlendirdiğimde olumsuz kısımlara gireceğim. Örneğin mevzuatla ilgili bir bilgilendirme toplantısına gittiğinizde sadece mevzuatı okuyup geri dönüyoruz. Oysaki yapılması gereken şu olmalı: Bu yeni çıkan mevzuat bana ne katacak? Nelere dikkat etmeliyim? Nasıl bir yol izlemeliyim? Gördüğüm başka bir büyük bir eksiklik de eğitimler. Başıma gelen bir olayı anlatayım: Geçen sene bir eğitime katıldım. Yeşil Yıldız eğitimi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile odanın yapmış oldukları anlaşma doğrultusunda verilecekti bu eğitim. Ancak eğitime katılacak kişileri bile bulamadılar. Çok kolay kişilere ulaşabilirlerdi, mesela otelcilerin kendi birlikleri var vs. Yani o birliğe bile haber verselerdi birçok katılımcı bulabilirlerdi. Ama onu dahi yapmamışlar. Ben bildiğim bütün otelleri arayıp “Böyle bir eğitim var, bence katılmalısınız bu bizim için faydalı olur” diye bilgi verdim ve hatta yerinde ziyaret ettim. Eğitim, Çevre mühendisleri için değildi ve içerik olarak baktığımda çok yetersizdi. İki gün o eğitime ayırdım diye çok üzüldüm. Keşke bana bir şeyler katabilseydi. Bu eğitimi de bir kere açtılar bir daha açmadılar. Şöyle de bir bahaneleri var: Talep görmüyor. Siz talep olması için ne yapıyorsunuz?

Diğer taraftan eğitim yelpazesine baktığınızda seçenekler çok dar ve kısıtlı. Bakın biz insanlara kendi mesleğimiz dışında da kendi mesleğimizle de ilgili birçok eğitim verebiliriz Oda olarak. Sektörel anlamda yeni mezunları hazırlayabiliriz. Eğitim konusu bence şu anki yönetimin en büyük eksiği. Biz bu anlamda da kendimize güveniyoruz. Firma ziyaretlerinde de Oda’da eğitim verecek gönüllü insanlarla da karşılaşıyoruz. Böyle insanlardan faydalanmak gerekiyor. Keşke Oda da faydalansaydı diyorum ama şu andaki mevcut yönetimin böyle bir yapıda olduğunu düşünmüyorum.

Ahmet Kırmızı:

Ben şöyle bir şey söylemek istiyorum. Biz bu yönetim grubunu oluştururken sadece arkadaşlarımızla bir yönetim oluşturalım deseydik 14 kişiyi bulmamız çok kolay olurdu. Bu süreçte şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki oluşturduğumuz 14 kişilik grubun ortak tanıdığı tek kişi benim. Diğer arkadaşlarım birbirini tanımıyorlar. Hatta yönetimde çalışacak arkadaşların bazılarını dahi ben tanıyalı çok kısa zaman oldu. Herkesin aynı düşündüğü bir yönetim oluşturursak bu kolay olur çünkü hep aynı fikirler ortaya çıkar. Ama biz amaç olarak fayda sağlamak istiyoruz. Teknik bir grup olduğumuzu düşünüyoruz ve meslektaşlarımıza teknik bir fayda sağlayacağımızı düşünüyoruz. O yüzden de farklı düşüncelerdeki arkadaşlar ile masaya oturmak istedik ki o masada eleştirelim birbirimizi, kavga edelim, tartışalım ve bu süreci makul ve ortak görüşlerde buluşturup fayda sağlayıcı konularda sonuçlara varalım.

Bakın bir meslek örgütüyüz biz. Bunun altını çizmek istiyorum çünkü meslek örgütü bilincini kaybetmişiz. Bu çevre mühendisi olarak beni yaralayan bir konu. Bugün mevcut yönetimdeki arkadaşlarımın hepsi çevre mühendisi. İyi-kötü mesleğe bir şekilde fayda sağlamak için bir araya gelen arkadaşlarımız. Biz bu sürece başlarken bir siyasi olgu amacı ile düşünseydik, bu arkadaşlarımızı kötüleyebilirdik. Ama biz bir siyasi parti değiliz. Biz bir meslek örgütüyüz. Ve bu arkadaşlarımızın da mesleğe iyi veya kötü bir şeyler verme uğraşında olduğuna inanıyoruz. Eleştirebilir miyiz? Evet. O yüzden sürece çıkarken ki sloganımız “Biz Daha İyi Yaparız!” oldu. Bir havuz var, bu havuza su doldurmaya çalışıyoruz. Suyu dolduran kişiye bakmamamız gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar su doldurmamız gerektiğine inanıyoruz. Son dönemde odaya karşı en önemli eleştirimiz budur. Kişi ya da kurumlara takılarak, hareket edilip kişisel menfaatlere çalışıldığı hissiyatı bulunmaktadır. Biz böyle bir hissiyatı dahi meslekteki arkadaşlarımıza hissettirirsek kaybederiz. Konuyu siyasi bir platforma çekip yıpratmaktansa, meslek örgütü olduğumuz bilincini tekrar insanlara hatırlatıp neler yapılabilir bunları konuşursak çok güzel şeyler kazanabileceğimize inanıyoruz. Bunun için mücadele vereceğiz biz. Bunun için çalışacağız. Kişi ya da kurum noktasında hiçbir insanın sosyal hayatındaki görüşlerine takılmadan, mesleğe ne verebilir, bize ne katkı verebilir bunu soruyoruz. Bu noktada bizim bilmediğimiz ya da bilip de daha farklı bir bakış açısı ile bakamadığımız her hangi bir konuya her arkadaşımızın, her meslektaşımızın hatta daha da genişletiyorum; farklı meslek gruplarındaki arkadaşlarımızın da fikrine açığız. Bunun için çalışıyoruz. Bunu başarırsak gerisi kolay.

Odanın amacı muhalifliktir bunda hem fikiriz. Ama bizim ülkemizde farklı tanımlarda olduğu gibi bu muhaliflik tanımında da sıkıntı var. Bizim muhalifliğimiz kişi veya kurumlara değil. Biz yanlışa muhalifiz. Yanlışı yapanın kim olduğunun hiçbir önemi yok. Doğrunun yanında yer almalıyız. Bu doğruya da kimin yaptığına da bakmadan taraf olmalıyız. Bir konuda bir sıkıntı yaşıyorsak sektörle alakalı bunu bir GreenPeace’ci edasıyla değil, bunun teknik, sosyal konularla ilgili raporları hazırlayarak, bu raporları ilgili kurum kuruluş kişi kimse bunlara sunarak bunun mücadelesini vermeliyiz. Bunun için uğraşacağız.

