Türkiye'de Enerji İhtiyacı ve Termik Santraller

Emre Türk

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
24 Şubat 2009
Mesajlar
19
Beğeniler
2
Şehir
Bursa
#1
Arkadaşlar merhaba....
Herkesin bildiği gibi devlet şuan da elektrik üretimi için termik santral yapımı için özel şirketleri yatırıma teşvik etmektedir.Şuan da ülkemizde tek iyi örnek 2003 yılında faaliyete geçen Adana ilindeki Sugözü Enerji Santralidir. (www.isken.com.tr)
Günümüz teknolojisiyle termik santral zararsız hale getirilebilirmi? Şuan ki başta yatağan ve afşin-elbistan termik santralleri tamamen çevre katilidir.Her geçen gün elektrik ihtiyacı artarken, bazı grupların termik santrali istemesini ve bazı grupların istememesini nasıl değerlendiriyorsunuz.Gerekli arıtmalar yapıldığında çevreye ne gibi etkileri olabilir.
 

Fatih Özcan

Site Kurucusu
Site Kurucusu
Kayıt
7 Aralık 2008
Mesajlar
3.535
Beğeniler
3.550
Şehir
Astana
#2
Bu değerlendirmem bilimsellikten biraz uzak ve bildiğim kadarıyladır.

Evet bence termik santraller çevre dostu yapılabilir gereken önlemler alındıktan sonra. Fakat bunu işletecek kalifiye eleman varmıdır? Bence yoktur. Çünkü ülkemizde ki termik santaller belli buna göre de yetişen eleman bellidir. Fakat bu açık kapatılabilir. Termik santraller mi yenilenebilir enerji mi sorusu aklıma geliyor. Evet ülkemizde enerji ihtiyacı her geçen gün artmaktadır, fakat bunun ne kadarını yenilenebilir enerjiden karşılayabiliriz bunun tam bir araştırmasının yapıldığını duymadım. Yapılması gereken kullanabilildiğimiz yenilenebilir enerji potansiyelini kullanıp yetersiz kaldığı durumda termik ve nükleer enerjiye yönelmek olmalıdır. Sadece çevreyi gözeterek termik santrallerden vazgeçmekte çok yanlış bir karar olur eğer gerçekten gerekiyorsa tabi ki termik santrallerde kurulmalıdır.