Tabi bu süreçte geçmiş dönemlerde yönetimde çok aktif olarak çalışmış, sevdiğimiz birebir sosyal hayatımızda görüştüğümüz Genç Çevre Mühendisleri grubuna üye arkadaşlarımızın çalışmalarını yok da saymayacağız. Bunları destekleyip hatta bunların üzerine neler koyabiliriz bunu düşünüyoruz. Hatta bunu düşünürken de o arkadaşlarımızın da desteğini istiyoruz. Gelin bunu beraber yapalım. Son yönetime baktığımda en önemli eleştirim de şu: Tanınmamak! Bugün itibariyle arkadaşlar ile yüzün üzerinde firma ziyareti gerçekleştirdik. İlk sorduğumuz soru şu; Ankara şube yönetiminde başkan kim? Şube yönetiminde tanıdıklarınız var mı? Bugün bu soruya aldığımız cevapların %70-80’i tanımıyoruz bilmiyoruz. Bugün Cmnetteki bir arkadaşımızın bir sorunu varsa önce o soruyu çözeceğine güvenebileceği Oda yönetimini tanımalı, Oda yönetiminin de o sorunun sahibini tanıması gerektiğine inanıyoruz. Sonra soruyu çözebiliriz. Hayatta birbirimizi tanımaz, birbirimizle iletişime geçmez isek birbirimizi farklı farklı sınıflandırma ile sınıflandırmaya çalışırsak bu sorunlar yarın seçimi kimin kazandığı, yönetimin kimde olduğunun önemi olmadan katlanarak daha da çözümü zorlaşarak önümüzde durur. Bir oda yönetiminin sahada tanınması gerektiğine, sahada olması gerektiğine bu sahada olurken de bu bizden, bu diğerlerinden diyerek değil, Çevre Mühendisi kavramının altını çizerek bütün arkadaşlarımız, bizim meslektaşımız bilinci ile çözüme yaklaşmalı.



4. Sizi mevcut yönetimden ayıran en belirgin özellikleriniz nelerdir?

Biz aslında bunun cevabını bir önceki sorularda verdik sayılır: Biz Daha İyi Yaparız!



5. ÇMO ‘nun üye ilişkileri konusunda ki stratejisini doğru buluyor musunuz? Odaya küskün olan üyelerin fikrini değiştirmek ve tekrar odaya kazandırmak için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?

Müge Karamustafa

Ahmet Abi bahsetti bir önceki soruda gerçekten tanınmıyordu yönetim. Hatta insanlar onları katıldıkları faaliyetlerde bile tanımıyordu. Düşünün odanın düzenlemiş olduğu faaliyet var ve o faaliyette başkanı görmüyorsunuz yönetimden birilerini görmüyorsunuz. İnsanlara dokunmamışlar bu güne kadar, bir tebessüm etmemişler bir ellerini sıkmamışlar bunu gittiğimiz yerlerde fark ettik: İlk defa siz geldiniz, ilk defa ÇMO için çalışma yapacak birileri ile tanışıyoruz dediler. Ve yıllardır sektörde olan insanlar var ki bunlardan biri 30 yıllık bir Çevre Mühendisi. Bu insanların 10 yıl da yönetimde olduklarını düşünürseniz hiç mi bu insanlarla tanışmadınız diye insan bir düşünüyor. Biz daha yönetime gelmedik insanların elini sıktık çayını içtik, muhabbet ettik. Bu da bize keyif verdi.

Ali GÜNER

Bir de şöyle bir şey var: Mevcut yönetimin yapmış olduğu organizasyonlarda ÇMO Ankara Şubesi yaptığı organizasyonlar ve icraatlar ile kendini tanıtır. Yakın zamanda ÇMO Ankara Şubesi bir etkinlik yaptı ÇED mevzuatı ile ilgili, ve bilgilendirme toplantısı yaptı. Ben bu etkinliğe katıldım ve gördüklerimden sonrasında ne yazık ki bir daha katılmam. Nedeni de yönetmeliği yeniden orada okudular. Oraya gelenler zaten bu sektörden insanlar, yönetmeliği biliyorlar zaten. Şimdi bu yönetmeliği yeniden okumak bu insanların zeka seviyesi ile dalga geçmek değil de nedir? Odanın görevi teknik çalışmalar yapmaktır. Bu çalışmalar için gider, üniversitelerin ilgili akademik personellerini çağırırsın, teknik insanları çağırırsın. Açıklarsınız: bakın bu konuyla ilgili böyle bir durum var bunu anlatacağız size. Oda beni ne kadar beni bilgisel ve teknik olarak doyurursa, ben o kadar çok odanın yaptığı etkinliklere katılırım. Odanın şu andaki stratejisi yanlıştır. O yüzden üyeler küsüyor. Bir kere gelen bir daha gelmiyor. Neden? Çünkü sizi doyurmuyor. Sadece yakın bir arkadaş kitlesi geliyor. Haliyle güzel vakit geçirdikleri, eğlendikleri muhabbet ettikleri bir ortam oluyor. Peki, Odanın meslek örgütü olarak mesleki bir kazanımı var mı? Yok. Bu gidişat yüzünden zaten artık bırakın normal üyeleri kendi içindeki arkadaşlarını küstürdü. İnsan kazanmak çok kolayken kaybetmeyi nasıl başarıyorsunuz? Yani daha sen kendi iç yönetiminde ki arkadaşlarını kaybediyorken alakasız yeni mezun olmuş üyeyi nasıl kazanabilirsin ki? Bakın bir insanı bir güler yüz ile kazanabilirsiniz. Kazanma stratejimiz ne olacak derseniz: Biz işimizi yapacağız. Görevimiz olanı yapacağız. Bilgilendirici, doyurucu eğitimler, mesleki sorunların çözümleri ile geri bildirim mekanizmasını çalıştırmaya başladığımız anda, zaten küslük diye bir şey kalmayacak. Herkes gelmeye başlayacak. Herkes düşüncesini belirtmeye başlayacak. Bu şekilde odaya üye sayımız da o şekilde çoğalmaya devam edeceğini düşünüyorum.

Müge Karamustafa

Mezun oldum. İşe girdim ve odaya kayıt olmak için gittim. Aslında odaya kayıt olmama gerek yoktu çünkü danışmanlık sektöründe çalışıyordum. Ben üniversite okurken bir STK da görev alıyordum. Bu yüzden STK ‘nın gücüne inanıyorum birlik olmanın gücüne inanıyorum. Odaya gittiğimde doğrudan aidatımızı alalım diye beni ödeme kısmına aldılar. Hiç bunu beklemiyordum! O gün hazırlıksız da yakalanabilirdim. O gün oradan sadece ödemeyi yaparak çıktım. Keşke biraz bende bir aidiyet duygusu oluştursalardı. Bir hoş geldiniz, bir güler yüz. Bunu beklerdim yani. Ondan sonraki zamanlarda da sadece, işim düştüğü zamanlarda odaya gittim. Hatta çoğu zaman keşke gitmesem ve hiç ihtiyacım olmasa diye bir düşündüm.