Termik Santraller nasıl Çalışır?
Yanmayla ortaya çıkan ısı enerjisinden elektrik enerjisi üreten merkez. Yanma, bir kazan yada buhar üretecinde gerçekleştirilir ve suyun buhara dönüştürülmesini,daha sonrada bunun yüksek basınç altında (135 bar),yüksek sıcaklıkta(535’C)çok ısıtılmasını sağlar.Buhar önce türbinin yüksek basınçlı bölümünde ve daha sonra yeniden çok ısıtıldıktan sonra orta ve alçak basınçlı bölümlerde genişler.Birbirini izleyen bu genişlemeler sırasında ısı enerjisi mekanik enerjiye dönüşür.Kondansede soğutulan buhar tekrar su haline döner; türbinden çektiği buharla çalışan bir yeniden ısıtma bölümüyse suyun ısısını yükseltip kazana gönderir.Buhar ve su bir kapalı devre halinde dolaştıkları için,bu çevrim sonsuza kadar yenilenir.
Duman kazan çıkışında büyük oranda ısı yitirir ve elektro filtreden sonra havaya verilir; Böylece yanma olayı gerçekleşir. Kömürle çalışan santrallerde dumanın daha sonra elektrostatik düzenekler yardımıyla tozu alınır ve bacadan dışarı atılır. Bu arada türbinde yaratılan mekanik enerji bir alternatöre iletilir ve burada elektrik enerjisine dönüştürülür. Türbo-alternatör gurubunun uzunluğu 600 megawat bir güç için bazen 50m’aşar; verilen elektrik akımıysa 20 000 voltluk bir gerilim altında 19 200 ampere ulaşır. Modern bir termik santralın verimi %40 dolayındadır.
Termik santralın bilançosu incelendiğinde, üretilen bir kilowatt için 4000 kilojoule’dan fazla bir enerjinin soğutma suyuna harcandığı anlaşılmıştır. Su bir akarsudan alınırsa, bu suyun günümüzde en çok 7-10’C arasında ısıtılmasına izin verilmektedir; bu da büyük bir debi gerektirir. Sözgelimi, 600 megawattlık bir enerji grubunda soğutma için saniyede 22 metreküp su gerekir. Bu nedenlerden ötürü, büyük santraller ancak büyük akarsuların üzerinde ya da deniz kıyısında kurulur. Bununla birlikte, termik santrallerin yol açtığı ısı artışı, su bitkileri ve hayvanları için ciddi sorunlar yaratır. Suyun az, santrallerin çok sayıda bulunduğu bölgelerde, genellikle hiperbol biçiminde büyük kulelerden oluşan havalı (atmosferik) soğutma sistemlerinden yararlanılır.
Termik santrallerde kullanılan yakıtlar mazot, gaz ve kömürdür. Mazot içi gerekli olan tesisler basit tesislerdir; mazot 30000-40000mküp hacimli, silindir biçiminde metalik depolarda saklanır. Depolardan alınıp ısıtılan mazot püskürtülerek brülörlere aktarılır. Gaz kullanımı için gerekli olan donanımlar çok az sayıdadır; Gaz brülörlere gönderilmeden önce yalnızca genişletilir, filtreden geçirilir ve ısıtılır.
Termik santrallerde kömür kullanımı; için gerekli olan tesisler gaz ya da mazota oranla çok daha önemli ve büyüktür. Burada özellikle kömürün demiryolu, akarsu ya da deniz yoluyla santrale getirilmesi, boşaltılması, depolanması, santral alanı içinde dolaştırılması ve kazana verilmesi için gerekli tesisler yapılmalıdır. Kömür önce toz haline getirildikten sonra, önceden mazotla 500’C’a kadar ısıtılmış olan yanma odalarının brülörlerine kuvvetli bir hava akımıyla gönderilir. Bu odaların birkaç yüz m küp‘ü bulan bir hacmi ve birkaç bin m kare büyüklüğünde bir ısıtma alanı vardır. Büyük bir termik santralin kömür tüketimi günde 5000 t‘u aşar.
Termik santral, kapalı devre halinde dolaşan suyu buharlaştıran bir kazan ve bir türboalternatör (bir türbinle harekete geçirilen alternatör) grubu içine girer. Bu tür klasik santrallerde buhar, kömür, fuel-oil ve nadiren doğalgaz veya yüksek fırın gazı yakılarak üretilir.
Termik santralleri büyük debili akarsu yakınında veya deniz kıyısına kurmak gerekiyor; böylece santralde üretilen ısının yarısını boşaltan kondansenin suyla beslenmesi sağlanır. Sıcak su ırmağa doğrudan boşaltıldığı gibi (açık devre soğutma) büyük soğutma kulelerine yollanabilir; burada havayla temas ederek kısmen buharlaştıktan sonra kondanseye basılır (kapalı devre soğutma). Bu son çözüm daha pahalıdır, ama su alma işlemini ve ırmak sularının ısınmasına bağlı çevre sorunlarını azaltma olanağı sağlar.
Malzemelerin üretim maliyeti sınırlamak ve işletimi kolaylaştırmak için santraller standart ve özerk üretim birimleri halinde gerçekleştirilir. Her ünitede bir buhar kazanı, bir buhar üretici, bir türboalternatör grubu ve iletişim şebekesine bağlı, gerilim yükseltici bir trafo (transformatör) bulunur.
Daha mütevazi güçteki termik santraller, su buharı çevriminden geçmeden elektrik üretir. Bunlar uçak motorlarının çalışma ilkesine dayanan gaz türbinleridir ve doğrudan doğruya bir alternatörü veya elektrojen dizel gruplarını çalıştırır. Bu türbinler belirli zamanlarında devreye sokulmak üzere tasarlanmıştır ve güçleri 100 MW geçmez; ama oldukça basit olmaları (görece küçük boyut, su buhar devresinin olmaması, havayla soğutma nedeniyle birkaç dakikada devreye alınabilirler. Bu termik tesisler pratik olarak her yerde kurulabilir.
Elektrik santralleri, başka enerji biçimler (termik, nükleer, hidrolik, jeotermal, güneş, rüzgar, gelgit v.b) elektrik enerjisine dönüştürmek amacıyla bir araya getirilmiş donanımlardan oluşan işletmelerdir. Çağımızda büyük güçlü sınai donanımların çoğunluğu, hidrolik ve termik (klasik ve nükleer) santrallerden meydana gelmektedir. Türü ne olursa olsun, her elektrik santralı, temel olarak bir enerji kaynağı, hareketlendirici bir aygıt, bir alternatör ve bir dönüştürme istasyonundan meydan gelir. Dönüştürme istasyonu, alternatörün ürettiği gerilimi, genel ulusal veya uluslar arası interkonnekte şebekenin beslenme hatları için uygun bir değere yükselir.
Ülkemizin enerji gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılayan ve Türkiye Elektrik Üretim A.Ş.(EÜAŞ) tarafından işleten termik santraller, fuel-oil, taşkömürü linyit, motorin, jeotermal ve doğal gaz türde enerji kaynağı kullanmakta olup sayıları 30’u aşmaktadır. Kaynak: catestermik.com
Aşağıda türkiyede bulunan termik santraller kurulu güçleri ve yakıt cinslerine göre verilmiştir. (Kaynak : elektrikce.com)