Ahmet Kırmızı

Şimdi hem Ali hem Müge çok güzel değindiler; önce bir odanın mevcutta temsil etmiş olduğu meslektaşlarının gönlünü alması gerekir. Aidiyet duygusu artarsa, üyelerin odamızın yanında olabileceğimizi düşünmeleri gerekir. Bunu şu ana kadar düşündüler mi? Hiç zannetmiyorum. Siz bugün, illa bir oda olarak değil, kendinize fayda sağladığınızı düşündüğünüz herhangi bir oluşum için gönüllü olarak her şeyi yaparsınız. Çünkü fayda hissetmişsinizdir. Konunun bir önemi yok, konu sosyal olabilir siyasal veya mesleki olabilir. Ben bir fotoğrafçılık kulübüne üyeyim. Oranın da bir aidatı var. Ama ben oraya gitmekten mutlu oluyorum. Benim gururum okşanıyor. Benim başka orgazisyonlarda fotoğraf çekip çekmediğime dikkat etmeden, kulübe çağırılıyorum. Hatta kalitesine güvenmediğim fotoğrafları kendi sosyal medya hesaplarında kullanıyorlar. Bir gün özelikle sordum o fotoğrafın kalitesi kötüydü neden kullandınız diye. Soruma da, amaç kalitesi değil çekme isteğidir diye cevap aldım. Bugün Müge geçmişte bir çok STK da görev aldığını belirtti. Ben bir tanesini Müge’nin de iznini alarak söyleyeyim: İZCİLİK . Çok ilginç değil mi?

Melih Türkay Coşar

Bence de çok ilginç

Ahmet Kırmızı

Şimdi, Müge’nin izcilik yaptığı zamanlarda, demek ki çok güzel gönlünü almışlar ki, Müge bu yaşına geldi hala o günleri, o izciliği anlatıyor. Bugün bizim gitmiş olduğumuz yerlerde ve hatta CMNET’teki arkadaşlar da, odamız hakkında iyi şeyler söylemiyor. İyi şeyler söylenmeyen bir platform için kimse ne bir uğraş verir ne katkı sağlamak ister. Bu yüzden biz daha iyi yaparız diye çıktık yola. Müge’nin de dediği gibi daha yönetime gelmedik ama bir sürü gönül aldık. Yeni iyidir arkadaşlar.



6. Yönetime geldiğinizde yapacaklarınızı ve ileriye yönelik projelerinizi anlatabilir misiniz?

Ahmet Kırmızı: Önce bir kere yönetime gelmemiz lazım. Yönetime gelmemiz içinde CMNET’teki meslektaşlarımızın süreci iyi takip etmesi, nelerin yapılıp yapılmadığını takip etmesi ve nelerin yapılacağını iddia eden grupları da iyi takip etmesi gerekir. Bugün gitmiş olduğumuz her yerde istediğimiz vaatte bulunabiliriz. Bizim böyle bir imkânımız var. Çünkü biz hiç denenmedik. Ama bugün mevcut yönetimdeki arkadaşlarımız sahaya indiklerinde son 10 yılı sonra son 3.5 yılı önce bize anlatmalılar. Neler yaptıklarını ve bu yaptıklarının sonuçlarını bize anlatmalılar. Sonrada ne yapacaklarını anlatmalılar. Mevcut yönetimdeki arkadaşlarımızın şöyle ifadeleri var “Tarlada izi olmayanın yemekte sözü olmaz.” diye. Bizde diyoruz ki tarlada iz yok ki. Tarlaya iz bırakmaya geliyoruz. Bunun içinde herkesle her kesimle bize katkı verebilecek her arkadaşımızla görüşmek istiyoruz. Çok özür dilerim bu bilgi paylaşır mı sosyal medyada paylaştığınızı biliyorum aynı röportaj teklifini mevcut yönetimdeki arkadaşlara teklif ettiğinizi söylediniz. Ve bu arkadaşlarımızda röportaj teklifini kabul etmediklerini söylediler size. Sorunun cevabını vermiş gibi gözüküyorum. Biz herkesle görüşmek istiyoruz. Herkese ulaşmak istiyoruz. Her şeyi bildiğimizi iddia etmiyoruz. Ama her şeyin bilindiği masalar oluşturabileceğimizi iddia ediyoruz. Bunun için de söz veriyoruz. Bu noktada sizinle telefonla görüşüp bu soruların cevabını yazılı olarak sizlere bildirebilirdik. Böyle bir imkânımız vardı. Siz soruları verirdiniz bizde o sorulara güzel güzel cevapları yazıp çok süper bir yayın yapabilirdik. Ama hem sizin şahsınıza hem de tüm CMNET’teki arkadaşlarımızın şahsınıza söz verdiğimiz için buluştuk. Mesleğimizin kalitesini arttırmak, sektörümüzün kalitesini arttırmak ve bu kaliteyi arttırıcı yönde karar koyucularla, kanun koyucularla, tüm paydaşlarla birlikte çalışmak için söz veriyoruz. Bunu da söylemek için buradayız

7. Biliyorsunuz ki Çevre Mühendisleri için günümüzde kamu veya özel sektör bünyesinde iş bulmak, maaş yetersizliği, iş yerinde mobbing gibi sorunlar mevcut. Bu sorunlara karşı yönetime geldiğinizde bir çözümünüz olacak mı?

Biz yeni bir mesleğiz. Bir inşaat ve bir makine mühendisliği gibi sektör olarak iş bulma potansiyeli geniş yelpazelere sahip bir meslek değiliz. Olabilir miydik? Evet olabilirdik. Nasıl olabilirdik? Mesleğimizin potansiyelimizi arttırıcı en önemli unsur mevzuat. Kanun koyucu ya da karar kılıcılar mevzuatsa noktada bizim sektöre potansiyelimizi daraltacak kararlar da alabiliyor genişletecek kararlar da alabiliyor. Biz o yüzden grup olarak şunu ifade ediyoruz. Oda olarak muhalifliğimizi bir kenarda tutarak önce bizim sektörümüze ve mesleğimize katkı verecek kamu kurum ve kuruluşlarla iyi ilişkiler kurmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ancak şu şekilde anlaşılmasın, onlara iyi gözükelim onlara iyi, güzel davranalım. Onlarda bizim beklentilerimizi karşılayıcı adımları bu şekilde atsınlar değil. Biz bir meslek örgütü ve teknik bir odayız. Mevzuatsal çalışmalar da görüş alışverişleri ile olur. Bu alışverişleri bir mail ya da 3-5 satır yazıya sığdırmak bir odanın yaptığı ve yapacağı en büyük yanlıştır.

Güncel örnek olarak söyleyeyim 2017 yılında ÇED izlemeler iptal edildi. ÇED izlemelerin mevzuatsal noktada bizim mesleğimize uzun vadede sıkıntı oluşturacak durumlar var mıydı? Evet vardı ve bizim odamız bu konuda iptal davası açtı ve davayı kazandı. Bir noktadan bakınca makul gelebilir. Evet ilgili maddeler ışığında sektöre ya da mesleğe zarar verici noktalar vardı ve biz de iptali için dava açtık diyebiliriz makul bir açıklama olabilir. Ama bir oda olarak bir noktadan değil geniş çerçeveden bakıp sektördeki paydaşlardan görüş alması gerekmektedir. Bu bir maille değil. Eğer ÇED konusu ile alakalı bir süreç varsa, şube bazında tüm sektör paydaşları çağırılıp toplantılar, çalıştaylar, fikir alışverişleri olmalıdır. Onlara işin hangi noktada, ne durumda olduğunu, odanın hangi konuları tespit ettiğini, tespit edilen bu konuların hangilerinin bizlere zarar vereceğini ve sonuçlarının ne olacağını ilgili bir brifing ya da bilgilendirme yapması gereklidir. Bu bilgilendirme sonucunda bu iptalin ne türlü zararları faydaları olur bunlarla ilgili ortak bir karar almak olmalıdır. Benim 10 arkadaşım bu iptalle işsiz kaldı. Bir uygulama sonucunda bir hayat yıkılıyorsa o uygulama yanlıştır diye düşünebiliriz. Gelelim bugüne, izlemeler farklı bir isimle tekrardan başladı. Hukuki olarak iptal edilmesin diye A firması ÇED yapıyor, aynı firma Öz A firması diye bir firma kuruyor, izlemeyi de Öz A firması yapıyor.

29 Kasım’da bir tebliğ yayınlandı. ÇED yeterlilik uygulaması ile ilgili. Kasım sonun uygulama mevzuatı yayınlandı ve 4 Aralıkta Odamız bize mail attı. İlgili mevzuat kapsamında görüşlerinizi 6 Aralığa kadar bize bildirin diye. 2 Günde. Şimdi her birimizin bir işi var gücü var vakit programlaması var ve koca mevzuatı 2 günde yorumlayıp bize olan zararları ile ilgili sonuçlar çıkaracağız ve bu sonuçları yazılı hale getirip odamıza bildireceğiz. Bütün işi gücü bırakmamız lazım. Oda olarak biraz geç kaldık. Mevzuat çıkmadan önce bu bahsedilen görüş toplaması yapılıp ilgili kararlar alınsaydı. Hatta bu mevzuat düzeninde çalışan bakanlıkta meslektaşlarımızla keşke birebir konuşulsaydı.

Oda olarak bir sayfa değil de tebliğde madde madde; 1. Madde de mutabıkız. 2. Maddede cümle şu şekilde olmalı şeklinde deyip bir oda olarak meslektaşlarımız ve sektördaşlarımızla biz de bir tebliğ hazırlayıp bakanlığa sunabilirdik. En azından bir katkı sağlamış olurduk.

Oldu ki anlaşamadık mahkemeler saat 9’ da açılıyor. Önce çözüm odaklı yaklaşmamız gerekmektedir. Bugün benim şahsi olarak katıldığım farklı farklı konular, bakanlık ve üniversitelerin katılmış olduğu birçok proje var Bu projelerin temel amacı sektördeki potansiyeli ve iş kalitesini arttırmak. Ne yazık ki katılmış olduğumuz hiçbir projede benim odam yok. Biz odamız nerede diye soruyoruz. Ya hiç akıllarına gelmediğini beyan ettiler. Ya katılım sağlamadıklarını söylediler. İddia etiğimiz konular ile ilgili (iş bulacağız, maaş arttıracağız vb. konular) çalışmalarda yer almazsak bu iş olmaz. Öncelikle CMNET grubundaki meslektaşlarımızın, arkadaşlarımızın bu konuları sorgulamalarını rica ediyorum. Sonrasında mevcut yönetimin uygulamalarına bakmalarını, sonrasında da bizim yönetimimizin neler yapmak istediklerine bakmalarını istiyorum. Ve hep beraber çalışmamızı istiyorum.

Sektördeki taban fiyat uygulamaları, ücretler, maaşlar birçok sıkıntımız var. Ama bu sıkıntıları birebirde konuşarak çözebiliriz. Bugün farklı meslek gruplarında ki standartlara kalitelere bakıyoruz biz de bunların hiçbiri yok. Bir OSGB kurulumda birçok standart var. Uzmanın odası, doktorun odası, arşiv odası, müşteri kabul yeri, toplantı salonu… Dönüyorum, maden mühendislerinde standart var. Bugün İl Müdürlüğü olarak egzoz emisyon ölçüm yetkisi veriyoruz. Yetki verdiğimiz istasyon probu egzoza takıp düğmeye basıp ölçümü yapıyor. Her işlemi makine ve prob yapıyor ve bu çıktıyı arkadaşlarımıza veriyor. Bu yetkiyi alması için TSE 12047 ve 12331 standartlarına sahip olmasını istiyoruz.

Çevre Müh. olarak, hiçbir standardımız yok. 5 sektöre sıkışmışız. Arıtma, laboratuvar, danışmanlık, ÇED, atık yönetimi diyoruz. Mevcut oda yönetimimiz bas bas bağırıyor iklim değişikliği diye. Ama karbon ihracatından hiç bahsetmiyoruz. Sürdürülebilirlikten, verimlilikten hiç bahsetmiyoruz. Sadece ihracatın ürün odaklı olduğunu sanıp, bilginin de ihraç edilebileceğini hiç savunmuyoruz. Bunun için hiç ilgili paydaşlarla toplantılar yapmıyoruz. Ne mevcut sektörü geliştirmek için çalışmalara katılıyoruz ne de farklı iş alanları oluşturabilmek için. O iş alanlarında ah bir odamız sahaya inse de firmaları yerinde ziyaret etse, meslektaşlarının neler yaptığını görecek. Biz gururla söylüyoruz gezdiğimiz, ziyaret ettiğimiz için meslektaşlarımızın hiç bu zamana kadar duyulmayan sektörlerde, projelerde, uygulamalarda neler yaptığını gördüğümüzden ötürü mutluluk duyuyoruz.

Bu mutluluğu da olur da 12 Ocakta bizlere oy verirlerse, yönetimi verirlerse duyuracağımızın sözünü veriyoruz.

Odamız bu iş bulma konusunda meslektaşları değil hala işvereni muhattap alıyor .

Melih Türkay Coşar : Bunu biraz açar mısınız ?

Bugün mevcuttaki odamızın uygulaması şöyledir. Siz bir işverensiniz ve işletmenize bir Çevre Müh. talebiniz var. Sizin gibi 10 işletmenin talebi var.

10 işletme odamıza başvuruyor şu özellikte Çevre Müh. ihtiyacım var vereceğim ücret şu şartlar bu şeklinde bilgi veriyor. Bizim odamızda bu ilanları bize mail yoluyla ve sitede paylaşarak bize ulaştırıyor.

Şimdi burada iki türlü bakılabilir. Kimseyi suçlar durumda bırakmayayım ama kişilerin eline bırakılırsa bu durum söylentiler çıkar. Siz işveren olarak örnek vereyim 5000 tl maaş vereceksiniz ve talepte bulundunuz. Bunu mevcut yönetimdeki arkadaşların kararına bırakırsanız o arkadaşlarda kendi arkadaşlarına yönlendirip bize duyurmaz. İyi olan talepler belirli kişiler tarafından kullanılır geri kalan işleri bize ulaştırırlar. Bunun böyle yapıldığını iddia etmiyorum ama bu şekilde bir izlenim yaratır.