termik.jpg

TERMİK SANTRALLERİNİN ÇEVRESEL ETKİLERİ
Türkiye’nin sahip olduğu en bol fosil kaynaklı yakıtı linyit olup, Afşin Elbistan havzası Türkiye’nin en büyük linyit rezervine sahiptir. Ancak linyit düşük-kaliteli ve yüksek derecede kirlenmeye yol açan yakıt kaynağıdır. Linyit kömürünün kullanımı çok yüksek miktarda Kükürt Dioksit (SO2), Azot Oksitler (NOx), Karbondioksit (CO), Ozon (O3), Hidrokarbonlar, Partiküler Madde (PM) ve kül oluşturmaktadır. Bu atıklar çevre sağlığını değişik biçimlerde olumsuz olarak etkilemektedirler.
SO2 ve NOx gazları asit yağmurlarının oluşumunda birinci derecede sorumludurlar. Bacalardan atılan kükürt ve azot oksitler, rüzgarla birlikte ortalama 2-7 gün içerisinde atmosfere ulaşırlar. Bu zaman süresi içinde bu kirleticiler atmosferdeki su partikülleri ve diğer bileşenlerle tepkimeye girerek Sülfirik Asit ve Nitrik Asit’i oluştururlar. Atmosferde oluşan bu asitler, yağmur ve kar ile yeryüzüne ulaşırlar. Böylece termik santrallerin bacalarında gazlar ikinci kez ve daha geniş bir bölgeye etki etmiş olurlar. Asit yağmuru denilen bu olgu yalnız canlılar için değil taş yapıtlar ve eski sanat eserleri için de önemli bir tehlike oluşturmaktadırlar.
Termik santral küllerinin toplandığı alanda oluşan Radon gazı havaya ulaşmaktadır. Küllerin üzeri toprakla örtülse bile oluşan Radon gazı toprağın gözeneklerinden geçerek havaya karışmakta, yaklaşık 4 gün içerisinde Polonyum’a ve aktif Kurşuna dönüşebilmektedir. Bu nedenle kül yığınları çevreye radyoaktif madde yaymaktadır. Bacadan atılan maddelerin içerisinde en önemli olan radyoaktif madde Uranyum maddesidir.
Termik santraller soğutma, buhar elde etme ve temizleme gibi çeşitli amaçlarla su kullanmakta ve tüm bu işlemler sonucunda tonlarca atık su oluşturmaktadırlar. Atık sular ne kadar işlemden geçirilirse geçirilsin çevre kirliliğine yol açmaktadır. Çünkü sonuç olarak bu sular ya toprağa ve yer altı sularına ya da bir şekilde denize ulaşmaktadır.
Termik santrallerinin çevresel etkileri şöyle sıralanabilir:
1. Hava Kirliliği
2. Su Kirliliği
3. Toprak Kirliliği
4. Canlılar üzerinde Yaptığı Etkiler
5. Arazi Kullanımı Üzerindeki Etkileri