Biz de büyük holdingler gibi bir cv havuzu oluşturursak, Kariyer.Net ve benzeri yerlere filtreleme yapacağına gelip odamızdaki havuzu kullanarak tamamen şeffaf bir şekilde hak eden kişiye ulaştırılsa işveren çalışacak arkadaşı kendisi bulsa daha iyi olmaz mı?

Bugün geldiğimiz noktada sadece iş ticarete dökülmüş şekilde yönetiliyor. Odamınız paraya ihtiyacı var evet kabul ediyorum var. Bizim şu anda para kaynağı olarak odamızın tek gelir kısmı bizim ödediğimiz aidatlar ve eğitimler. Bu aidatlar oda tarafından toplanmıyor, devlet adına oda tarafından toplanıyor. Bu aidatları toplamazsa ilgili yürütme diyor ki benim adıma topladığın parayı neden toplamadın. Ama ne yazık ki kimse aidatını ödemek istemiyor çünkü kimse fayda görmediği bir kuruma maddi olarak ödemek yapma istemiyor.

Bizim odamız 3 şeyle anılıyor. Aidat icraları, LPG sorumlu müdürlük ve kimseye sormadan kişi ya da kurumalara kişisel görüşleri kapsamında takılarak açılan mahkemeler. Oda bize sahip çıkarsa bu soruda ki sorunların hepsi çözülür. Müge hanımın da dediği gibi STK’lar önemli bir güçtür. Bugün 100 kişi toplanıp İl Müdürlüğü önünde toplanıp bağıralım Vali yardımcısı gelir. Bağırdığımız konunun hiçbir önemi yok ama kalabalık olmalıyız. Kalabalık olmamız için odanın sahaya inmesi gerekiyor.

Ali Güner:

Ben şunu belirtmek istiyorum. Bizim bu mobbing, çalışan maaşlarının düşüklüğünün tek sebebi kalitesizliktir. Kalite olmayan yerlerde bu saydıklarımız da olur alacaklar da düşük olur. Çevre Müh. bir firmaya gittiğinde saygı görmez. Neden çünkü sektörün kalitesiz olmasından dolayı. Bir kanun çıkarılmış Kanunun amacı çevreyi korumak. Peki, kim çevreyi korumak adına çalışma yürütüyor?

Önceki genel kurulda (seçimlerde) bir konuşma yapmıştım. İki gruba da bir tavrım vardı mesafeliydim. Çünkü karşılıklı bir atışma vardı. Bakanlık diyor ki bizim yapılan çalışmalardan haberimiz yok. Odadaki arkadaşlar bizim bakanlıktan haberimiz yok. Dedim bu yıla gelmişiz birbirinizden haberdar olmaktan acizsiniz. Hala gelişemiyorsunuz. Bakanlık bir yönetmelik çıkarır amacı belli çevreyi korumak. Bunu uygulayacak olanlar da mühendisler. Her bir mühendis yaptığı uygulamayı Bakanlığa bildirmekle yükümlüdür. Ancak Bakanlık 40 bin tane mühendisin gönderdiğini ayrı ayrı derleyemez. Ama bunun yetkili mercii çevre mühendisleri odasıdır. Mühendisler Odaya bildirir, oda da bunun üzerine çalışır. Daha sonra oda Bakanlığa biz 40 bin kişiyi temsil ediyoruz herkesin düşüncesi genel olarak budur diye sunar. Oda bunları derlemekle yükümlüdür. Çalışan her bir meslektaşımız odaya geri bildirim yapması odanın bu verileri toplayıp sayısallaştırıp bakanlığa sunması gerekiyor. Bunu yapmadığı sürece kaliteyi yakalayamıyoruz. İşin aslından uzaklaşıyoruz, böyle olunca mobbing de yapılıyor. En ufak bir krizde patron eleman çıkarıyor. Çünkü artık O kişiye ihtiyacı kalmadı. Ama kaliteli birisi olsa ve o eleman olmadan o işi yapamıyor olsa olay bitmiştir. Ağır bir eleştiri yapayım. Bizim eski nesil maalesef bilgiye kapalı kendini geliştirmekten uzak. Çünkü ihtiyacı yok. E böyle olunca sektörde bu insanların ağırlıklı olduğunu düşünürsek, bu düzen bu şekilde giderse mesleğin de batışı olur. Yarın bir kanun çıkarılıp danışmanlık diye bir şey kalmadı dense o kadar insan işsiz. Yani inşaat Müh. bina yapar köprü yapar temel ihtiyaç ya da makine mühendisi ihtiyaç. Bitme ihtimali yok. Ama bizim Bakanlık çalışma istihdam alanlarını kanunla belirlediği sürece topun ağzındayız. Çünkü kalite olmamış bilgi birikim yok. E bizim Oda yönetimi de bu mantıkla, o eleştirdiğim eski zihniyetle gidiyor maalesef. Anlattığım gibi ÇED Toplantısı yapılıyor. Kalite yok bilgi yok. Desene bana kardeşim, bu Yönetmelikler Avrupa’dan geliyor. Avrupa da şöyle uygulamalar yapmışlar şöyle açıklar bulmuşlar biz onlar üzerine revizyona gidelim aynı hataları yapmayalım. Bizim yatırımcımız aynı hatalara düşmesin. Ders alalım geçmişi tekrar etmeyelim önümüze bakalım geliştirelim. Ama öyle bir şey de yok.

Atatürk’ün sözü vardır. Geçmişini iyi bilmen gerekiyor ki geleceğini sağlam temeller üzerine kurasın. Mantık bu aslında. Haluk hocaya bir soru sormuştum ÇED toplantısında Taş ocaklarında bir problem var atık sahaları ile ilgili hala günümüzde aynı problemler devam ediyor. İşte pasa alanı ile ilgili bir koordinat belirleniyor sonra ilerleyen yıllarda o alanla ilgili ÇED de belirlenen alan yetersiz kalıyor farklı yerlere depolanıyor sonra da İl müdürlüğü firmaya geliyor ve ceza yazıyor. Sonra da bu pasayı taşı diyor. 93 yılından beri bununla ilgili çalışma yapılıyor Haluk hocaya bunu sordum ya biz ders alamadık mı? Hala tesislere küçük küçük pasa alanları veriyoruz 10 yıl oldu hala aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Yine aynı şeyler olacak aynı şekilde aynı cezaları yazacağız.

Böyle olunca diyorum ki geçmişinden ders almıyoruz aynı şeyleri yaşayıp duruyoruz. O yüzden ders almamız gerekiyor. Önce geçmişi değerlendirip ne yaptık ne yapacağız şeklinde değerlendirmemiz lazım. Bunlar milli servet. Adam neden 40 bin ceza ödesin? Onun yerine yatırım yapsın. Mesela taş ocaklarında yıllardır toz sorunu var. TSE’nin bunla ilgili standartları var bir çalışma yapalım o köy yerlerinde ki insanlar bas bas bağırıyor. Ankara’nın her yerinde var bu sorun.

Yapılacak şu: O bölgede maden faaliyeti yapacaklara TSE’nin bu standartlarını yapmadan sana ÇED vermiyorum diyeceksin. Ama biz sanayici masraf yapmadan yatırım yapsın diyoruz izin veriyoruz. Olmaz. Kanunun amacı çevre ve insan sağlığını korumak ise buna uygun adım atalım. Sanayici de bir zahmet versin cebinden. Bu sayede Çevre Müh. Sektörün kalitesi artacak saygı duyulan bir meslek olacak ve ileriye taşıyacağız.

Sorunların hepsinin temelinde kalite, bilgi ve çözüm odaklı olmak var. Ahmet beyin de dediği gibi biz Greenpeace değiliz. Eylem yapalım bayrak sallayalım değil biz sorun çözdüğümüz sürece varız.

Zaten biz kalite ile ilgili çalışma yapıp bununla ilgili adım attıktan sonra her şey çözülecektir.

Bu çalışmaların hepsini yaparsak mobbing de kalkacak, düşük maaşta kalmayacak istihdam bir sorun olmayacak. Çünkü kendi istihdamımızı kendimiz yaratmış olacağız. Bakanlığın elinde kalmayacak.

Müge Karamustafa

Ne yazık ki ben de 7 yıldır sektördeyim ve her geçen yıl mesleğimizin değer kaybettiğini görüyorum. Arkadan gelen yeni mezunlarımız da var. Ahmet Bey’in de dediği gibi alanı daralttığımız için neticesinde de ücretlerde sıkıntılar yaşlanıyor. Gittiğiniz firmalarda rekabetten kaynaklı aldığınız işlerde fiyat düştüğü için bu personele de yansıyor. Yaptığınız işte de size olan değer de bu neticede düşüyor. Size ne kadar para veriyorsa değeriniz de o ölçüde ilerliyor. Bu neticede de ücretlerden memnun olmayan personelinde iş performansı ciddi anlamda düşüyor, yani ben zaten komik rakamlara çalışıyorum neden uğraşayım düşüncesi oluşuyor.

Bu anlamda öncelikli olarak sektörü geliştirmemiz gerekiyor genişletmemiz gerekiyor. Ve dönüp kendimize de bakmamız gerekiyor. Bunu da güçlü olabilirsek yapabiliriz. Diğer odalar belki bizden sayı olarak daha fazlalar ve daha eskiler bu nedenle güçlüler. Biz de Çevre Müh. olarak o gücü yakalamalıyız. Artık ayrışmanın değil birlik olmanın vaktidir. Mesleği daha iyi yerlere taşımanın vaktidir. Biz sadece Türkiye için değil dünya için çalışmalar yapıyoruz. Çevreyi korumak için yapıyoruz Bizim mesleğimiz çok önemli çok değerli bu değeri kazanması gerekiyor artık.

8. 42000’den fazla üyesi olan bir online topluluk olarak CMNET Hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Yönetime geldiğinizde sitemizden etkinlik/organizasyon çalışmaları, duyurular, bilgilendirme vb gibi konularda destek almayı düşünüyor musunuz?

Müge Karamustafa: Açıkçası kendi mesleğimle ilgili takıldığım yerlerde internette soruları aradığımda direkt sizin sayfanız çıkıyor. Ve ben orada tartışılan konuları okumayı seviyorum. Çünkü orada yararlı bilgiler bulabiliyoruz, herkes kendi adına yaşadığı sorunları ve diğer insanların vermiş olduğu cevapları bulabiliyor. Bu anlamda yönlendirici buluyorum. Bence faaliyetler ve çalışmalar duyurulabilir sonuçta ciddi bir üye sayısına sahipsiniz. Bu anlamda faydalı olabileceğini düşünüyorum. Özellikle bu anlamda Odanın bir sıkıntısı var: Organizasyonların duyurusunun yapılması ile ilgili. Zaman planlamaları çok yanlış. Örneğin danışmanlık sektörüne yönelik mevzuatsal bir çalışma yapıyorlar, iki gün önce duyuruyorlar. Yani bu arkadaşlar nasıl katılsın? Ve bunun bir geri bildirimi de yok. Yani toplantıda ne konuşuldu? Hangi sorular soruldu? Ne çözümler bulundu. Bunlarla ilgili hiçbir geri bildirimleri de yok. Toplantıyla ilgili tutanak da yok. Bir bilgilendirme notları da yok ne yazık ki. Bu anlamda CMNET faydalı olabilir. Biz yönetime geldiğimizde bunu oda bünyesinde yapmayı düşünüyoruz, sizlerle de tekrar paylaşılabilir.

Ali Güner: Bir şey de ben eklemek istiyorum: CMNET araştırmaya yatkın insanların, tecrübeli insanların bulunduğu bir yer. Sizin sitenizde tecrübeli olanlar bilgilerini aktarıyor, paylaşım yapıyor. 42.000 üyeden bahsediyorsunuz burada şöyle bir eksiklik ortaya çıkıyor: Çevre Mühendisleri Odası’nda 42.000 tane üye yok. Bu siteye üye olan herkes bir soru sorduğunda cevabını alabiliyor. Biz hala Odadaki yetkili arkadaşlardan, Yönetim Kurulu olsun ya da yönetim kurulu başkanları olsun, Genel Merkez için de Ankara Şube için de sorduğumuz sorunun cevabını alamıyoruz. Bu çok büyük bir sorun. Bunun sitede olması güzel, zaten olması da gerekiyor ama Oda’da bunun kat ve kat daha fazlası olması gerekiyor. Odanın üye sayısının 42.000’lerde 50.000lerde olması gerekiyor. Bizler aynı perspektiften bakıyoruz, aynı vizyona sahibiz, tabi ki de birlikte çalışacağız. Çünkü amacımız, sizin amacınızın da aynı olduğu gibi, sektörde çalışan paydaşlarımıza, sadece meslektaşlarımıza değil bu sektöre emek vermiş farklı meslek gruplarının da sorunlarını çözmek. Biz odanın bilgi paylaşımının olması gerektiğini, meslektaşlarının problemlerini çözmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de her türlü platformdan yararlanacağız.

Ahmet Kırmızı: Şimdi söyleyeceğim şeyi sakın yanlış anlamayın. Siz bir eksikliği görmüşsünüz. Böyle bir eksikliği gidermek için bir platform oluşturmuşsunuz. Nedir bu eksiklik? Odanın öğrenci olsun, yeni mezun olsun, çalışan olsun, çalışmayan olsun tüm meslektaşların fayda sağlayacağı etkinlikler, raporlar, vb olması gerektiğini savunan birkaç kişi bakmışlar, oda yönetimi böyle bir talebi karşılayamıyor, ya da karşılamak istemiyor. Siz de birleşmişsiniz ve bu açığı doldurmuşsunuz. Bu platformun sonucunda 42.000 kişiye ulaşmışsınız. Belki bu 42.000 sayısı görselde gördüğümüz sayı, ama bu 42.000 kişinin bir o kadar daha kişiye ulaştığını ve siteyi tavsiye ettiğini, yönlendirdiğini düşündüğümüzde muazzam rakamlara ulaşıyor.