HAVA KİRLİLİĞİ
İnsanoğlunun en temel hakkı olan yasama hakkı, nefes almak olsa gerek. Havanın kurşun gibi ağır olduğu, çocukların okula giderken ağızlarına, burunlarına mendil tıkadıkları bir yerde nefes almak ne kadar kolay olabilir ki...
Hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz halinde bulunan yabancı maddelerin insan ve diğer canlıların sağlığına, hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek yoğunlukta atmosferde bulunmasıdır. Atmosfere bırakılan veya termik santrallerden çıkan atıkların çevre üzerinde etkileri olduğu gibi insanların üzerinde de önemli etkileri vardır.
Hava kirliliğinden bazı gruplar daha kolay etkilenmektedirler. Bu gruplar; bebekler ve gelişme çağındaki çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar, yaşlılar, kronik dolaşım ve solunum sistemi hastalıkları olanlar, endüstriyel işletmelerde çalışanlar ve düşük sosyo-ekonomik grup içinde yer alanlardır.
Genel olarak havadaki kirleticilerin sağlığa etkileri ise şunlardır: Özellikle yeryüzüne yakın seviyelerde oluşan ozon insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Azot oksitlerin bulunduğu kısa süreli bulunma solunum şikayetlerine, uzun süre bulunma ise akciğerlerde kalıcı hasarlara neden olmaktadır. Partiküller madde tanecikleri bronşite, anfizem ve damar hastalıklarına bağlı olarak ölümlere neden olmaktadır. Kurşun kan hücrelerinin gelişmesini ve olgunlaşmasını engellemekte, kanda ve idrarda birikerek sağlığı olumsuz yönde etkilemektedir. Karbonmonoksit (CO)'in ise, kandaki hemoglobin ile birleşerek oksijen taşınmasını aksattığı bilinmektedir. Bununla birlikte kükürt dioksit (SO2)'in, üst solunum yollarında keskin, boğucu ve tahriş edici etkileri vardır. Özellikle duman akciğerden alveollere kadar girerek olumsuz etki yapmaktadır. Kronik kalp hastalığı olan kişilerin hastalıklarının alevlenmesinde artış, kanser insidansında artış ve erken ölüm insidansında artışa neden olmaktadır.
Hava kirliliği arttıkça daha fazla ölüm veya hastaneye başvuru gerçekleşmektedir. Hava kirliliğinin yoğun olduğu bölgelerde insan yaşamın 1-2 yıl kadar daha kısa olduğu literatürde yer almaktadır.

SU KİRLİLİĞİ
Termik santrallerde buhar üretme, soğutma ve temizleme işlemleri için önemli miktarda su kullanılmaktadır. Termik santrallerde tüketilen soğutma sularının santralin makinelerine zarar vermelerini engellemek amacıyla, kullanılmadan önce çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmekte dir. Ancak bu işlem atık suların Demir2 Sülfat bakımından zenginleşmesine neden olmaktadır.
Termik santrallerde yakma işlemi sonucunda önemli miktarda yüksek basınca ve sıcaklığa sahip buhar üretilmekte ve elektrik üretiminde bu buhar kullanılmaktadır. Buharın tribünleri çevirmesinden sonraki sıcaklığı da oldukça yüksektir. Termik santrallerde atık olarak çıkan ısının yaklaşık %15’i baca gazı içinde, %85’i ise su ile dış ortama bırakılmaktadır. Atık suların tekrar kaynağa döndürülmesi bu kaynakta kirliliğin artmasına neden olmaktadır.
Termik santrallerin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerinden bir diğeri de yakma sonucunda veya baca gazı desülfürizasyon tesislerinden çıkan küllerin su kaynakları üzerinde yarattığı kirlenmedir.

TOPRAK KİRLİLİĞİ
Türkiye’deki linyitlerde önemli miktarda radyoaktif madde ile zehir etkisi yaratan elementler bulunmaktadır. Bu elementler ve radyoaktif maddeler yıkanma ile kömürün bileşiminden uzaklaştırılamamaktadır. Bu linyitlerin yakılmasıyla söz konusu radyoaktif maddeler baca gazları arasında partikül halinde veya kazandan çıkan diğer küllerle birlikte atılmaktadır. Afşin-Elbistan linyitleri üzerinde yapılan araştırmada Uranyum, Potasyum, Radyum ve Toryum gibi seçilmiş radyonük-loidlerin belirlenen yoğunlukları, literatürde yer alan kömürlerin ve dünya kabuğunun ortalama değerinin çok üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu elementler sadece yüzey ve yer altı sularını kirletmemekte, aynı zamanda toprağın kirlenmesine de neden olmaktadır.
CANLILAR ÜZERİNDE YARATTIĞI ETKİLER
Özellikle baca gazı desülfürizasyon tesisi olmayan veya arızalanarak devre dışı kalmış olan tesislerden, büyük oranlarda kükürt dioksit çıkışı olmaktadır. Söz konusu gazın canlılar üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Bunlardan birisi bitkiler üzerindeki etkisidir.
Linyitle çalışan termik santrallerin aktif hale geçmesiyle ormanlarda kirleticilerin birikimli etkisi söz konusu olmaktadır. Bu etki çam gibi iğne yapraklı ağaçların iğne yapraklarında kükürt birikimi ve ağaçların yıllık büyüme halkalarında da daralma olarak ortaya çıkmaktadır. Sonuçta zararlı gaz etkisi hem bitki örtüsünün gelişimini yavaşlatarak kesintiye uğratmakta hem de odun üretiminde verim ve hasılat kaybına neden olmaktadır.