Bugün odamız bir duyuru, iş ilanı veya bir etkinlik paylaştığında bu sadece odaya üye olan kişilere gidiyor, ama sizin oluşturmuş olduğunuz platformda bunu herkes görüyor. Belki 1. Sınıf çevre mühendisi arkadaşımız var, daha böyle heyecanlı ne yapacağını bilmiyor, belki tercihen daha başka bir bölümü istiyordu ama tercihlerinde bu bölüm gelmiş o yüzden tedirgin. Google’da mesleğini aramak istediğinde çevre mühendisliği yazıyor ve karşısına cmnet çıkıyor, çmo çıkıyor, farklı farklı siteler, stklar çıkıyor. Bu arkadaşlar da bunları inceleyip aidiyet hissi ile bunlara üye oluyor süreci takip etme adına. E arkadaşım sen üyelerine ulaşacakları bir platform sun, ilgili web sayfanla da üyelerine katma değer sağlayan veya üye olmayıp da odasının sayfasına girip bir eksiğini bir sıkıntısını çözebilecek ilgili arayan kişilere de ulaşamıyorsun ve bunu bu zamana kadar bir şekilde yapmaya çalışan bir platform var. Bu platformu nasıl yok sayabiliriz?

Bugün Ankara Şube olarak odaya kayıtlı 2700 seçmen üye var. 2016’da 3200’dü. Sorulması gereken soru şu: bu 3200 kişinin bugün en az 4000 kişi olması gerekmez miydi? Bugün neden 2700, neden 500 kişi azalmış. Neden bizim insanlarımız odasından ayrılıyor. Neden arkadaşlarımız üyeliklerini sonlandırıyor. Odasını savunacak kadar bir aidiyet hissedemiyor. Bunları sormuyoruz da CMNET ile çalışıp çalışmayacağımızı soruyoruz. Elbette çalışacağız. Bu arkadaşlara fayda sağlayacağız. Biz her şeyi bildiğimizi iddia etmiyoruz. Ama 42.000 kişinin bir şeyler bilebileceğini iddia ediyoruz. Biz de o bilgiye talibiz. Beraber çalışacağız. İlla her konuda anlaşacağız, veya aynı doğrultuda düşüneceğiz diye bir iddiamız da yok. Ama biz sizin görüşlerinize ilgili ulaşabileceğimiz kitlede yer vermeliyiz. Siz de sizden anayasal düzende tüzel kişiliğe sahip odanın görüşlerini beğenseniz de beğenmeseniz de platformunuzda yayınlamakla mükellefsiniz, eğer ki amaç mesleğimize katkı, fayda sağlamaksa. Biz bir meslek örgütüyüz. Siz de Çevre Mühendisisiniz Melih Bey, ben de çevre mühendisiyim, Ali Bey de. Ortak paydamız mesleğimiz, sektörümüz. Yeterince ayrıştığımızı düşünüyorum. Hazır böyle bir oluşum varken, bu ve buna benzer oluşumlar ile birlikte hareket edebileceğimizi düşünüyoruz. Mesleğimizi saydık, sektörümüzü saydık. Ali Bey az önce bir kişinin sözünden bahsetti. Atatürk’ümüz var dedi, Şehrimiz var, Ülkemiz var, Bayrağımız var, Dinimiz var. Bugün 42.000 kişi ile konuşma fırsatım olsa bu platformda akışkanlar mekaniği yazsam herkes gülümser. Ortak anılarımız var. Sosyal hayatta nasıl insanlar olduğumuzla değil mesleki hayatımızda nasıl insanlar olduğumuzla ilgili konuşalım. Ne yapabiliriz diye konuşalım. Birbirimizi sevmemiz veya saymamız değil, ilgili sorunlar noktasında nasıl bir çözüm bulabiliriz buna bakalım. Bunun için de çok teşekkür ederiz. Üyelerimize ulaşma fırsatı verdiğiniz için ve değerli vaktinizi paylaştığınız için.