ARAZİ KULLANIMI ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Elektrik santrallerinin arazi kullanımı üzerinde de bazı etkileri vardır. Termik santrallerinde kullanılan birincil enerji kaynağının depolanması, bir sorun olarak belirmektedir. Linyitle çalışan termik santrallerinde özellikle düşük kaliteli linyitlerin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Linyit üretimi, yatağının özelliğine göre açık veya kapalı işletme şeklinde yapılmaktadır. Özellikle açık linyit işletmelerinin çevreyi daha fazla olumsuz etkilediği bilinmektedir.
Birincil enerji kaynağının depolanması dışında termik santrallerinde çıkan büyük miktardaki küllerin imhası da her zaman sorun olmaktadır. Günlük olarak çıkan kül miktarının fazla olması geniş alanların kül depolama alanı olarak kullanılmasını gerektirmektedir. Küllerin ağır metal ve radyoaktif elementlerce kirlenmiş olma olasılığı da vardır. Bu durum, kül depolama alanlarının özenle seçilmesini, toprak ve su kaynaklarının kirlenmesini engelleyecek tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Kaynak : Şengül ARSLAN (BÜYÜKGÜL)



Yukarıdaki bilgilere göre değerlendirmek daha akılcı olacaktır..

termik.jpg

termik.jpg
 

Emre Türk

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
24 Şubat 2009
Mesajlar
19
Beğeniler
2
Şehir
Bursa
#3
öncelikle cok tesekkur ederım...eklemiş olduğunuz yazıların tamamı Türkiyedeki termik santrallerin çevreye verdiği zarardan yola cıkılarak yazılmıs ve dogru birer tespittir.Ama yurtdışında ki termik santrallerin çevreye ve insana daha duyarlı olduğunu bilmekteyim.Neden ülkemizde de yapılamasın böyle santraller..?
Şuanki teknolojiyle sülfür giderimi ve azot giderimi baca gazı arıtma sistemlerinde mecvuttur.ayrıca elektrostatik filtrelerle külün %99'u tutulmaktadır.Bunlar mümkün olduguna göre, çevreye ve insana saygılı termik santrallerin yapılabiliceği kanısındayım.
 

Fatih Özcan

Site Kurucusu
Site Kurucusu
Kayıt
7 Aralık 2008
Mesajlar
3.535
Beğeniler
3.550
Şehir
Astana
#4
Evet yapılabilir bende belirttim bunu. Fakat bunun için işini bilen teknik siyasetçiler veya işini bilmesede laf dinleyen ve maddi yardımda bulunan siyasiler gerekmektedir. Buda bizlere arada sırada denk geliyor kanısındayım.
 

Özge Gökmen

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
26 Şubat 2009
Mesajlar
88
Beğeniler
31
#5
Kömürle çalışan termik santralların çevresel etkileri ve önleme olanakları

Önleme Olanakları

· Desülfürizasyon ünitesi (Flue Gas Desulfurization - FSD) SO2 gazının % 95’ini tutabilmektedir. Ancak FSD üniteleri sadece kükürtü tutmaktadır. Çevreye zarar veren diğer etkenler bu sistemden etkilenmezler. Bu ünite baca gazındaki SO2’i bazik karakterli maddeler çözeltisi içinden geçirerek katı maddelere dönüştürür. Oluşan bu kükürtlü bileşiklerin bir kısmı kimya ya da gübre sanayisinde kullanılabilse de, yine de ortaya önemli bir katı atık sorunu çıkmaktadır. Düşünülen başka bir yöntem, SO2’i çeşitli kimyasal işlemlerle alçı taşına dönüştürmek ve bu taşlardan briket yapımında yararlanmaktır. Ancak alçı taşı kanserojen bir madde olup özel yöntemlerle saklanması gerekir. Diğer bir düşündürücü konu, desülfürizasyon ünitesinin maliyetidir. Örneğin 1991’de Çevre Bakanlığı Kemerköy Termik Santralı’nın 1,182 trilyona malolacağını hesaplamış, aynı kaynak desülfürizasyon ünitesinin 1,070 trilyon liraya yapılabileceğini ileri sürmüştür.



· Bacadan yayılan diğer maddeler, uçucu küllerdir (partiküler madde - PM). Bu küller ve filtrelerde biriken tozların oluşturduğu yığınlar, termik santralların yarattığı en önemli sorunlardan biridir. Toz ve kül tutmaya yarayan elektrostatik filtreler % 95 - 99 oranında işe yarasa da, bir termik santralın en sık arızalanan üniteleri elektrostatik filtreler olduğundan ve arıza süresince üretimin durdurulup durdurulmayacağı belirsiz olduğundan bu ünitelerin işlevseliği kuşkuludur.

Bu iki yöntem sadece SO2 ve PM’nin yarattığı kirliliği önlemeye yöneliktir ve kömürle çalışan termik santralların diğer atıklarını (NOx, CO, O3 gibi) filtre etmez.
 

Emre Türk

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
24 Şubat 2009
Mesajlar
19
Beğeniler
2
Şehir
Bursa
#6
örneğin kemerköydeki termik santralde elektrostatik filtre %99 'un üzerinde ir verimle çalışmaktadır.Ayrıca herhangi bir arıza gerçekleştiğinde (elketrostatik filtrelerde) işletme hemen stop vaziyetine getirilmek zorundadır.Aksi takdirde işletme müdürünü ceza evine gönderebilecek yaptırımlar vardır.Hiç kimsenin bu riski göze alabileceğini tahmin etmiyorum...
Bildiğim kadarıyla da şuan NOx baca gazı arıtma sistemleri mevcuttur.Yani birtek sorun CO2dir.Bu da Türkiyenin değil, dünyanın genel bi sorunudur.CO2i tutabilcek bir teknoloji mevcut deildir....
 

Özge Gökmen

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
26 Şubat 2009
Mesajlar
88
Beğeniler
31
#7
Karbon emisyonları sadece termik santrallerde değil. Birçok faaliyette karşımıza sorun olarak çıkıyor ve çıkmaya da devam edecek gibi görünüyor. Karbon emisyonlarının kontrolü ve azalımı ile ilgili biliyorsunuz Kyoto Protokolünde bazı maddeler geçmekte. Türkiye'nin ne yazıkki Kyoto Protokolünü imzalamadaki tavrını hepimiz biliyoruz.

Yönetimsel anlamda kapsamlı bir strateji oluşturamadığımız sürece bu tarz kirliliklerle baş edebileceğimizi düşünmüyorum ben kendi adıma ne yazık ki.
 

M. Çömlekçioğlu

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
31 Mayıs 2011
Mesajlar
4
Beğeniler
1
#8
Cevap: Türkiye'de Enerji İhtiyacı ve Termik Santraller

Termik santrallerde emisyonları azaltmaya yönelik çalışmalar yapılmakta, ancak kül sorunu için hala bir çözüm bulunmuş degil.
 

zuhall

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
2 Mart 2009
Mesajlar
184
Beğeniler
28
Şehir
Manisa
#9
Cevap: Türkiye'de Enerji İhtiyacı ve Termik Santraller

Termik santrallerin çevreyle ilgili çok büyük sorunları var.Ancak bu sorunların giderilmesi ancak ve ancak üst kurullarda alınan kararlar ile gerçekleşebilir. FGD ya da e.filtre yapım ve işletim maaliyetleri trilyonları buluyor. Bu nedenle son derece büyük yatırımlar ve bizim memleketimizde ç.evreye bu yatırımı zorunlu olmadıkça yapmıyor. Yapımı bir maaliyet bir de işletmesinin mükemmel olması lazım.
 

qrafiqer

Kayıtlı Kullanıcı
CMNet Üyesi
Kayıt
12 Temmuz 2010
Mesajlar
180
Beğeniler
28
Şehir
Ankara
#10
Cevap: Türkiye'de Enerji İhtiyacı ve Termik Santraller

Elinde termik santral fizibilite çalışması olan var mı?
 

Yukarı Alt