Gerçi konumuzun dışında ama şunu da paylaşmanızı istirham ediyoruz. Bir süreçten bahsedeceğim. Bugün 4-5 Ocakta çoğunluklu, 11-12 Ocakta katılımcılarla bir seçim yapacağız Ankara’da şube olarak. Biz bu sürece başladığımızdan beri ÇMO’nun sayfasından şube ve temsilcilikler linkine tıklayarak Ankara iline bağlı olan iller listesini çıkardık. Hangi iller bizimle beraber hangi illerdeki arkadaşlar bize oy kullanacak, hangi illerdeki meslektaşlarımıza ulaşacağız, onların elini sıkacağız. Bunun çalışmasını yapmak için bu listeyi çıkardık. Sonrasında ilgili oda mevzuatlarında da şube ve temsilcilikler ve bunlarla ilgili kararla Oda Danışma Kurulu toplantılarında belirleniyor. Burada belirlenip ilgili Oda Yönetim kuruluna çağrıda bulunuluyor. Bu kararları bu minvalde almanızı istiyoruz diye. Yönetim kurulu da Oda danışma kurulu kararlarını bazı alarak birlikte kararlar veriyorlar. Bu kararları eminiz ki meslektaşlarımızın yararına, odamızın yararına, iyiliğine olduğu inancımızı da söylüyoruz. Biz her zaman istedik ki Oda Danışma Kurulu kararlarını açıklayın. Bunları bizle paylaşın nerelere gideceğiz seçim stratejiniz nasıl biz de bilelim. Şimdi bizim rakibimiz olan meslektaşlarımız bu bilgilerin hepsine vakıflar. Eğer adaletten, özgürlükten eşitlikten bahsediyorsak bu bilgilerin bizimle de paylaşılması gerektiğini belirttik. Bu zaman kadar bu talebimiz karşılık bulmadı. O zaman biz de Odamızın resmi internet sayfasında yayınlanan bilgilere güvenmemiz gerektiğini düşünerek, o bilgilerin doğru ve güncel olduğuna inanarak bu süreci yönetmeye çalıştık. Bu süreçte de Eskişehir’e, Kayseri’ye Çorum’a, Niğde’ye, Kütahya’ya gittik. 18 Aralıkta odada oy kullanacak üye listesi YSK’ya teslim edilip 28-29-30 Aralık Tarihlerinde de Oda Şubede askıya çıktı. Biz de bu zamana kadar hem kararları talep ettik, hem de üye listesini bizimle paylaşın diye talebimiz oldu her iki talebimize de olumsuz yönde dönüş yapıldı. Bir tanesine hiç cevap verilmedi diğerine de KVKK kapsamında üyelik bilgileri paylaşılamaz minvalinde bir yanıt verildi. Ama üzülerek söylüyoruz ki kendilerine destek vereceklerini düşündükleri insanlar ile paylaştıklarını da duyuyoruz. İstanbul gibi, Adana gibi İllerde özellikle geçmiş zamanlarda bu paylaşımların olduğunu biliyoruz. Şimdi bize kim anlatabilir ki kim inandırabilir ki genç çevre mühendisleri ile bu bilgilerin paylaşılmadığını. Olsun dedik. Gittik biz de listemizi kendimiz kontrol ettik. 29 Aralık’ta ben, 28 Aralık’ta Ali Bey olmak üzere listeyi kontrol etmeye gittik. Gittiğimizde Çorum, Kayseri ve Niğde illerinin listede yer almadığını fark ettik. Mevcut yönetimde bulunan arkadaşlarımıza bunu sorduğumuzda kendileri bu tarz kararların genel merkez tarafından alındığını söylediler. Genel merkeze çıktık. Dedik ki aşağıdaki şube yönetimimiz şubesine bağlı olan illeri bilmediğini söylüyor. Genel merkez yetkililerinden bir arkadaşımız konunun Tülay Hanım ve Başkanımız tarafından yönetildiğini ve bu bilgilerin onlar tarafından bilindiğini söyledi. Tülay Hanım’ı arattırdık telefonu açmadı. Genel başkanımız Baran Bey’i arattırdık telefonu açtı. Baran Bey’e yetkilinin sorduğu soru şu: Ahmet Kırmızı şu anda yanımda Oda Yönetim Kurulu ve Danışma Kurulu kararları ile ilgili Ankara Şubesine bağlı olan illerin bilgisini talep ediyor. Başkanımız bu soruya bilmiyorum yanıtını verdi. Biz odamızla alakalı alınmış olan bir kararı sormamız gereken yeri neresi olduğunu 42.000 üyeye ve onların arkadaşlarına sormak istiyoruz. Hala bugün odanın internet sayfasına girdiğinizde Ankara şubeye bağlı illerin Çorum, Kayseri, Niğde olduğunu göreceksiniz. Bu illerde olan arkadaşlarımız ÇevreBİS (Oda) sistemine girdiğinde nerede oy kullanacağını öğrenmek istediğinde Ankara ilini görecektir. İspat isteyen arkadaşlara da ilgili görselleri noter onaylı paylaşabiliriz. Bununla ilgili de YSK’ya dilekçemizi verdik. Seçime 10 gün kala Odamız kararlarını açıklamamış eşitlikten, adaletten dem vuruyor, bizim adil olalım, eşit olalım taleplerimize zaten öyleyiz diye cevap veriyorlar, şubeniz kendi şubesine bağlı illerin bilgilerinin olmadığını iddia ediyor. Ya bize söylemek istemiyorlar bildikleri halde, çünkü soruyorum siz katılmadınız mı danışma kurulu toplantısına? Evet biz katıldık. Ne konuştunuz? Bu konuları konuştuk. E illeri konuşmadınız mı ? Ona Merkez karar verdi. Şimdi arkadaşlar sorarsa bu arkadaşlarımız neden aday diye. Şubeye sahip çıkmak için adayız, dürüst olmak için adayız, doğru olmak için adayız, şeffaf olmak için adayız. Her birinizden izin isteyerek farklı grup ve rakiplerimiz olduğunda onlara sizlerin izniyle onlar da sizlere ulaşsın diye sizin bilgilerinizi onlara vermek istiyoruz. Bunun için adayız. Odamızla alakalı meslektaşlarımızla alakalı süreçlerde alınan kararları anlık odamızın internet sayfasında yayınlamak için adayız. Kısacası çevre mühendisiyiz, çevre mühendislerine sahip çıkmak için adayız. Bugün şunun mutluluğunu yaşıyoruz arkadaşlarımızla: Oda tarihinde Odamız Çorum’a hiç gitmemiş. Biz gittik. Eskişehir’e hiç gitmemiş, biz gittik. Bizden sonra gittikleri yerler onların değil bizim. Eğer biz gittik diye gittilerse Odamıza seçim sürecinde de bir katkı verdiğimizden ötürü de gurur duyuyoruz.



Bir de son olarak bir şey söylemek istiyorum: Seçimde Ankara Şube Yönetimine aday iki tane grup var. Birisi mevcut yönetimde arkadaşlarımız olan Genç Çevre Mühendisleri, diğeride biz Yenilikçi Çevre Mühendisleri. Bu süreçte âcizane biz her gitmiş olduğumuz yerde, her çalmış olduğumuz kapıda, her sıkmış olduğumuz elde kendimizi anlattık. Neler yapabileceğimizi, sorunlar ile ilgili onların görüşlerini almaya çalıştık. O görüşleri farklı farklı kurumlarda dile getirmeye çalıştık. Farklı yerlerde sorunları konuşup bunlara çözüm önerileri almaya çalıştık. Her gittiğimiz yerde âcizane oy istedik. Ayrıca, eğer olur da mevcut yönetimin de aklına gelirseniz, onlar da sizi ziyarete gelirlerse ve sizleri ikna ederlerse onlara oy verin dedik. Kime oy verdiklerinden ziyade tüm meslektaşlarımıza şu çağrıda bulunuyoruz: Süreçte yer alın! Gelin oyunuzu kullanın. İster bize verin, ister rakiplerimize verin. Ama ne kadar kalabalık olursa sesimiz o kadar çok gür çıkar. Samimiyetimizle de durumu gayet iyi anlattığımızı da düşünüyoruz. Teşekkür ederim.

WhatsApp Image 2020-01-04 at 21.18.53.jpeg

WhatsApp Image 2020-01-04 at 21.18.54 (2).jpeg
 

Muhammedoz

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
11 Eyl 2018
Mesajlar
76
Tepki puanı
70
Puanları
18
Konum
Gaziantep
Firma
Gizli
Çok güzel bir röportaj olmuş, tespitler de çok güzel teşekkür ederiz.
 
S

Silinen üye 2206

Arkadaşlar Ankara oda seçimi ne zaman ? Birde bu çoğunluklu çoğunluksuz ne demek, üyeler oy kullanacak mı ? bilen varsa yazsın şimdiden teşekkürler.
 
KS
Melih Coşar

Melih Coşar

Yönetim Grubu
Katılım
3 Tem 2010
Mesajlar
1,609
Tepki puanı
3,667
Puanları
338
Şehir
Ankara
Firma
.
Hocam 5 Ocak'ta çoğunluk sağlanırsa seçim olacaktı ancak şimdi seçim 12 Ocakta olacak. Çoğunluk şöyle bir şey oluyor diyelim ki Şubenin 10 adet üyesi var bunun 7'sinin odada da o gün için hazır bulunması gerekiyor oy kullanımı için (hatam varsa düzeltin lütfen). Üyeler oy kullanıyor ancak en geç seçimlerden 40 önce odaya üye olmak şartı ile. Yani seçimde oy kullanacaksınız bu zamana kadar üye olmadınız ise geçmiş olsun. En geç Aralık 2019'un ilk haftalarında üye kaydı yaptırmak gerekiyordu. Eski üyelerde bir sıkıntı olacağını sanmıyorum.
 

Merve İnan

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
12 May 2017
Mesajlar
58
Tepki puanı
84
Puanları
18
Konum
Ankara
Şehir
Ankara
Firma
Orica Nitro Patlayıcı Maddele San. Tic. A.Ş.
Güzel bir röportaj olmuş emeğinize sağlık
 
Üst